·400 syf.····Okunma: 08 Kasım 2020 16:03 Söze nereden başlasam bilmiyorum. Ala (Kırmızı Oda dizisindeki Alya) beni o kadar etkiledinki kafamı toparlayıp bir şey diyemiyorum bile. Küçücük yaşında bence hepsi ayrı hasta insanlarla baş etmek zorunda kalmış. İstanbullu Gelin diziside bu kitaptan esinlenilmiş(!) ama o kadar değiştirmişlerki keşke dizi reklamını yaparken "gerçek bir olaydan esinlenilmiştir" denmeseydi. Çünkü o dizinin yaşanılan şeylerle uzaktan yakından benzerliği yok.
Kitapta Ala adındaki genç bir kızın hayatını okuyoruz. Annesini (Süreyya) Istanbuldan getirmiş Ala'nın babası. Oldukça zengin olan babannesi (Esma Sultan) ailesine, oğluna yakışan gelini kendisi seçmek istemiş fakat durum böyle olmayınca Süreyya'yı kabul etmemiş. Esma Sultan tam bir otorite hatta bu otoriteyi cinsiyetini bile redderek, artık erkek olduğunu iddia ederek evde hüküm sürmüş. Sadece oğullarını sevmiş aslında buna sevgide diyemeyiz onlar üzerinde otoritesi var ama yinede oğullarını gelinlerinden kıskanıp kendisiyle vakit geçirmelerini sağlamış. Süreyya hep Esma Sultan'a yaranmak için uğraşmış bu çabası karşılık bulmamış. Ala'nın babasıda hapiste olunca çıktıktan sonrada içkiye düşüp karısıyla çocuğuyla ilgilenmeyince zaten mutsuz olan Süreyya bir karanlığa hapsolmuş. Onada asla kızamıyorsunuz çünkü Süreyya'da hasta. Bu hastalıklı durumu bir takım olaylarla iyice desteklenince olan Ala'ya oluyor. Keşke baba gerekeni yapmış olsaydı dedim okurken ya da keşke Esma Sultan farklı olsaydı. Kitabın sonunda pek tatmin olmadım. Ala'nın sadece dışı değişmişti bence içinde hâlâ az bile olsa fırtınalar vardı. Acaba şimdi nasıl diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Inceleme yaparken spoiler vermemeye gayret gösteriyorum bu da çok zorluyor. En iyisi siz kitabı okuyun ya da dizide de birebir işlemişler diziyide izleyebilirsiniz.