Puan vermedi·481 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ekim 2020 02:47 Bir müzisyen, senarist, politikacı, yönetmen ve yazar olan Ömer Zülfü Livaneli’nin okuduğum ilk kitabı olan Serenad okuru resmen içine çekiyor, hapsediyor. Sürükleyici bir olay örgüsü ve akıcı bir dili var, insan bitirmeden elinden bırakmak istemiyor.
Kitapta bir yandan sırlara, 60 yıllık bir aşka, müziğe, dostluğa bir yandan da Yahudi soykırımına, devletlerin varlığının sürdürülebilirliğinin sebeplerine, Ermenilere, Kırım Türklerine ve Nazi Almanya’sından İstanbul’a kaçan bilim adamlarına kadar bir çok konuya değiniliyor, yer yer eleştiriliyor ve yer yer de bilgi veriliyor. İstanbul dönem dönem farklı sebeplerle taze göçlerle besleniyor ve iç içe geçmiş kültürler şehrine dönüşüyor. Kitapta değinilen çok daha fazla konunun olmasına karşılık çok dikkatimi çeken ve beni daha fazla etkileyen konu: insanlar/insanlık oluyor.
Hikayemiz ‘’Alman asıllı Amerikan’’ profesör Maximilian Wagner’in en son gelişi üzerinden 59 yıl geçmesinden sonra bir şubat ayında İstanbul’u ziyaret etmesiyle başlıyor. Wagner’in bu ziyaretinde kendisine İstanbul Üniversitesinde halkla ilişkiler bölümünde memurluk yapan Maya Duran eşlik ediyor. Bu süre zarfında talihsiz olarak nitelendirilebilecek bir olay yaşanıyor ve bu olay sonrasında aralarındaki resmi iş ilişkisi bir arkadaşlığa dönüşüyor ve bu arkadaşlık sonrasında Maximilian Wagner ve Maya Duran’ın geçmişindeki sırlar açığa çıkıyor.