9/10
·307 syf.··
2016 46. kitabı
Siz hiç bir şehre aşık oldunuz mu? Onun sokaklarını, caddelerini, parklarını kendi eviniz ve insanlarını kendi kardeşiniz saydığınız oldu mu? Bağlandınız mı bir şehre bir sevgiliye bağlandığınızdan daha derin duygularla? Diyarbekirde sadece üniversite hayatım boyunca kalabildim ama taşı, toprağı, insanı, havası, suyu, kültürü ile Diyarbekir benim için bir sevgiliden ötedir. Yazar kitabı "Diyarbekir'e olan borcunu biraz olsun ödeyebilme" duygusu ve sorumluluğu ile yazmış. Ben de Diyarbekir ile ilgili şuan bu incelemeye sığdıramayacağım duygularımı, düşüncelerimi, gözlemlerimi, orada yaşadığım zamanları ve ona olan aşkımı "borcumu ödeme, sorumluluğumu yerine getirme" amacıyla mutlaka bir gün kaleme almayı düşünüyorum, inşallah o sorumluluğun altından kalkabilirim ve içimdekilerin hepsini yazabilirim o gün. Ben kısaca kitabı size tanıtayım şimdi. Bir şehri memleket yapan unsurlar nelerdir, sorusuna en güzel cevaplardan biridir kitap. Kitapta Diyarbekir'in kendine özgü dili, gelenekleri, görenekleri, mitleri, efsaneleri, tarihi eserleri, kent yaşamı, el sanatları, yemekleri,surları, surlarındaki gizemleri, geçmişi ile şimdiki durumunun karşılaştırılması, üzerinde yaşamış uygarlıklar, uygarlıkların izleri, diğer kültürlerle etkileşimi ve daha pek çok konu en ince ayrıntısına kadar ele alınıyor. Ayrıca kitapta Diyarbekir lehçesinde kullanılan yüzlerce kelimenin Türkçe karşılığı ve Diyarbekir'e özgü deyimlerin yer aldığı bir sözlük kısmı da var. Kitabı okumayı bitirdiğinizde Diyarbekir'in küçelerini (sokaklarını) bir baştan bir başa turlamış, insanları ile muhteşem sohbetler etmiş ve capcanlı derin tarihine-kültürüne en önden bir koltukta tanıklık etmiş gibi hissedeceksiniz. Diyarbekir bir türküdür, ezgisi kulaklardan hiç silinmeyen. İlk basımı güneydoğu gazeteciler derneği tarafından yapılan kitabın ikinci baskısı Ditav katkıları ile yapılmış, tedarik edilmesi zor bir kitap olabilir ama Diyarbekir'i seven, merak eden ve ona gönül veren herkese tavsiye edebileceğim muhteşem bir kaynak kitap. Kürt şarkıcı Ciwan Haco'nun bestelediği "welate min" (memleketim) adlı parçanın linkini de şuraya bırakmak istiyorum. youtu.be/m8Xe7n4e7Nk Son olarak Diyarbekir lehçesine özgü o çok güzel birkaç deyimle bitirmek istiyorum; Beko avan olmişsan. Evlat acısı görmiyesen. Hakime, hekime düşmeyesen. Namerde muxtaç olmiyasan. Abdülkadir Geylani yoldaşın ola. Deyisen belki burni cığcığadır, heç yanmi. Kuzzulkurt yiyesen. Sanki kurkur paşanın torunidır. Toprax başan. Ayakhların kıbleye gele. Degirman getmiş, şakşakini arisan. :))
Diyarbakır TürküsüMehmet Mercan · Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti · 20022 okunma
··
67 Gösterim
27 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
M. İlhan
Gönderi Sahibi
Dostamisc bey, ben teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için. Söylediğiniz her şeye katılıyorum, kesinlikle bu topraklardaki kültür mozaiğinde hepimizin yeri, katkısı vardır. Onu korumak yaşatmak hepimizin amacı ve sorumluluğu olmalı. Bir renk bir renktir, ahenktir, dengedir, ayakta tutan sütundur. Bir diğerini yok etmeden, baskın olmaya çalışmadan, sömürmeden, yıpratmadan her bir kültür öğesine yer açabilmeliyiz hayatlarımızda ve yüreklerimizde. İnsan olmak ve insana saygılı olabilmenin en belli başlı ölçütlerden biri budur. Bu çerçevede Diyarbekir hakkında birkaç bilgi verebilmişsem ne mutlu bana. Diyarbekir anlatılmaz, yaşanır diyeyim yoksa içimde kalacak :))
Mazlum kardeşim, güzel bir inceleme olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık. İnceleme ile bizlere hem kitap, hem Diyarbakır hakkında hem de Diyarbakır şivesi ile deyimler paylaşarak bilgiler vermişsiniz. Aslında deyimler, şivesel olarak farklılıklar gösterse de içerik olarak Anadolu'ya mal olmuş ve aynı duyguları hissettiren anlamlı sözlerdir. Bu da gösteriyor ki bu güzel coğrafyada ne kadar geniş bir kültür ve mozağiye sahibiz. Şivesi farklı olsa da içeriği bildik şeyler bizleri ne kadar da etkiliyor, yabancılık çekmiyoruz adeta. İnceleme ve bilgilendirmelerin için teşekkürler kardeşim. :)
Bir ay yaşadım Amed'de.Hayatımın en güzel günleriydi belki de.Tam hatırlamıyorum ama bir han var Dağkapı'da.Heh orda bir kahve içtim ve bir daha unutamadım.Sonra hep hayalini kurdum okul bitince oraya yerleşip, her gece kahvemi alıp surlarda içeceğim(biliyorum tek başına mümkün değil) sonra meydanda amaçsızca dolaşıp ara sokaklarını keşfedeceğim diye.Bakalım belki gerçek olur
Hocam, yüreğinize sağlık. Samimi bir inceleme olmuş. Baban râhmet :)
M. İlhan
Gönderi Sahibi
Önyargılarla yaklaşmak zaten doğru bir tutum olamaz asla. Haklısınız, her memleketin, her kültürün kendine göre güzellikleri vardır, bu bağlamda Yaşar Kemal'in şu sözü her şeyi özetliyordur zaten: "Dünya onbinlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur." Mardin'de doğmuşum :)
M. İlhan
Gönderi Sahibi
Haklısınız Nina hanım, kısmet. O arkadaşlarınızın sizi oraya çekebileceklerine inanıyorum :) iyi günler efendim..
Reklam
Orada yaşayan arkadaşlarım sizin de, Mazlum Bey, dediğiniz gibi gelip görmek ve yaşamak gerektiğini bana hep söylerler. Kısmet diyelim :)
M. İlhan
Gönderi Sahibi
Ben de teşekkür ederim Nina hanım, aslında anlatılacak çok fazla şey var sayfalara ve kitaplara sığmayan. Bu sadece buranın kültürü için değil her yerin kültürü için geçerli. Anlatılmaz, yaşanır ifadesi sanıyorum ki en çok kültür kavramına uymaktadır. Bir kültürü yaşamadan onun içinde bulunmadan ne kadar okursak okuyalım mutlaka bir tarafı eksik kalacaktır. Bu bölgenin kültürüne merak duymanız çok güzel, gelip görme isteğiniz de. İçinizde bu istek varken mutlaka bir zamanı vardır gelip görebilmek için ve aslında hiçbir zaman geç değildir. Fırsat bulduğunuzda buyrun gelin efendim, bu topraklar sizi canı gönülden kucaklayacaktır.