İnsan taifesi gariptir;
yalnızlığını kendi ruhundaki kifayetsizlikte değil, devrin çürümüş nizamında arar. Herkes cemiyetin estetik anlayışına, insanların sahte yüzlerine, zamanın bozulmuş ahlâkına veryansın eder; lâkin dönüp de kendi mizacındaki kabalığa, ruhundaki çirkinliğe nazar etmez.
Halbuki bazı kimseler vardır ki, girdikleri mecliste havayı karartır; ne letafet bilirler, ne zarafet… Fakat buna rağmen kendilerini “anlaşılmamış ruh” addederler. Kendi sevimsizliğini hikmete, iticiliğini ise derinliğe tahvil etmeye çalışırlar.
Cemiyet elbet kusurludur; lâkin insanın en müşkül imtihanı, kendi nefsindeki çürümenin kokusunu fark edebilmesidir. Zira herkes dünyayı bozuk ilan eder de, pek azı aynaya bakacak cesareti bulur