“Hiç kimseyi memnun etmek için yaşamıyoruz; bunu kabullenmek lazım.” deriz ya, mesele tam da burada başlar. Çünkü bu düşünce herkese karşı aynı kolaylıkla uygulanamaz. Gönül, akıl gibi değildir; her şeyi mantığın dar sınırları içinde değerlendiremez. Kimi zaman yanlış olduğunu bile bile bir insana, bir hatıraya ya da bir ihtimale tutunur.
Hayat da kişisel gelişim kitaplarının, yaşam koçlarının ya da sürekli mutluluk vaat eden söylemlerin anlattığı kadar kusursuz bir yer değildir. İnsan bazen neyi neden yaptığını bilmeden yürür, bazen de hiçbir anlam bulamadığı hâlde yaşamaya devam eder. Çünkü anlamsızlık da yaşamın bir parçasıdır; tıpkı umut, sevgi, özlem ve hayal kırıklığı gibi