·352 syf.····Okunma: 18 Kasım 2020 01:12 Eylül'ü eğitim hayatımda da çokça duyduğumdan, ilk psikolojik romanımızı okumaya başladığımda beklentim yüksek ve merakım fazlaydı.
İlk bölümlerinde betimlemelerden, uzun ruh tahllillerinden biraz sıkıldığımı itiraf etmem gerek. Suat ve Süreyya'nın arasındaki gayet olağan evlilik, Süreyya'nın bir konağa taşınmak istemesi, Suat'ın çokça sessiz ve sedasız hayatı..
Fakat taşınılan yeni bir ev ve bu çiftin hayatına Necip karakterinin dahil olmasıyla yaşanan olaylar ve değişen hisler, yavaş akan ırmağa bir anda hareketlenme katmıştı. Artık bölümleri okurken bir sonraki sayfada ne olacak merakıyla gözlerimi satırlarda gezdirir olmuştum. Karakterlerin ruh tahllillerini bile heyecanla okurken onların yanında hissetme duygumu da alıkoymamak yazarımız Mehmet Rauf'un okuyucuları olan bizler için sunduğu güzel bir keyifti.
Sanki Süreyya, Suat ve Necip denizde kayıkla gezerken onların yanında oturan, konuşmalarına şahit olan, ne hissettiklerini bilen bir misafir gibiydim. Necip ve Suat'ın arasındaki bağa karışmak istiyordum bazen. Birbirlerini yanlış anladıkları, birbirleri hakkında yanlış hissettikleri zaman "hayır öyle değil aslında" demek istiyordum. Bazen, Suat'ın deyimiyle yılan halli Hacer'e haddini bildirmek istiyor ama kendimi tutarak ve merakıma da yenik düşerek uzun iç hallerini okumaya devam ediyordum.
Kitabı okuduğum süre boyunca anlatımın güzelliği yüzünden uzun betimlemeler beni sıkmadı. İki insanın birbirine dokunmadan, birbiriyle konuşmadan, sadece gözleriyle bakıp kalpleriyle hissettikten sonra aralarındaki aşk denen şeyin ne kadar saf olduğunu gördüm. Kavuşma, ayrılma.. aralarında ne yaşanırsa yaşasın iki kalbin birbirine bağlı olunca, asla kopamadığını fark ettim.
Ve son olarak yaklaşık üç yüz sayfalık keyiften sonra yazar Mehmet Rauf'u eleştirmek istediğim bir yön var. Duygular hakkında o kadar güzel betimlemeler yaparken, bir sonu yaklaşık iki-üç sayfa tutarak şöyle oldu ve böyle bitti tarzı bitirmek beni biraz mutsuz etti. Derslerim dolayısıyla romanın sonunu bilmeme rağmen öğretmenlerim anlatırken sonu daha bir ilgiyle dinlediğimi söyleyebilirim.
Ama her şeye rağmen Eylül, hayatımda çok çok güzel bir yer edinecek ve okuduğuma asla pişman olmayacağım bir romandı. Bu durumdan oldukça memnun olduğumu bildirmek isterim.