Puan vermedi·198 syf.····Okunma: 26 Kasım 2020 19:05 Tanzimat Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından Nabizade Nazım'ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bazı tahminlere göre 1862 ve 1865 yılları arasında doğmuş olabileceği düşünülür. Babasının genç yaşta ölümünden sonra ninesinin yanında yaşamaya başlar. Babası içkici ve ruh hastası bir adam olduğundan, annesini de küçük yaşta kaybettiğinden gençlik yılları pek de iyi geçmez ancak eğitim hayatı oldukça parlak olacaktır. Yazar evlendikten bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalanır ve 1893 yılında henüz yirmi dokuz yaşındayken vefat eder.
"Zehra" Türk edebiyatında ilk gerçekçi-psikolojik roman olarak bilinir. Romanın ilk sayfalarından itibaren kahramanların ruh analizleri esere yön verir ve çevre ile ilgili ayrıntılı tasvirler yer alır. Zehra'nın kıskançlığı ve hırçınlığı, Suphi'ninse vurdumduymazlığı ve iradesizliği roman boyunca işlenir. Zehra ve Suphi birbirlerini severek evlenirler, Zehra'nın kıskançlık buhranları bu güzel hadisenin vesilesi ile bir süre diner. Kısa süre sonra vuku bulan bir olayla Zehra'nın tüm kötü huyları bir anda gün yüzüne çıkar. Evlerine hizmetçi olarak giren güzeller güzeli Sırrıcemal ilk zamanlarda zararsız bir kişiyken günden güne karakteri kötü bir hal almaya başlayacaktır. Romanın devamındaysa Zehra'nın öc alma hırsını ve çevresindeki insanlar üzerinde bu hırsın etkilerini görürüz. Kadının çevirdiği entrikalarla erkeğinse iradesizliğiyle başına nasıl dertler alacağı, çevresindekileri nasıl durumlara sokacağı açıkça gözler önüne serilir.
.
"İşte Zehra'nın bulduğu en büyük özür bu öc konusuydu. Kendisi gibi doğuştan kıskanç olan kadınlar aşklarının aşağılanmasına mümkün değil sabırla dayanamazlarmış."