·192 syf.····Okunma: 14 Kasım 2020 15:45 "Neden öfkeliyiz, neden yetersiz hissediyoruz, çocuğumuzun ufacık yaramazlıklarına neden kocaman tepkiler gösteriyoruz, içimizde bir türlü dolmayan bu boşluk hissinin kaynağı ne?"
Çocuklarımıza karşı yaptığımız çok çok fazla hata ve haksızlık var.
Kendi çocukluğumuzu bir düşünelim..
Masanın üstüne, bardağın içindeki suyu döktük diye kızılmasını ister miydik? Oyuncak oynarken etrafı dağıttığımız için şaplak yemeyi? Ya da bize heyecanlı gelen ve bir an önce anne babamıza anlatmaya hevesli olduğumuz bir şeyi söylemeye çalışırken "Sus bi ya! İşim var! Git içeri oyna!" denmesini ister miydik?
Daha bir çok misal verebiliriz. Ve bir çoğunu kendi küçüklüğümüz de yaşadık.
Uzun süredir yetişkinler de olan agresif, öfke, şiddet, sapıklık, tecavüz etme, pedofili vs gibi psikolojik durumları ortaya koyan sorunların sebebi merak ettim. Okuduğum bir çok kitap da anladım ki her şey çocukluktan geliyor!
Kişinin karakteri, huyu suyu bebeklikten oluşmaya başlıyor. Mesela bir çocuk düşünelim "Selma". Selmanın yaptığı "yaramazlıklar" olunca, annesi onu odasına kapatarak cezalandırıyor. Zamanla Selma da yalnızlık korkusu, terk edilme korkusu hatta panik atak gibi durumlar ortaya çıkıyor. "Burak" sürekli eleştiri görüyor ebeveyninden, büyüyünce sürekli eşini çocuğunu eleştiren, kendisine güveni hiç olmayan biri oluyor. Ya da "Zeynep", çocukluğun da gördüğü cinsel istismar sebebiyle büyüdüğün de, kadın olmaktan utanan ve hatta evlenip eşiyle yakınlık kuramayan biri oluyor. Sürekli şiddet görmüş bir çocuk sürekli şiddet gösterecektir çocuğuna. Vs..
Elbette ki bu durumda ailelerimizi suçlayalım, senin yüzünden böyleyim diyelim demiyorum. Unutmayın ki anne babalarımız da bir zamanlar birilerinin çocuklarıydı! Yani zincir şeklinde kısır döngü gibi babadan oğula, anneden kızına aktarılan huylar ediniyoruz.
O halde ne yapmak gerek?
Bunu öncelikle kendime soruyorum.
Ne yapmalıyım? Çocuğumun da ben gibi eleştiri, sevgisizlikle mi yetiştirmeliyim (misal verdim)?
Yazar öncelikle çocukluk yaralarımızı kabul etmemizi istiyor. Kabul edelim ki geçmiş yaralarımızı iyileştirmek için adım atmış olalım. Sonrasında ise kendi çocuğumuzun yerine kendimizi koyarak (çocuk olan bizi) kendimize nasıl davranmamızı istiyorsak öyle davranalım çocuğumuza.
Yazacak çok şeyim var ama uzatmayayım.
Çocuklarımız bizi annelerimizle birlikte koşulsuz, tüm hatalarımız, eksikliklerimizle seven tek varlıklar.
Onlara sahip çıkalım.
Dünya ya bırakacağımız en büyük miras, en güzel hediye, sevgi dolu iyilik sever, güzel ahlaklı insanlardır.