Gönderi

8/10
·208 syf.··
2020 15. kitabı
her kitabı elime aldığımda farklı anlamlar bulduğum bu eserde , "basiretsiz" dediğimiz insanların içinde aslında nasıl fırtınalar koptuğunu , Okuduğu yabancı romanların etkisi ile Raif efendi, kendi deyimiyli yaşamaya değer bulmadığı boş hayatını doldurmak için babasının onu Berlin'e sabunculuk işini öğrenmek için gönderme teklifi ona adete altın tepsi'de sunulmuş bir mükaffattı . Gittiği resim sergisindeki gördüğü tablo aslında yıllarca içinde bulunduğu boşluğa dokunmustu tablodaki şaheser aslında ruhuna dokunan hayallerindeki kadındı . Maria puder ile yaşadığı aşkı babasının ölümü ile ayrı iki ülkede atan tek kalp haline getirir onları. marianin ölümünden habersiz olan Raif efendinin yıllarca ihanete uğradığı düşüncesi adeta insanlar ile arasına bi set kurar. tekrar aldatılmak korkusu ona ilk psikolojik intiharını tattırır. Marianin yıllar önce öldüğünü öğrenmesi ile kendini ona karşı olan haksız ithamı yüzünden ruhunada son vermesi. yaşayacağı vicdan azabının bir kurtuluşu olmuştur .   türk edebiyatının belki de en derin karakterini yaratan eser. dıştan kabullenmenin, içten isyan etmenin öyküsüdür raif efendininki. kendine kurduğu küçük dünyada hapsolmayı özgürlük olarak görüşündeki paradoks insanı çıldırtır. yalnızca bir not defteriyle yaşayabilen, nefes alabilen bir adamdır karşımızdaki. bir kez gerçekten yaşamıştır, ve bunun tekrarının kabil olmadığını anlamıştır. bundan sonrası bir hatıraya sarılmaktan ibarettir. insanın bir maddi hayatı bir de iç dünyası olamsı şarttır ama bunların birbirine uygun olacağını, birbirine benzeyeceğini iddia etmek yanlış olur der kitap. raif efendinin maddi hayatı ne kadar fakir ve sıradansa, iç dünyası o kadar zengin ve sıradışıdır. dünya her birimiz için yalnız onu algıladığımız şekliyle, yalnız zihnimizde mevcuttur ama zihnin bu dünyaya katabileceği derinliğin bir hududu yok mudur? raif efendinin bize gösterdiği böyle bir hududun var olmadığıdır. zihninin içindeki alemi yaşadığı her gün derinleştiren bu adam her gün aynı şekilde traş olmakta, işe gitmekte, akşam elinde nevaleyle eve dönmekte, kendisini anlamaya asla uğraşmamış ailesiyle aynı çatı altında olmayı sürdürebilmektedir. fakat buna dayanacak kuvveti nereden bulmaktadır? çoğu insanın içini kemiren kendini anlatma gayreti nasıl olup da bu adamın yanından geçmemektedir? bir kez anlatmıştır kendisini, anlayabilecek olana, ve tekrar etmeye uğraşmamıştır bunu, o bir defanın hatırasıyla yetinebilmiştir. raif bey yetinmeyi bilmenin insanıdır. dostoyevskinin yeraltı adamının kardeşi gibidir raif efendi. herşeyin farkında olan, kendini küçük dünyasına hapsederek gerçekten kaçmaya çalışan adamlar. ama dostoyevskinin karakterinde öfkeye dönüşen, bulduğu her fırsatta herkese saldıran farkındalık raif efendide çelebice bir kabullenişe sebep olur. "batı" dediğimiz şeyden bizi ayıran zihniyet üzerine hoş bir detaydır kanaatimce bu. raif efendi benzediğimiz değil, benzemek istediğimiz adamdır. hayatımızın acıtan gerçekliğiyle baş etmenin yolunu bulamayışımıza inat küçük dünyasında avunmaktadır, aslında avunmaktan fazlasını yapmakta, çoğumuzdan daha gerçek bir hayatı yaşamaktadır. şayet yaşasaydı da okuyabilseydi dostoyevskinin en sevdiği romanlardan biri olurdu kürk mantolu madonna. bu topraklardan bir sabahattin ali, bir raif efendi çıktığı için mutluyum. ne raskolnikof ne stavrogin bu coğrafyanın hissiyatını anlatamaz çünkü.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Martı Yayınları · 2019376bin okunma
·
16 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.