Gönderi

9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 11:50
Kitap, 14 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 tarihleri arasındaki zaman dilimini kapsıyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya'da yaşamını sürdürmekte olan Yahudi bir ailenin savaştan önce/savaş sırasında maruz kaldığı ayrımcılıklar, tepkiler, haksızlıklar ve bütün bunların onları mecbur bıraktığı bir diğer yaşam: Gizli Bölme, kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Bütün bunları okuyucuya henüz on üç yaşındaki Anne aktarıyor. Ta ki; tarihler 4 Ağustos 1944'ü gösterdiğinde, Nazilerin Gizli Bölme baskını ve akabinde on beş yaşındaki Anne'ın Bergen-Belsen toplama kampı yolculuğu başlayana dek. Anne, hatıra defterine "Kitty" adını veriyor ve bütün duygu ve düşüncelerini, hissettiklerini, kişiliğini, savaşı, aile üyelerinin ruh hallerini ve Gizli Bölme'de onlarla yaşamakta olan Van Daanları, gelecekte yapmak istediklerini Kitty'ye anlatıyor. Savaşın insanlar üzerinde yarattığı psikoloji, kıtlık, öfke nöbetleri, bireyin yalnızlaşması ve yabancılaşması... Tüm bunlar Anne Frank'ın anlatımıyla okuyucuya sunuluyor. Savaştan sonra ailenin sağ kalan tek üyesi; baba Otto Frank, kendisine ulaştırılan hatıra defterini, kızının defterde geçen "Öldükten sonra da yaşamak istiyorum." cümlesinden hareketle kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitabın akıcılığı, anlatımı, içeriğinin çekiciliği bir yana; bana kalırsa yarattığı etkinin kaynağı; gerçekliğidir. Belki de Anne'ın onu sıkı sıkıya hayata bağlayan umutlarına, savaştan sonra okula devam etme planlarına, kendi ayakları üstünde duran bir kadın olma idealine rağmen; bir Nazi kampında karşı karşıya kaldığı ölüm gerçekliğidir. Not: Kırdığım bir puan kitaptan değil, benim sonu kabullenemeyişim ve Anne Frank'a yakıştıramayışımdandır.
1000Kitap Gerçek Okurlar
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,8bin okunma
·
29 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Montessori Eğitimi almış bir çocuğun farkını ortaya koyuyor Anne. Birçok çocuk öyle bir durumda yanına, defter-kalem almak yerine, çok daha farklı tercihler yapabilir. Kendi kendine uyguladığı disiplin, duygu ve düşüncelerini ifade etmekteki üstün yetisi, ve daha bir sürü şey.. Babasını bile şaşırtan derinlik içinde. Hatta yanlış anımsamıyorsam ''Çocuklarımızı tanımadığımızı anladım'' şeklinde bir ifadesi vardı, babasının. Dediğiniz gibi, insan bu sonu yakıştıramıyor.
Hürriyet
Gönderi Sahibi
Evet, bambaşka bir genç kızla tanıştığını söylüyordu. En iyi iletişimi babasıyla kurduğunu defalarca dile getirmesine rağmen aynı zamanda aralarındaki kat edilemez mesafenin farkındalığıyla boğuşmak zorundaydı Anne. Defteri okuduktan sonra, baba da aynı farkındalığın ve ne yazık ki artık telafisi olmayan geçmişin altında ezilmiş olmalı.