İnsan, yeryüzündeki hiçliğinin tadına varmaktan kendini mahrum bırakarak; din, dil, ırk, renk gibi haddini aşan konularla ilgilendiğinden beri büyük gökkuşağı resmini göremez, farklı seslerin ahengini yakalayamaz olurmuş. Nihayetinde ise geriye yine hiçliği kalırmış. Bu defa tadıyla değil acısıyla birlikte. Hiçliğin tadına varmayı bilmeden, hiçliğin çaresizliğini yaşarmış. Ezcümle: Sevgili Bruno; tüm olanları -her çocuk gibi- hiç haketmedin. Çünkü büyüklerin meseleleri küçüklerin dünyasına zehirmiş bazen. Keşke o çizgili pijamalar, gece sıcacık bir öpüşü alınlarında hissettiği çocukların olsaydı. Yüreğinden öperim.