* 1993 Nobel ödüllü olan yazar bu ödülü alan ilk siyahi kadın olma özelliğine sahiptir. Irk ve ırkçılık ayrımını, ötekileştirmeyi, ayrımcılığa, çekiç vurmayı kendine misyon edinen rolüyle yaşadıkları acılara şahit oluyoruz.
** 1940'ların Amerika'sının hakim beyaz sınıfında beğenilme ve hoş görülme arzusuyla yaşayan 11 yaşındaki Pecola beyaz ve mavi gözler onun için vazgeçilmez bir saplantı ve tutku halini almıştır. Yaşadığı toplumun temel yargı ve değerleri ekseninde sevilme ve mutlu olmanın formülünün mavi gözlere sahip olmada görür.
*** 1940 Amerikasının toplumsal yaşamına dikkat kesildiğimizde ırk ve ırkçılık olaylarının tavan yaptığı adeta ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bir yaşayış ve toplumsal düzensizliğin olduğunu görürüz.
*** Bu kitap diğer ırkçı ve ırkçılık eserlerinden ayıran en önemli özelliği insanların yaşadıkları bu eşitsiz, adaletsizliğin, ırk ayrımcılığını içselleştirmiş ve kabullenmiş olmalarıdır. Bu düşünce ve davranışları yıkmaktan ziyade bir çaresizlikle boğun eğiş vardır.
**** Siyahi olduğu için kendini çirkin sanan, yaşadığı tüm toplumsal problemin bu nedende yattığını düşünen Pecola tüm acılara son vermenin yolu olarakta her gün dua ederek mavi gözlere sahip olmayı ister. Bu büyük travma ve suç haliyle insan denen yaratığın acımasızlığına şahit oluruz.
***** Irk ve ırkçılık üzerine enfes bir kitap... Mutlaka okuyun...