Puan vermedi·496 syf.··Beğendi
· İlk önce yorumuma suflör teriminin tanımını yaparak başlıyorum;
Bir tiyatro terimidir. Sahnenin görünmeyen bir yerinden, sahnedeki oyunculara, rollerinde unuttukları sözcükleri ya da tümce başlarını tümceleri fısıldayarak anımsatan görevli.
Yazarın yazımı hakkında görüşüm ise;
Tiyatroda kullanılan suflör terimini bir seri katil ile benzeştirip roman karakteri yaratmış. Romanda; yakalanan suçluların etrafında hep görünmeyen asıl katilimiz yani suflörümüz bulunuyor. Müritlerine hayattaki asıl arzularını fısıldayarak (manipüle, hipnoz, hatırlatma, destek olma) öldürmelerini gerçekleştiriyor. Zaten romanda durmadan şu söz geçiyor: Tanrı sessizdir, şeytan ise fısıldar.
Çok etkilendiğim okurken asiri heyecanlandığım bir roman oldu. Son 200 sayfada elimden bırakamadım.
Kitap bir yerde beş kesik sol kolun bulunmasıyla başlıyor ve cinayetlerin çözümlenmesi için kurulan bir ekibin uğraşları şeklinde devam ediyor.Her edinilen bilgi size sürekli sorgulama yaptırıyor ama asla sonuca ulaşamıyorsunuz. Finaliyse tek kelimeyle efsane diyebilirim.
Kitabın adiysa romanın en önemli simgesi olmuş.