Ocaklı’ denilince komünizm aleyhtarı anlaşılmalıdır.
Ocaklı faşizm taraftarı olamaz. Bu cereyana karşı da cephesini almalıdır.
İrticadan nasıl korkuyorsunuz, millî müesseselerimıze irtica kadar ve ondan fazla düşman olan Bolşevik cereyanından da sakınınız..
“Artık Meşrutiyet çağındayız. Müsâvât diye bağırıyoruz. Acaba şimdiye kadar hangi bir ceride muharriri kadınların, işçilerin, asker neferlerinin, esnafın, köylülerin, çiftçilerin, yani ahâlimizin pek çoğunun anlayacağı yolda, konuştuğumuz gibi açık ibarelerle makaleler yazarak bize hürriyetin ne olduğunu, Meşrutiyet’in değerini, vatan sevgisini anlattı”.
Şu an bir divan edebiyatı eseri alsak elimize veya o devirde yazılmış bir ansiklopedi, içinde yazılanlardan zerre anlamayız.
O güzelim eserlerin Türkçe açıklaması olsaydı o içindeki bilgilerden mahrum kalmazdık. Böylelikle onca emek heba olmazdı.
Yusuf Akçura şu serzenişinde haksız mı a dostlar?
Halka fâideli olacak diye şiirler okuyoruz, hikâyeler anlatıyoruz. Ama halk bunları anlıyor mu, dinliyor mu?
Mevlana'nın Mesnevi'si gibi Fuzuli'nin Sú Kasidesi gibi
Nedim'in güzel şiirleri gibi eserler de halk tarafından algılansaydı
ne güzel olmaz mıydı?
Saray ve devlet adamlarının konuştuğu dil hiç şu gariban çilekeş Anadolu halkımın diliyle bir mi?
Türkçülük hareketi ilk dilde başgöstermiştir. Siyasi hiçbir amaca hizmet etmez. Türk Ocakları bir parti kuruluşu ya da Osmanlıdaki diğer fikir akımlarına hizmet etmekte olan dalkavuk ve saray yandaşı bir dernek değildir. Hatta bunun tescili olarak;
4. Madde - Ocak maksadını tahsile çalışırken sırf millî ve İçtimaî bir vaziyette kalacak, asla siyâset ile uğraşmayacak ve hiçbir vakit siyasî fırkalara hâdim bulunmayacaktır.
9. Madde- İdare Heyeti siyâsetten gayrı, maksadı Cemiyetle müterâfık mevzular üzerine konferans tertibine çalışacaktır.
#91955999#91603648#94647523#94787561
Türk Ocağı için siyâsete lüzum yoktur. (...) Türk Ocağı’nın vazifesi siyâsetten daha çok geniştir. (...) Oraya siyâset aramaksızın her Türkçü girebilmelidir. (kitaptan alıntı)
Hasan Ferit Cansever’in anlatımıyla, muasır milliyet fikirlerini geniş ve şâmil bir tarzda ilk defa bir ideal bayrağı yaparak ortaya atılan'” Türk Ocağı, Meşrutiyet döneminde kurulan çok sayıda dernek arasında yalnızca en uzun ömürlüsü olmakla kalmamış, aynı zamanda örgütlenmesi, şube ve üye sayısı ile de geniş bir kitleye beslenerek, kendisinden önce kurulan ve Türk milliyetçiliğini özellikle “bilimsel” alanda yaygınlaştırmayı amaçlayan Türk Derneği ve Türk Yurdu Cemiyeti gibi kuruluşlardan daha önemli bir konuma sahip olmuştur.
Ayrıca Türk Ocakları sadece bir fikir akımını yaygın hâle getirmek için açılan teşkilat değil aynı zamanda Halide Edip Adıvar, Nezihe Muhiddin gibi Türk Kadınlarımızın öğretmenliğinde kadınlarımıza okuma - yazma, daktilo öğretildiği bir okuldur. Ocak adına bir çok dershane açılmıştır. Ocak bir çok kitap, dergi çıkartmış tarih,Türkçülük felsefesi ile ilgili bilgiler yayımlamıştır.
Aynı zamanda tarihin ilk köycü hareketini başlatan kurum Türk Ocakları'dır.
Köylerde hasta tespiti yapıp Türk hekimi yollamıştır.
Malesef zaman zaman hatalar, yanlışlar,kişiler arasında anlaşmazlıklar olmuştur; tarihteki her olay,kurum ve kuruluşta olduğu gibi.
Bu kitap adından da anlaşıldığı üzere Türk Ocakları'nın kuruluş ve bunun kurulma gerekçelerinden başlayarak tüm tarihsel sürecini anlatmakta. Doğruları ve yanlışlarıyla...
Bu fikre öncülük eden isimleri bu kitapta görecek ve bu kutsal davanın günümüze kadarki yolculuğunu okuyacaksınız. Yalnız önceden uyarıyım kitap çok hızlı akmıyor fazla detay bilgi var ve gereksiz uzatılmış şahsımca. Ama yine de Türk Ocakları'nın gelişimi hakkında bu bilgiler benim işime yaradı. Bilgide bilmek iyidir diyorsanız alın okuyun. Ama dipnotları okumamazlık edecekseniz hiç okumayın ben netim o konuda.
Keyifli okumalar...