·424 syf.····Okunma: 30 Kasım 2020 13:07 Bazı kitapları o kadar büyük bir heves ile alırım ki. Kapaklarına, sayfalarına anlamlar yüklerim. Pia Mater uzun zamandır okunmayi bekleyen favori listemde yer alıyordu. Malesef son zamanlarda yaşadığım en büyük hayalkırıklığı diyebilirim.
Büyük bir şaşkınlık içinde bu kitabın hayranı olmanın bir edebiyatsever olarak çok zor olduğuna inanıyorum. Kitaba verdiğim 3 puan sadece içinden öğrendiğim birkaç bilimsel anekdota olan hayranlığım sadece. Olay herhalde bizim bilmediğimiz bir dünyada geçiyor. Ne kadar klişe ararsak var kitapta. Spoiler olacak ama küçük bir sokak çocuğu 3 yaşındaki bir bebeğe aşık oluyor ve hayatı boyunca onu kaybetmeden takip ediyor. Eğer yazarın akademik geçmişini bilmeseydim bu kesinlikle bir watped kitabıdır diyebilirdim. O kadar sığ. Nöron kelimesini o kadar çok tekrar etmişki. Anladık hocam sen nöroroman yazmışsın diye bağırmak geliyor insanın içinden. Limbik sistem, frontal korteks... Sürekli tekrar eden saçma bir bağlantı silsilesi. Bir sokak çocuğunun hiçbir eğitim almadan kendi çabaları ile öğrendiği bilimsel gerçekler...
Kesinlikle dizi olarak çekilse "çukur" olarak başlayıp "stranger things" olarak bitecek bir kitap. Vakit kaybı diyemeyeceğim. Ancak okumamış olsaydım çok da bir şey kaybetmezdim herhalde. Çünkü daha bu kitabın öncesinde Şevket Süreyya Aydemir'in o muazzam eseri "Suyu arayan adam"ı okumuştum. Belki de ne okursam içi bomboş gelecekti. Kitapla kalın. Sevgiler