Gönderi

8/10
·80 syf.··
2020 170. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2020 21:28
Arthur Schopenhauer’in 1818 sonradan kitaplaştırılmış olan 90 sayfalık bir çırpıda okunan tezleri. Biyolojik determinizme dayalı, üstün gözlem yeteneğiyle yazılmış bir eser kesinlikle, Henüz Darwin’in Türlerin Kökeni isimli kitabının yazılmamış olduğu düşünülünce daha bir önem teşkil ediyor. Yaklaşık 200 yıl sonra okuyunca yazdığı şeylere katılmak zor. Ancak o dönemde görüşünün öncülerinden olduğu için, zekasının. çevresinin ona uyguladığı şartlandırmaları yenebilmesi ayrıca zor. Yani genetik, evrimsel biyoloji ve sayısız ilgili bilimin etkisinde yetişmis bizlerin bile hala "aşk icin olmeli aşk o zaman aaşşkk" diye bağırarak eski sevgililerimizin kapılarına dayandığımız düşünülürse, Schopen Efendinin o zamanlar kalkıp bu işin romantizmle alakası olmadığını, hatta aslında romantizmin bile olmadığını, tek gerçeğin türün hayatını idame ettirmesi olduğunu söylemesi, ne kadar soğuk ve itici bir düşünce olsa da epey devrimci. Kitapta filozofumuz 90 sayfa boyunca aynı şeyi farklı örneklerle tekrarlayıp aklımıza kazımaya çalışıyor. aşk/cinsellik, türün devamını sağlama içgüdüsünden başka bir şey değil. sen sevsen (veya sevdiğini sansan) da aslında türü korumaya yöneliyorsun. Bu kadarını anlayabilirim. Biyolojik bir şey sonuç olarak, akla da bilime de yatkın. Fakat buradan sonrası bence yanlış/eksik/hatalı/yarısı doğru(ne derseniz deyin) gözlem. Mesela kişi karşı cinsi seçerken önce ondan doğacak çocuğun nasıl bir şey olacağını hayal ediyor ve ona göre hareket ediyor. Kişi karşı cinste kendinde olmayan/eksik olan özellikleri beğeniyor ona göre harekete ediyor (uzun boylu erkeklerin kısa boylu kadınlardan hoşlanması, iyi eğitimli kadınların maço adamlardan hoşlanması) Yani türün devamı içgüdüsü bizlere armağan ettiği bilinçdışıyı akılalmaz kriterlere tabi tutuyor kısacası. Bunun gibi bir çok şey var kitapta. Bunlar boğa burcu kadını şu şu şu özelliklere sahiptir demekten farksız. yani bilimsel veya istatistiki bir temele dayanmıyor. Aksi örneğin bolca bulunacağı gibi, filozofun iddiaları da gerçek hayatta sıkça karşılaşılabilir türden. Ayrıca kitabın eşcinselliğe dair kısmı da kişiyi tatmin etmiyor. Biseksüelliğe, fetişizme ve lezbiyenliğe de hiç değinil(e)memiş olduğundan modern zamanlar için oldukça yetersiz. Psikanalizin icadından sonra bu kitabı okumaya pek gerek yok sanki. (bkz: freud'a göre cinsellik). Yine de o zamana kadar ortaya atılmamış "türün devamı iradesi" teziyle ilgi çekici, öncü olduğunu söylemezsek haksızlık etmiş oluruz. Sonuç olarak Schopen amcamızın okuduğum ve müthiş etkilendiğim diğer 2 kitabına göre sevemediğim kitabı. Olmamış Schopen amca..
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Ayrıntı Yayınları · 201816,8bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.