"Her yetişkin önce çocuktu. Ama pek azı bunu hatırlıyor."
Yazar kitabının girişindeki ithaf sayfasında kullandığı bu iki cümle sanki tüm kitabın özeti.Küçük bir çocuğun gözünden dünyanın nasıl bir yer olduğunu gösteren kitap zaten kendini ispatlamış dünyanın en iyi eserleri arasına girmiş. Yaşın hayat için bir önemi yok. Aslında önemli olan yaşadıklarımız. Yaşayıp da hayatımızdan bir şeyleri çıkarıp eklediğimiz. Önemli olan hayattan aldığımız dersler.
Küçücük bir çocuğun düşüncelerini okuyoruz. Ve her cümlesinde durup düşünüyoruz. Aslında ne kadar da doğru. Biz hayatımızın neresindeyiz. Ve biz elimizdekilerin kıymetini biliyor muyuz?
Bence elimizdekilerin daha fazlasını istiyoruz. Doymuyoruz. Yaşadığımız yerin değerini başka yerlere gittiğimizde anlıyoruz.
Bu eser benim için çok kıymetli. Ve herkesin okuması gerekiyor diye düşünüyorum.
Kitap bittikten sonra kendime sorduğum bir soru var.
'bu kitaptaki hangi gezegendeyim?'
Küçük Prens'le çiçeği arasındaki ilişkiyi çok sevimli buldum ben. Özellikle dünyadayken onu düşünmesi filan çok hoştu, yüreğimi de burkmadı değil. Umarım Prens çiçeğine kavuşmuştur.
Uzun lafın kısası, bence bu kitap için çocuk kitabı denmesi yersiz, zira Küçük Prens, içinizdeki çocuğa sesleniyor.
Ve hepimiz bir zamanlar çocuktuk.