İçinden ilk dört deyimin özetini yüklüyorum buraya. Kitabın her okulda okutulması lazım. Gerçekten emek verilmiş bir eser. 211 deyimin tarihi hikâyesine değinilmiş. Genel kültür açısından çok faydalı olacaktır.
1. Abayı Yakmak
Aba yünden yapılan kalın bir giyecektir. Genelde beyaz renklidir. Siyah olanına da kebe-kaba denir. Kalın olduğu için genelde kışın giyilir. Beyaz renkli olanını daha çok dervişler giymiştir.
Bu deyim şöyle oluşmuş:
Bir kış gecesinde dergahta toplanmış, mürşitlerini dinleyen dervişler ateş etrafında oturuyorlar. Mürşid anlattıkça anlatıyor ve dervişler kendilerinden geçiyorlar adeta. Bir ara bir dervişin abasına ateş sıçrıyor ve yanmaya başlıyor. Ancak dervişin içindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. Derviş ateşi hissetmiyor. En son şeyh efendi durumu fark edince dervişi uyarıyor. Arkadaşları arasında mahcup olmasın diye gerçek hak aşığı diyor ona. Böylece abayı yakmak deyimleşiyor ve aşık olmak anlamına geliyor.
2. Adın Deftere Geçti
Deyimin aslı "Anır eşeğim anır, adın deftere geçti"dir.
Tanzimat zamanında ilk istatistikler yapılmaya başlanır. Ancak bunun ne demek olduğunu bilmeyen halka daha yumuşak yaklaşıp onların olay hakkında izlenim kazanmaları için önce hayvan sayımı yapılır.
Köyün birinde sayım bittikten sonra bir köylü hiç durmadan anıran eşeğinin yanına gider. Tüm gün bu sayım yüzünden hiç iş yapamayan köylü bunun acısıyla durmadan anıran eşeğine,
-Anır eşeğim anır, adın deftere geçti der.
Bunun anlamı şudur. Hiç hak etmediği hâlde bir makam sahibi olan ve üst yetkiden konuşan kimseler basit bir başarı elde ettiğinde her yerde gereksizce övünür durur.
Anır eşeğim anır, önemli bir kimse gibi adın deftere yazıldı. Sen bağırmayacaksın da kim bağıracak?
3. Afyonu Patlatmak
Eskiden tiryaki olan kişiler ramazan geldiğinde orucu bozmadan afyonu içmek için bir çözüm bulmuşlar. Afyonu macun kıvamına getirip kağıtlara sararlar ve iftarda yutarlarmış. Hatta ilk macunu ince kağıda, ikinci macunu iki kat kağıda, üçüncü macunu üç kat kağıda sarıp yutarlarmış. Böylece mide bu kağıtları kalınlığına göre sırasıyla eritirmiş. Tiryakiler de iftira kadar keyif sürerlermiş. Ancak bazen işler yolunda gitmez, afyona sarılan kağıt erimeyebilirmiş. Bu durumda kişi krize girer dış dünyadan koparmış. Ancak midedeki kağıt eriyip afyon patlayınca kendine gelirmiş.
İşte, konuşulan, yapılan şeye uygun karşılık vermeyen kişilere bugün "daha afyonu patlamadı galiba!" derler.
4. Ağzına Tükürmek
Eski zamanlarda dini istismar eden bir takım hocalar(!), güya kendi feyzlerinden başkalarına da vermek için kişinin ağzına tükürürmüş.
Hatta yakın bir geleceğe kadar Anadaolu'da maneci üstünlüğüne inanılan kimselere çocuklar götürülür, o kişilerin çocukların ağzına tükürmesi sağlanırmış. Böylece o kişinin manevi üstünlüğünün o çocuğa geçtiğine inanılırmış.
Argo tabirla ağzına tükürmek, tüküren kişinin diğerinden üstün ya da usta olduğunu ima etmekmiş.
Bir de şöyle bir hikaye var:
Molla Cami zamanında çok kötü şiirler yazan biri varmış. Bir gün mecliste "Hz. Hızır rüyama girdi ve ağzıma tükürdü" demiş. Güya, şiirlerini Hz. Hızır'ın feyziyle yazıyordu. Bunu duyan Molla Cami cevabı yapıştırır:
- Be ahmak, bence Hızır aleyhisselam bu şiirleri senin yazdığını görünce yüzüne tükürmek istemiş, o anda ağzın açık olduğundan tükürük ağzına girmiş!