images.app.goo.gl/evr4TBDw8ShTPhNc9 ⤴(bknz.)
Bir ressam, resmini yaptığı şeyin, yaptığı şey olmadığını neden iddia eder?
Magritte'e göre pipo olmayan pipo, sizlere göre bir pipo mudur, yoksa değil midir?
Eğer Magritte’in dediği gibi bu bir pipo değilse nedir?
Ya da görseldeki bir pipoysa, içine tütün koyup dumanını ciğerlerimize çekebilir miyiz?
Eğer bu bir pipo değilse, neden görür görmez veya "bu nedir?" diye sorulduğunda akla ilk olarak pipo gelir?
(Değerli düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. )
Peki sizlere bu bir pipo da değildir, bir pipo resmi de desem, ne düşünürsünüz?
Örneğin bana göre görsel, piponun resim olarak temsil edilişi ve kelimeyle temsil edilişinden başka bir şey değildir. Yâni o ne bir pipodur ne de değildir; pipoyu temsil etmenin iki ayrı yoludur ve algının-imgenin "dilin otoritesine" meydan okuyan bir paradoksudur. Daha da derine inersek, pipo da pipo değildir.
Şöyle ki; pipoyu pipo yapan şey pipo olma işlevini yerine getirebilmesidir. Oysaki pipo resminin içine tütün koyup içemeyiz. Resmedilen piponun gerçeğinin içine tütün koyup içebilseydik de o bir pipo olmazdı, zirâ pipoya pipo diye ad takan yine bizleriz. O öz olarak şekil verilmiş bir lületaşı veya ağaçtır.
(#ezcumlem Platon'un idealar dünyasında nesnelerin herhangi bir gerçekliği yoktur, dolayısıyla piponun gerçek bir pipo olması da mümkün değildir. Olsa olsa kusurlu kopyası, taklidi ve temsili olabilir. (tümeller tartışması bağlamında)
Görünüş ve gerçeklik, kelimeler ve şeyler hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Gördüğümüz şeyler gerçek midir, yoksa bizim onlara taktığımız adlardan, idealardan, yüklediğimiz anlamlardan ve birer görüntülerden mi oluşur?
Magritte bir röportajında,
"Ünlü pipo resmi... Bu yüzden beni hayli kınadılar! Oysa, bu pipoyu doldurabilir misiniz?
Hayır, değil mi, yalnızca pipoyu gösteren bir resim bu. O halde, eğer tablomun altına "bu bir pipodur" diye yazsaydım, yalan söylemiş olurdum." der. Sizce de çok haklı değil mi ?
Sürrealist ressama göre, ad, (pipo) desenle (pipo) çelişmiyor, başka bir biçimde olumluyor.
İşte Foucault bu sıkıştırılmış barut metinde, Magritte’in dediğini kabul eder ve bir adım daha ileri gider: Yâni
"Bu bir pipo değildir" önermesinin yazısını, imge ve manâ arasındaki çizgisini sorgular. Zirâ resme gösterilen "tabii ki bu bir pipo değil, bu bir pipo resmidir" tepkisi, Foucault'ya göre yeterli değildir. O, resimle çelişki yaratan yazı ile o yazının ortaya koyduğu manânın nasıl yorumlandığı üzerinde durur. Zirâ
zihin imgelerle düşünür; ama bir başkasıyla iletişim kurmak için imgeleri düşüncelere, sonra da düşünceleri kelimelere dönüştürmek zorundadır. İmgeden düşünceye, düşünceden dile doğru bu ilerleyiş ihanetlerle doludur.
Görünüş-gerçeklik problemi (idealizm, realizm, materyalizm, varlık-bilgi-dil ve sanat felsefesi bağlamında) felsefenin en temel konularından biridir. Problemin önemi insanın kendisini kuşatan dünyayla kurduğu ilişkinin gerçekliğe ne kadar uyduğu sorunun insanın yaşantısını
düzenleyecek olan kıstasları, ahlâksal varsayımları, toplumsal düzenleri vs.
belirleyebilecek nitelikte olmasıdır. Bu açıdan, insanın dünyanın gerçek düzenini
öğrenmek istemesi ya da böyle bir gerçekliğin hakîkaten var olup olmadığını merak etmesi olağandır. İnsan, parçası olduğu dünyanın gerçekliğini bitip tükenmek bilmeyen anlam arayışı nedeniyle öğrenmek ister. (Aristoteles’in de dediği gibi, insan, doğal olarak bilmek ister.)
Mesele özünde dünya ile ilgili olduğu için konunun kapsamı insanın duyu, duygu ve düşünsel deneyiminin tamamını kapsar.
Çünkü eğer insanın deneyim alanlarının herhangi biri görünüş ile gerçeklik
arasında bir ayrımın vâr-olduğuna işaret ediyorsa, diğer deneyim alanlarının da
bundan etkilenip etkilenmeyeceği mantıken her zaman şüphe dâhilindedir.
Russell'in "Gündelik yaşamda doğru diye kabul ettiğimiz şeyler daha yakından bakıldığında öylesine çelişkilerle doludur ki, gerçekte inanmamız gereken şeyin ne olduğunu
ancak bir yığın düşünceler sonunda öğrenebiliriz. Dolaysız deneylerimizin (algı ) bize verdiği bilginin ne olduğunu belirten her yargının yanlış olması çok olasıdır." Tümceleri dolanıp duruyor beynimin kıvrımlarında...
Kıyılarının dahi tehlikeli olduğunu bildiğim halde gezindiğim deha Foucault'nun (Fuko), insan aklının sınırlarını zorlayan muazzam eserini "türü ve alana dair okumayı sevenlere kalben tavsiye ederim. Kitap, sağlık ve sevgimle &&
#dipçem Platon’a göre ~varlık görünüşler dünyası ve idealar dünyası~ olmak üzere iki evren vardır.
Nesneler evreni sürekli olarak oluşan, değişen ve yok olan objelerin dünyasıdır. İdealar evreni ise, öncesiz ve sonrasız (ezeli ve ebedi) olan evrendir. Yine Platon'a göre gerçek bilgi, ideaların bilgisidir. İki önemli soruyu da eklemeden edemeyeceğim. Sizce her şey sabit midir, değişken mi, yoksa her ikiside mi?
Her şey akar mı, durağan mı, yoksa bazen akar-bazen durağan mı?
Her şey her an değişiyorsa doğru-gerçek bilginin varlığından söz edebilir miyiz ?
#pantarhei #idealar
#herakleitos #parmenides #platon
#dipçem Russell'in dolaysız deneylerimizden kastı, algıdır. Algı, insanın günlük yaşamla yâni pratik dünyayla doğrudan ilişkisini tesis eden yetidir ve algının göreli niteliği, algılara dayanan yargıların yanlışlanabilir olmasına neden olmaktadır.