·200 syf.····Okunma: 29 Nisan 2020 12:00 Adeta yaşama sanatının derslerini veriyor. Bir farkındalık, bir kişisel gelişim kitabı. “Uyanış Çağrısı” ile başlıyor kitap. Başınıza gelen kötü bir olayı iyiye çevirmemizin yolu o uyanışı gerçekleştirmek çünkü. Julian’da geçirdiği bir kalp kriziyle uyanışını gerçekleştiriyor. Bu hastalığı kendi gelişimi için bir fırsat biliyor ve Hindistan’da aldığı dersleri öğretiyor bizlere.
“Öğrenci hazır olduğunda öğretmen gelir” kitabın en etkileyici cümlelerinden. Fiziken, ruhen ve zihnen mucizevi bir dönüşüm gerçekleştiren Julian’ın hikayesinde;
Düşünme şeklimizin alışkanlıklarımızdan kaynaklandığı, belirli bir anda ne düşüneceğimizi belirleme gücüne sahip olduğumuzu,
Bütün gün üzerinde düşündüğümüze dönüştüğümüzden olumsuz düşünceleri olumlularla değiştirmenin önemini, uyumadan önceki on dakika ve uyandıktan sonraki on dakikalık sürenin bilinçaltı üzerinde büyük etkisi olduğundan bu süreçte ilham verici ve huzurlu düşünmemiz gerektiği,
Zihnimizden kaygı ve korkuyu sildiğimizde daha genç ve sağlıklı olacağımızı,
Zihnimizi mükemmel bir hizmetkar ya da berbat bir efendi yapmanın bizim elimizde olduğu, olumsuz düşünen biri haline gelirsek bunun zihnine özen göstermediğimiz anlamına geldiğini, zihnimizi gerçekte vücudundaki kaslar gibi çalıştırıp güçlendirmemiz gerektiği,
Kendimize özen göstermeden bir başkasına özen gösteremeyeceğimiz,
Kötü beslenme şeklinin yaşam üzerinde etkisi olduğunu ve zihin açıklığını etkilediği,
Her gün sadece yarım saat okumanın bile yaşamımızda keyifli bir değişikliğe yol açacağını,
İradenin zekadan üstün olduğunu, kendini gerçekleştirmemiş bir kişinin sana hakaret ettiği bir ortamda dilini tutmanı sağlayan şeyin irade gücümüz olduğu, aynı zamanda başkasına ya da kendine verdiğin sözleri tutma gücünü verenin de yine irade gücümüz olduğu,
Gelişimimiz için hataların gerekli olduğu ve aslında yaşamda hataların değil derslerin olduğu,
Yaşamdaki sınırları yalnızca bizim belirlediğimiz, kendi güven çemberimizden çıktığımızda ve bilinmeyeni keşfetmeye cesaret ettiğimizde gerçek insani potansiyelimizi ortaya çıkarmaya başlayacağımız,
Gülmenin ruhun ilacı olduğu ve içimizden gelmese bile aynaya bakıp gülmenin bizi harika hissettireceği,
Mutluluğun bir hedef değil bir yolculuk olduğunu unutmamamız gerektiği ve mutlu, doyurucu bir yaşamın “anı yaşamak” adı verilen süreçte olduğu,
Yaşamın küçük zevklerini görmezden gelerek büyük zevklerin peşinde koşmakla zaman harcamaktan vazgeçmemiz gerektiği,
Yaşamın her zaman istediklerimizi vermediğini ama ihtiyacımız olan şeyleri verdiğini,
Küçük zaferlerin büyük zaferlere yol açacağını,
İhtiyaç sandığımız birçok eşyanın hep sahip olduğumuzdan daha fazlasını istememize yol açtığı fakat sade yaşamın insanları daha çok tatmin edebildiği,
Mutluluğun gerçek sırrının yapmayı gerçekten sevdiğin şeyin ne olduğunu bulup enerjini buna yönlendirmen olduğu fakat bunu yaparken de en üst amacımızın yaşama hizmet etmek olması gerektiği,
Evin ne kadar büyük araban ne kadar gösterişli olursa olsun sonunda yanında götüreceğinin vicdanın olduğu ve yaşam kalitenin yaşama yaptığın katkıyla belirleneceği, başkalarının yaşamını iyileştirmek için çalıştığın takdirde dolaylı olarak kendi yaşamını da iyileştireceğini,
Evrenin cesur olanın yanında olduğu, bu dünya üzerindeki her varlığın ve nesnenin ruhu olduğu, tüm ruhun ise tek bir ruh olarak Evrenin Ruhu’na aktığı anlatılıyor.
S.Y. 🖌