Puan vermedi·479 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Kasım 2020 19:59 Büyük bir kesimin defalarca ifade ettiği gibi Oğuz Atay okumanın kolay olmadığını söyleyeceğim bende. Tehlikeli Oyunlar'ı on gün içinde bitirdim ve sindirerek, her cümlesini özümseyerek okumak istedim. Oğuz Atay'ın eserleri okunmak için sabır ister. Ben de bu sabrın devamlı okuma yapan kişilerde var olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle okumaya yeni başlayan bir kesimin Oğuz Atay okumakta ve onu anlamakta zorluk çekeceği kanaatindeyim.
Tehlikeli Oyunlar düzenli bir akış ve olay örgüsünden oluşmaz. Eser bilinç akışı tekniğiyle oluşturulmuştur ve metinlerin büyük bir bölümünü iç konuşmalar oluşturur. Bir paragrafı dalgınlıkla okuyup geçtiğinizi düşünürsek bir sonraki paragrafta diyalogları ve kahramanı anlamakta muhtemelen zorlanacaksınızdır.
Kitabın kahramanı 'Hikmet Benol', burada aydın Türk insanı olarak karşımıza çıkar. Hayata farklı bir açıdan bakmak ve yaklaşmak, farklı düşüncelere ve yaşayış biçimlerine sahip insanları tanımak adına kendi çevresinden uzaklaşır ve bir gecekonduya yerleşir. Burada emekli Albay Hüsamettin Tambay ve Nurhayat Hanım onun yaşam üçgenini oluşturur bir bakıma. Kendi gerçekliğini onların gerçekliğine bağlar. Hikmet Benol hayatında yaptığı seçimlerin ona birbirinden farklı yaşamlar ve roller sunduğunu düşünür ve bu yüzden de kendini birbirinden farklı birçok Hikmet'le karşımıza çıkarır (Hikmet 1, Hikmet 2…. Hikmet 5). İki kadın arasında kalışı, çevresindeki insanlara bakışı, insanların ona bakışı, kendisini bir çizgiye oturtamayışı onun yaptığı seçimler altında ezilmesine sebep olur. Bir köşeye çekilir ve oyunlar yazmaya başlar. Aslında bu oyunlarla hayatını düzeltmek ister.
Oğuz Atay'ın hayatını okuduğunuzda Hikmet Benol'un kendisi olduğu anlamanız çok da zor olmayacaktır. Arkadaş çevresi ve aşk hayatını üstü kapalı da olsa görürüz Tehlikeli Oyunlar'da. İlk eseri Tutunamayanlar'ın o yıllarda ilgi görmemesi ve okunmamasını da ironik bir dille eleştirir. Kitapta geçen "Bu yakınlarının ifadesine göre, eserlerinin ileride anlaşılacağını ve öldükten sonra şöhrete mahzar olacağını zannederdi.", cümlesinde de eserlerinin yaşadığı dönemde okunmamasının etkisini görürüz.
.
"Beni hemen anlamalısınız, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum."