Puan vermedi·344 syf.····Okunma: 20 Kasım 2020 15:19 Hani bazı romanlar vardır, kahramanı size kendisini haklı çıkarma uğraşına girer ama asla sizi ikna edemez ve bir an önce sözlerini bitirip gitmesini istersiniz. Ama neler yaşadığını öğrenmek için de meraklısınızdır çok... İşte bu, onlardan biri!
Olay Ankara’da geçiyor. Sevdiği, bağımlı olduğu kadının kendisine ihanet ettiğini iddia ederek işliyor ilk cinayetini adam. Adamın adı Salyangoz...
Adeta şiir gibi, nadide bir tablo gibi tasvir ettiği kadını yakıyor ve küllerini turşu kavanozunda saklıyor adam. Kadının adı Zürafa...
Adam, hazin bir çocukluk geçiriyor. Son derece anormal arkadaşlara da sahip. Nitekim, dümdüz bir akşamda hep beraber toplanıp anlamsızca intihar etmeye karar veriyorlar. Elbette yine sıra dışı yöntemlerle. Açıkçası amatörce buldum arkadaşlık ilişkilerini, diyalogları ve de yaşananları.
Asıl olaylara gelecek olursam, kendisine ihanet ettiğini düşündüğünden dolayı katlettiği kadından sonra başlıyor her şey. Diğer adama ulaşmak için masum ve olayla alakası olmayan insanları bile anlamsızca katlediyor kahramanımız. Bir de aralara fikirlerini öyle serpiştiriyor ki sanırsın alkışlanacak ve yükseltilecek biri. Öte yandan elbette ki birkaç güzel çıkarım bulabildim kitapta. Hayata dair oldukça güzel anekdotlar da mevcut. Fakat ne olursa olsun sinirleneceksiniz birazcık okurken. Ki ben, bu tarz kurgulara dayalı romanları sevmeme rağmen öfkelendim. Hele öyle bir bitişi var ki kitabın, kahramanı haksız buluşumun gücü iki kat daha arttı.
Çok sağlıksız bir zihnin kalkıştığı olaylar ardı arkası kesilmeden aktarılıyor. Hayli sıra dışı kurgusuyla “olabilir mi?!” diyerek sorguya çekiyorsunuz kendinizi. Adamın nefes alırcasına normalleştirdiği insan katletme yöntemleri itiraf etmeliyim ki farklı.
Özetle; çocukluğunda yaşadığı travmaların temel olduğu anormal psikolojiye sahip bir adamın hayatı ve işlediği sıra dışı cinayetlere tanık olacaksınız.