·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Aralık 2020 21:49 'Kumarbaz'dan sonra okuduğum ikinci kitabı olan 'Beyaz Geceler' de beni aynı şekilde vurdu. Öyle ki Dostoyevski kitaplarını okuduğumda bir sonraki kitabı için içimde yazın sıcağında denize karşı olan dalma isteğini içimde uyandırıyor. Ana karakterimiz ve anlatıcımız olan hayalperestimiz yalnızlığının içinde boğulan, boğulsa da bundan mutsuzluk duymayan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki Petersburg sokaklarında, gecelerinde ve gündüzlerinde dolanırken ifade ettiklerinden, bulunduğu yeri benimsemesinden bunları anlayabiliyoruz veya ben bu şekilde anlıyorum. Ve bir önceki kitabı olan -daha doğrusu benim okuduğum- Kumarbaz'da da yaptığı karakter anlatımlarını bu kitapta da görebildiğimi ifade etmek isterim. Tabi bu kitapta odaklanılan iki karakter olmasından kaynaklı çok bir şey göremeyiz fakat, anlatıcımız olan "hayalperest" kendini öyle güzel ifade eder ki vurulduğumu söylemek isterim. Bununla birlikte çevirmen Sabri Gürses'in bu güzel okumaya katkı sağlandığını da söylemeden geçemeyeceğim. Bu çok fazla uzun olmayan hikayede her şeyi yerli yerine oturtabilmemiz adına elinden geleni yapmış ve hikayeyi daha anlaşılabilir kılmış.
Kitabın arkasından aldığım şekliyle kısa anlatımı ise şu şekilde; "Öykünün Hayalperest anlatıcısı, Petersburg’un “beyaz geceler”inde sokaklarda dolaşırken, Nastenka adında bir genç kızla tanışır. Nastenka da Hayalperest kadar yalnızdır. İkinci buluşmalarında aralarında bir dostluk doğar; Nastenka, Hayalperestimize, kendi yaşam öyküsünü anlatır: Âşık olduğu bir genç adam bir yıl sonra ona geri döneceğini söyleyerek Moskova’ya gitmiş, ama aradan bir yıl geçmesine karşın tek bir mektup bile yazmamıştır. Bu arada, Hayalperestimiz de Nastenka’ya vurulduğunu fark eder, ama duygularını gizler."
Olur da incelememi -inceleme bölümünde yer alacağı için bu şekilde söyledim, değilse en başta belirttiğim üzere benim için bir hatırlatıcı- okuyup da sona gelenler için ufak bir not olarak bundan sonra devam ediyorum;
4 gün süregelen sıcak ve bir o kadarda acıklı bir
hikayenin anlatıldığı bu romanda, Dostoyevski'ye iyice ısındığımı ve seçeceğim bir sonraki romanın da sahibinin yine aynı kişi olacağını düşünüyorum. Anlatım bakımından seveceğinizi düşündüğüm, sıkılmadan 1 saatte okuyabileceğiniz güzel bir kitap. Bununla birlikte çevirmen Sabri Gürses'in de ayrıntılı bir incelemesinin de kitabın başında yer aldığını görmek kitabı anlayabilmek adına güzel bir detay, kitabı okuyacaklar için Can Yayınlarında bu incelemenin yer aldığını isterim. Okunası, iyi okumalar...