·320 syf.····Okunma: 05 Kasım 2020 00:08 Hakkında çok okuduğum, çok araştırdığım, beni derinden etkileyen ve Sırbistan’da bir örneğini bizzat gezme şansını yakalamış olduğum Nazi toplama kamplarından en büyük ve en karanlığı, Polonya’da bulunan Auschwitz-Birkenau üzerine kaleme alınmış olması nedeniyle okumak istediğim bir eser.
Bunu kolay kolay hiç bir kitap için söylemem, fakat tam bir zaman kaybı oldu benim için.
Neden mi? Sıralayayım;
1) Yazar yazar değil. Kendini ‘yazar’ olarak adlandıran bu bayan, para kazanmak için doğru bir yol tutturmuş altmışlı yaşlarında bir kadın yalnızca. Kitabın elle tutulur hiç bir edebî yönü yok.
2) Başkarakter: Nazi işbirlikçisi, canını kurtarmak için her şeyi yapmış, kendi ırkına karşı çalışmış, bunun karşılığında Alman hükümetinden maaş almış bir adam.(İnsan keşke haysiyetiyle ölseydi diyor) Tabii ki kitapta yüceltildikçe yüceltilmiş.
3) Mekân: Konu hakkında daha önce de okumuş bir okur olarak Auschwitz’in karanlık tablosuna sadık kalınmamış, anlatılması gereken bir çok şey es geçilmiş ve sonuç olarak kitap onbeşli yaşlara hitap eden bir ergen romanı olmaktan öteye gidememiş.(Not: zaten yazarın hitap etmek istediği kitle de orası bence)
Sonuç olarak elimde, bu sektörü ve nasıl köşeyi döneceğini çok güzel çözmüş bir yazarla(!), hikayesini anlatarak kendini aklamayı başarmış gibi görünse de Nazi işbirlikçisi olduğunu satır aralarından çıkardığım, kendi dininden ve ırkından olan o zavallı insanlar öldürülürken, kıvrak zekasıyla(gerçekten önünde eğiliyorum) her defasında yırtmayı ve ikili oynamayı başarmış bir Slovakyalı yahudi(!)nin bir araya gelip, ticarî kaygıyla ortaya çıkardığı bir roman var.
Bu hassas konunun bu kaygıya alet edilmesi ve konu hakkında meraklı okurların bu yönden aldatılması beni ziyadesiyle öfkelendirdi.
Böyle kitapların basılması için kesilen onlarca ağaca samimiyetle üzülüyorum.
Bu sefer şöyle diyeceğim:
Okumayınız.