Üniversitede bir ders esnasında lisans öğrencilerinden birinin sorduğu soru, elinizdeki kitabın bazı bölümlerinin yazılmasını ve Diamond’ın önceden fark etmediği bir durumu düşünmesini sağladı. Bu soru aslında çok basitti: “Dünya üzerinde bir toplum, hayatta kalmasını sağlayan bütün ağaçları kesmek gibi nasıl feci bir karar verebiliyor? En son palmiye ağacını kesen adalının bunu yaparken ne düşündüğünü merak ediyorum.”
Tüfek, Mikrop ve Çelik’te neden bazı toplumların diğerlerinden daha fazla geliştiğini, medeniyet yolunda nasıl hızlı adımlarla ilerlediğini incelerken coğrafya ve iklim faktörlerine eğilen Diamond, serinin ikinci kitabı olan Çöküş’te de özellikle geçmiş toplumların yok olma sebepleri üzerine araştırmalara girişiyor. Paskalya Adası, Pitcairn ve Henderson Adaları, Anasazi, Maya ve Vikingler gibi geçmişte yaşayıp yok olmuş toplumları ele alıyor. Yaşadıkları dönemde toplumlarının bir yok oluş sürecine girmesini kimsenin aklından dahi geçirmediği, -zamanlarına göre- kurdukları yüksek medeniyet ve gelişmişlik düzeylerinin ardından yaşadıkları çöküşün sebeplerinin irdelendiği bölümler inceleniyor.
Diamond, toplumları çöküşe sürükleyen genel olarak 5 faktörden bahseder: çevre tahribatı, iklim değişiklikleri, düşman komşular, dost komşuların desteğinin azalması ve toplumun çevresel olsun ya da olmasın her türlü probleme verdiği yanıtlar.
Çevre tahribatı başlığında çöken birçok toplumun temel çöküş sebeplerinden birinin bu olduğu vurgulanır. Ormansızlaşma, yer altı ve yer üstü kaynaklarının hızla tüketilmesi, nehir ve deniz sularının kirletilmesi, canlıların habitatına verilen zarar, ozon tabakasına verilen zarar, küresel ısınma, aşırı nüfusun sebep olduğu aşırı tüketim ve çöpler, kimyasal atıklar vb. insan yaşamını doğrudan etkileyen sebepler toplumlar üzerinden örneklendirilir.
İklim değişiklikleri, insan ömrünün kısa olduğu ve yazının kullanılmadığı geçmiş toplumları günümüzden daha fazla etkilemiştir. Bu başlık altında daha çok insan müdahalesi olmaksızın gerçekleşen kuraklık, aşırı sıcaklık ya da soğukluk gibi etmenlerden bahsedilir.
Düşman komşular başlığında birbirleriyle çatışma halinde olan, kendi kaynakları tükenmekte olan toplumların, durumu daha iyi görünen toplumların kaynaklarını kendi lehlerine kullanmak için giriştiği düşmanca eylemler yer alır.
Bazı toplumların çöküş sebebinin ise muhtaç oldukları dost komşu toplumlarla olan ticari-ekonomik ilişkinin azalması ya da kesilmesi gösterilir. Bu başlıkta özellikle Grönland Nors toplumunun bu sebeple çökmesi dikkat çekicidir. Günümüzde dahi Danimarka’nın desteği olmadan Grönland’da insan yaşamının sürdürülmesi pek mümkün görünmüyor.
Son başlık, toplumların benzer problemlere verdikleri farklı yanıtları içeriyor. Diamond, toplumların çöküşünün diğer dört probleme verdikleri her türlü yanıtta aranması gerektiğini düşünür. Birçok toplumun çöküşünden sorumlu olan ormansızlaşma sorununu Japonya, Dağlık Yeni Gine ve Tikopia gibi ülkelerin ciddiye alarak çözmesinin karşısında, Grönland Nors ve Paskalya Adası toplumlarının sorunu görmezden gelerek yok olmaları karşılaştırılır.
Geçmiş toplumların bu beş faktörden biri ya da birkaçı sebebiyle çöküşünün anlatıldığı bölümlerin ardından günümüz toplumlarından bu sorunları yaşayan Haiti, Çin, Avustralya ve Ruanda gibi ülkelere değinilir. Sadece ele alınan bu toplumların değil, modern çoğu toplumun aynı sorunları yaşadığı belirtilir. Bu ülkeler için çözüm önerileri dile getirilir.
Küresel bir dünyada yaşadığımız, dolayısıyla dünyanın bir yerinde olan biten her şeyin en uzaktaki toplumları dahi derinden etkileyebileceği böylesi bir çağda Diamond, yaşanacak bir çöküşün artık toplumsal değil küresel olacağını ve bu yüzden her toplumun gelecek kuşaklara karşı ortak bir sorumluluk bilinci ile hareket etmesi gerektiğini savunur.