Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 13 Aralık 2020 00:50 Çehov ile tanışmam Üç kız kardeş kitabıyla başlamıştı. Açıkçası referanslara ve çokça olumlu yoruma rağmen Üç kız kardeş kitabı bende derin bir iz bırakmadığı için Altıncı Koğuş kitabını nispeten daha düşük bir ilgiyle okumaya başladım. Ancak okumaya başladıkça gördüm ki Çehov isminin 21. yy'da hâlâ yaşaması ve öyle zannediyorum ki yüzyıllar sonrasında da canlı kalacak olması boşuna değil. Kitabı bitirdiğimde içimde derin bir boşluk ve ince bir sızı kaldı. Bu kadar ince bir kitapta böylesi derin anlamlar bulacağımı düşünmemiştim. Pek çok kavramı ve gerçek algımızı bütün çıplaklığıyla sorgulamamıza vesile olup çarpıcı bir son ile adeta "işte size asıl gerçeklik" diyen, bakış açımızı sağlam bir zemine oturtarak gerçeği görebileceğimizi gözümüze sokan bu kitap üzerine oturup düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum. Spoiler vermemek adına daha fazla irdelemeyeceğim ama şunu söylemeden geçmek istemiyorum. İlahi adaletin öğretisini, empati yeteneğinin kaderin cilvesi ile gerçekleştiği, bir odanın penceresinden bakarak dışarıdaki soğuğu anlatmak yerine dışarıya çıkıp yalın ayak, iliklerine kadar soğuğu hissederek yargıya varanların gözlemlerini önemsiyorsanız elinizde doğru bir kılavuz tutuyorsunuz.