Gönderi

Puan vermedi·168 syf.··
2020 51. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2020 15:46
Yazarımızın tarihi kitap olarak görmediği ama benim gözümde dönem kitabı olarak duran bu kitap, 17. Yüzyıl Osmanlı Devleti'nin iktidar savaşlarının - deyim yerindeyse taht savaşlarının - alegorik bir üslupla eleştirel bir tutumla anlatıldığı bir eserdir. Yazar , günümüzde isim değiştirerek varlığını hala sürdüren iktidar - köle ilişkisini bir köle ağzından bizlere o zamanın diliyle ve Naima ile Evliya Çelebi'nin izleriyle başarılı bir şekilde sunuyor. Karantina sürecinde izlemeye başladığım "Muhteşem Yüzyıl" dizisini izlemiş biri olarak kitabı okurken kendimi tekrar diziyi izlemiş gibi hissettim. Diziyi izlerkenki bakış açım kitabı okurken de aynıydı. Topkapı Sarayı' na alınan kölelerin Osmanlı Devleti için kapının önündeki paspas kadar bile değersiz olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Berbat bir yönetim anlayışı, berbat bir zihniyet . İyi ki padişahlık makamı bitmiş cumhuriyet kurulmuş dedirten vahşetler... Okurken bile dayanılmaz olan bu zulümler sadece kölelere değil bizzat hanedan üyelerine de yapılıyor. Sürekli bir ölüm korkusu sürekli bir savaş hali insanı ölmeden öldüren bir psikoloji hali değil midir? Gelelim iktidar yani padişah ile onun köleleri arasındaki ilişkiye. Yazarımız kitabın şöyleşi kısmında şöyle bir ifade kullanıyor: "Bu romanı 'iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler' i anlatmak için yazdım." diyor. Sanırım bu cümlesi kitabı özetler nitelikte. Kraldan çok kralcıların her devirde var olduğunu var olacaklarının mesajını veriyor anlamak isteyene. Son olarak, yukarıda iyi ki cumhuriyet ilan edildi demiştim fakat cumhuriyetin ilanıyla da hala değişmeyen birtakım zihniyetler var. Halkların kolektif bilinçaltı düşündüğümüzden daha baskın çıkıyor olacak ki daha cumhuriyetin ilk yıllarında bir başbakan asılıyor.
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
·
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.