Birkaç yıl önce okumuştum. BBC yapımı dizisini izledikten sonra tekrar göz attım ve ne kadar sevdiğimi hatırladım. O halde sevgim böylesine canlanmışken inceleme yazmanın tam vakti olduğunu düşündüm (:
Emma romanının arka kapağında Jane Austen'ın en sevdiği eseri olduğu yazıyor ve şüphesiz benim için de öyle. Yazarın birçok romanından daha üstündür benim için; sanırım bana böylesine açık ve samimi duygular okuma fırsatı verdiği için. Yalnızca Edebiyat boyutunda bir klasik olmaktan öte, dünyanın en tatlı, en içten sanatsal ürünü olması bakımından da tam bir klasik olduğunu düşünüyorum. Binlerce romantik kitap ve film olmasına rağmen, pek çoğu bu güzel eserin yerini tutamaz benim için. Jane Austen'ın neredeyse tüm romanlarından farklı olarak, karakterler böylesine gerçek oldukları için yazarı tebrik etmek isterdim. Tüm kusurlarıyla orada duruyorlar ve yine de onlardaki iyiliği hissedebildiğiniz için sevmeden edemiyorsunuz; tıpkı yaşamınızdaki 'gerçek' insanlar gibi. Oysa hepsi yalnızca bir romanın karakterleri, yani kolaylıkla sevginizi esirgeyebilirsiniz ama yapamıyorsunuz çünkü bu anlayışı göstermeniz gerektiğini hissedebilecek kadar inanıyorsunuz yakınlıklarına. Roman sizi içine alıyor, sanırım olan bu. Öyle özgün bir karakter ki Emma, başka bir yazarın elinde, başka bir romanın içerisinde kurgunun geveze ve boş boğaz karakteri olmaya layık görülebilecekken Austen onunla eşşiz bir insan yaratmış. Tüm hatalarını ve uygunsuzluklarını kötü göstermektense, yalnızca karakterinin nasıl da kendine has olduğunu anlatmak için kullanmış. Gel gelelim Mr. Knightley.... Tüm o umursamaz ve olgun davranışlarıyla, gösteriş meraklısı ve sıkıcı Bay bilmem nelerin arasında adeta parlıyor. Herkesten öyle farklı ve açık düşünüyor ki, tam bu noktada bunun yalnızca bir roman karakteri