·472 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ekim 2019 14:24 "Sırrını rüzgara fısıldarsan ağaçlara söylediği için onu suçlayamazsın."
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Khaled Hosseini, Afganistan doğumlu. Çocukluğu Afganistan'da geçiyor. Yazdığı her romanda ülkesinden izler taşıyor Hosseini. Bütün kitapları duygu yüklü. Ben ilk olarak Bin Muhteşem Güneş'i okudum. Bu kitap sizi derinden etkilemek için yazılmış. Bildiklerinizi, hayatınızı sorgulatmak için. Meryem ve Leyla karakterlerinin bu kadar kuvvetli oluşu sizi Afganistan'a ışınlıyor ve bir daha geri dönemiyorsunuz. Kadınların başına gelenleri sadece oturup izlieyebiliyorsunuz. "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima bir kadını gösterir. Bunu hiç unutma Meryem." diyor Meryem'in annesi. Bence bu kitapta yaşanılanlar tek bir ülkenin, tek bir milletin kara lekesi değil. Kadına bakış açısı bu olan bütün insanların kara lekesi. Kadınlar yaptıkları hatta yapamadıkları şeyler için dayak yiyor sürekli. İşte bu bakış açısının değişmesi gerekiyor öncelikle. Çünkü kadını yok sayan bir devletin parlaması mümkün değildir.
"Bu kentin ne çatısını aydınlatan ayları sayabilirsin
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi."