·363 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Kasım 2020 16:17 "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" ideal bir toplum düzeninin bir buçuk milyon insan tarafından nasıl içselleştirildiğinin ve sürdürülebilirleştirildiğinin hikayesi. Bir toplumun diriliş öyküsü, bir ütopyanın ete kemiğe bürünmüş hali.
Hani o içimizde büyüttüğümüz kendimizi geliştirdikçe üzerine parça parça güzellikler eklediğimiz ulus düşü vardır ya; insanların mutlu mesut, birbirine saygı-sevgide kusur etmeyerek yaşadığı, birbirleri üzerinde çıkar sağlamak peşinde koşmadıkları, suç seviyesinin düşük olduğu, toplumun gerçek hak ve hürriyetlerinin öncelendiği o ulus düşü... İşte o düşe ulaşmak hakkındaki tüm ümitsizliklerimizi, yaşanmış örnekler eşliğinde, ruhumuzdan paketleyip bir daha ulaşamayacağımız yerlere postalıyor gibi bu kitap.
Tüm yozlaşmışlıkların ve düzensizliğe sebep olan her detayın -balık kılçığı ayıklar gibi- daha iyi bir bugün, daha iyi bir gelecek için ayıklandığı bir ülkede; toplumda tüm bu yanlışların tekrar yer etmesine izin verilmeyecek şekilde bir toplum programlamasının serüveni...
Bir sistemi düzenlerken sadece tek bir yönden sistemi ele almamız üzerinde çalıştığımız sistem reformunun elimizde patlamasına, hatta o tek yönün dahi eksik bir düzene kavuşmasına sebep olur. Çünkü bütünün her parçası birbiriyle sürekli etkileşim halindedir ve bu sınırsız etkileşim sürecini hesaba kattığımızda bütünün her noktasına temas etmediğimiz sürece sistemde mutlak bir iyileşmeden bahsedemeyeceğimizi açık bir şekilde görürüz.
Buna karşın işe bir noktadan başlamak ve sonrasında kapsamı usulca genişletmek gerektiği de bir gerçektir. Her sürecin aşamaları vardır. Birden tüm işi atlarsanız, süreci doğru yönetemez ve hüsrana uğrarsınız.
Tüm bunlar ele alındığında Finlandiya'nın toplumsal iyileşme sürecinde ne kadar büyük çaplı ve ne kadar profesyonelce bir toplum mühendisliği yapıldığı görülmektedir. Tüm bunları görüp, idrak edip hayranlık duymayacak biri yoktur.
Kitapta bir toplumun hangi etkilerle, ne kadar ve ne şekilde çirkinleşebileceği, ideallerden ne kadar uzaklaşabileceği hoş detaylarla ifade edilmiş. Toplumun her seviyesinde görülen bir bu yozlaşmışlık öyle ince bir biçimde ifade edilmiş ki, yazarı olduğu kadar toplumu bu yozlaşmışlıktan arındıran, bahsi geçen aydınlara da içten içe bir hayranlık duyduruyor. Çünkü bu incelik, yazarın bu yozlaşmışlığa bakışı; sonuçta bunu bir çözüme kavuşturan insanların bakışlarının bir sentezi, yahut süzgeçten geçirilmiş bir hali gibidir.
Toplum önderlerinin tesir kapasiteleri kadar önder olduklarını ve bu önderliğin ancak hitap kitlesinin her aşamasına verilecek eğitimlerle sürdürülebilir olduğunu bu kitapta çok daha iyi anlıyoruz. Toplumun eğitimine ve refah seviyesinin olduğu kadar kalitesinin de artırılmasına baş vermiş insanlar için kitapta yol gösterici birçok anekdot mevcut.
Kitabı inceleyerek okuduğumuzda gerçekten toplumsal kalkınmanın sağlanması amacıyla birer adım atmamız yönünde bizi motive ettiğini söyleyebiliriz. Bu kitabı okuyan diğer insanlarla aynı dünyada yaşıyor olduğumuz gerçeğinin idrakinde olmak bizi oldukça mutlu edecektir.
Bizim önem vermediğimiz, görmezden geldiğimiz, hayatımızın parçası haline gelmiş birtakım yanlış söylemler, yanlış alışkanlıklar, yanlış uygulamalar ve tavırlar; öncelikle bireysel yaşam kalitemizi, sonrasın bütün toplumu, milletimizi nasıl etkiliyormuş meğer. Küçük dediğimiz detaylarda çalışılan iyileşmenin bir ulusu nasıl yükselttiğine şahit oluyoruz.
İyi okumalar dilerim.
20.12.06_Nur