Gönderi

10/10
·160 syf.··
2016 231. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2016 14:38
14 Temmuz 2016 Perşembe. Bu tarihi bir yana not ediyorum, çünkü bugün, bu yaşımda hem de, yani çok geç kalmış olarak, Çehov'la tanıştım. Bunca senedir, defalarca tavsiye edilmesine, benim de içten içe iyi bir yazar olduğunu doğrudan kabul etmeme rağmen okumamıştım işte...ama bugün...bugün, 40 senelik mahallemizi hep beraber, zenginler otursun diye, lüks sitelerle doldurmak için, iş ve elbirliğiyle yıkmaya devam ederken inşaat şirketleri, her zaman, çocukluğumdan beri görmeye alışık olduğum bütün bu binalar şimdi sanki savaştan çıkmış, bombalanmış gibi, hepsinde tek bir insan olmadan bomboş, paramparça halde yıkılırken, dozer seslerini dinleye duya okudum kitabımı...onlar yıkarken bende bir kez daha aynı düşünce büyüdü: bu dünyadan edebiyatı sevmiş olarak gidebilmek de güzel, bu hayatı edebiyatla sevebilmek, edebiyatla anlamaya çalışmak. Bana bunu yapabilmek her zaman güzel gelmiştir...İşte Çehov'un muhteşem, muazzam güzellikteki eserini, hikâyelerini okurken hep bunları düşündüm...ama... Çehov okumak değilmiş bugünün tek sürprizi... Nasıl senelerce Zezé'yi, Gabriel'i, Âdli'yi, Horacio'yu ve diğerlerini sevdim ve içimde taşıdımsa, bugün de Gusev'i tanımak varmış işte, ölümü bekleyen Gusev'i, ölümü beklerken daldığı hayallerde köyünü, kardeşini, ailesini özleyen ve tanrısına bir kez daha onları görmek için yakaran Gusev'i, temiz, pak, masum... Kitabı bitirince bir kez daha okudum bu hikâyeyi. Bütün hikâyeler öylesine incelikli, öylesine ince ince ve güzellikle dokunmuştu ki bu karaktere duyduğum sevginin abartılmış olup olmadığını düşünmeden edemedim; ama okuyunca gördüm ki değişen bir şey yok, cesedi okyanusun derinlerine doğru, karanlığa kayıp giderken hissettiklerim değişmedi, hikâyenin sonundaki o morlu, sarılı pembeli ışıkların denizde oynaşmalarını da gördüm hem...Bir daha Gusev'i unutmak yok. Bu kitaptaki hikâyeleri bu kadar güzel, dokunaklıysa, kimbilir diğerleri nasıl? Bütün hikâyelerde Ekim Devrimi öncesi Rus toplumunun eşitsizliklerini lafı esirgemeden eleştirdiği gibi, Çehov bir yandan da, aynen Stefan Zweig gibi, insan hisleridir, diyor bize; insan hisleridir, insan hissettikleridir, diyor. Tek tek her hikâyede yalın, tertemiz bir dille berrak, duru karakterler anlatıyor Çehov, bu karakterlerin her biri her hikâyede kendine özgüler, bunu yapabilmek bir yazar için büyük bir başarı değil mi, kısa bir hikâyede bin tane dil oyunu yapmak yerine, çok net, tertemiz bir netlikte dertli, yalnız, büyük kararlar alan, üzülen, kibirlenen, ölen karakterler yaratabilmek...birbirinin aynısı, kopyası olmayan ve sayfada canlanan, yaşayan karakterler yaratabilmek...ve bunu bir de duru, yalın, sade bir dille yapabilmek...Nadya hayatının kararını verirken onun gibi cesur olabilmek, ya da kedi yavrularına büyüklerin vurdumduymazlığına çocuk olarak ağlayabilmek, acımasız narsist bir prensesin yüzüne gerçekleri söyleyebilecek kadar kendinden emin olmak, ya da zavallı mazlum, mahrum küçük hizmetçi varka'nın uyumamak için bütün çabasına rağmen her defasında uyuklaması ve sahiplerinden işittiği azarların, ezilmesinin karşısında içimiz ezile ezile ona bakakalmak... belki de Çehov sadece bu kitabı, bu hikâyeleri yazmış olsaydı bile edebiyata katkısını yapmış olacaktı. Diğer hikâyelerini düşündüm de, bu yaz mutlaka onları da okumalıyım; eylüle dek conradlar, cortazarlar, yaşar kemaller ve diğerleri arasına Çehov'u da almak zorundayım...ve bunu düşündükçe klasiklerin vereceği heyecanı düşünmeden edemiyorum: karamazov kardeşler, ecinniler, anna karenina, savaş ve barış, hatta tutunamayanlar, nasipse elbette, belki, yapabilirsem, bir gün.. Çehov'u hâlâ okumayan varsa, benim gibi, mutlaka, ama mutlaka, öneriyorum..
Anton Çehov'dan HikayelerAnton Çehov · Bilge Kültür Sanat · 20073,714 okunma
··
414 Gösterim
28 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Cem
Gönderi Sahibi
Demek ki; poe, maupassant, o'Henry okunacak...Refik Halit Karay' in rengârenk hikayeleri bir kez daha tadilacak...
Teşekkür ederim Zafer hocam, değerlendireceğim mutlaka. Çehov'a da başlayacağım yakın zamanda, Maupassant'ı da neden okumayayım ki? Okunacak çok şey var....
Hocam son olarak, Tomris Uyar'ın öykülerini de tavsiye ederim size. Sizin gibi bir öykü seven birinin yorumlarını merak ediyorum Tomris Uyar hakkında..
Cem
Gönderi Sahibi
Sefiller daha 4 sayfa okudum, hakan hocam kızacak:)))
Cem
Gönderi Sahibi
Bozkır adlı hikâyesi rom an gibi ve muazzam bir lezzeti var..yegoruşka'nin hayatından kısa bir bölüm ama ne güzel..Hele o fırtınalı kısımlar...
Reklam
Hocam sizin öykü sevginiz yeter :) O zaman Sefiller ile baş başa bırakıyorum sizi :))
Cem
Gönderi Sahibi
Bu soruya hakan hocam ve zafer hocam cevap verebilir..ben edebiyat okudum universitede ama bu sorunun cevabını bilmiyorum....çehov varsa gerisi çok da önemli değil gibi..yahu bu sefiller'i okurken uzak kalmak istemiyorum , araya sıkıştırmak lâzım:))
Tamamdır hocam :) Ya bununla ya da ciltli ile başlayacağım yakın bir zamanda. Öykü aslında apayrı bir yeri var edebiyatta. Romandan çok farklı bazıları, bazıları ise (uzun öykü) romana çok benziyor. Büyük öykücülerden O. Henry ve Poe'yu okumuştum ve bana öykü sevgisini onlar aşılamışlar idi. Bir de yanılmıyorsam dünyada 4 büyük öykücü kabul görülüyormuş? O. Henry, Poe, Çehov ve Maupassant. Doğru mudur hocam?
Tamamdır hocam, bu başlangıç için iyi diyorsunuz herhalde? Ciltli olanla başlasam nasıl olur?
Reklam
Cem
Gönderi Sahibi
teşekkür ederim zafer bey... iyi ki edebiyat var, ve siz de , hakan hocam gibi :)