Genç Werther'in Acıları. Kitabın ismi bile çok mu hüzünlü, çok mu depresif,acaba okumasam mı düşüncesi yaratıyor insanda. Goethe bu kitabı üç ay gibi kısa bir sürede yazıyor ve sonrasında kitap bırakın Almanya'yı bütün dünyada bir patlamaya sebep oluyor. Werther'in yaşadıklarını okuyan çoğu genç intihar ediyor,üstünden çıkarmadığı mavi frak,sarı yelek ve çizmeler moda oluyor. Napoleon bile yanında taşıyor kitabı ve birkaç kez okuduğu söyleniyor. Türkiye'de de ilk kez Nurullah Ataç çeviriyor 1930 yılında. Türk edebiyatında da aynı etkiyi yaratıyor Goethe. Bu kitabın diğer kitaplarından daha sansasyonel oluşunu Goethe'nin kendini Werther'in yerine koymasına bağlıyor eleştirmenler. O zamanlar Charlotte adında bir kıza duyduğu karşılıksız aşkı baz alıyor Werther'i yazarken. Werther'in aşkının adı da 'Lotte'. Werther'in Wilhelm adındaki arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşuyor eser. Mutluluğu da hüznü de çok ağır yaşıyor Werther. Bir mektubunda Wilhelm'e "Bizim en mutlu olduğumuz anlar,Tanrı'nın bizi sevimli bir deliliğin içine sürüklediği anlardır ve biz de çocuklara aynı biçimde davranmalıyız." derken, diğer mektubunda "Soğuk ve güçsüz bir biçimde karşımda duran birini, ben de mutlulukla dolup taşan yüreğimle mutlu edemem." diyor. Duygu değişimlerini roman boyunca kendinizde de hissediyorsunuz. Bana kalırsa Lotte'ye duyduğu aşk zamanla saflığını yitiriyor ve bir saplantı haline dönüşüyor. Sonrasında neler olduğunu da siz okuduktan sonra konuşalım.5/5 #hergünebirkitap