·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Aralık 2020 01:59 "Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday."
Edebi değeri olarak öyle midir bilemem. Ben sadece ileride kitap yazma hayaliyle yaşayan, kendini geliştiren sıradan bir okuyucuyum. Fakat anlattıklarının önemine bakarsak kesinlikle yeryüzünde kalacak son kitap olmaya aday. Zira yaklaşık 232 derece, 451 fahrenheit bir kitap sayfasının yanma ısısına işaret ediyor. Kitabın ilk satırı ise "yakmak bir zevkti" oluyor. Akabinde okuyucusunu "kitap insanlar" ile tanıştırıyor, hatırlamanın erdemine, önemine dem vuruyor. Bu yüzden Fahrenheit 451 bize kitapların önemini dolaysız yoldan, basitçe hatırlatacak ilk eserlerden oluyor.
Hatırlamak demişken, hatırlamak için düşünmek gerekir. Kitabın distopik dünyasında ise düşünmenin cezası pek beter. Ray Bradbury ise hazır düşünebiliyorken içini dökmüş. Üstelik düşünmenin en güzel olduğu yerde, bir kütüphanede.
Kitap bir yandan da geçtiğimiz aylarda okuduğum Kızıl Veba'yı çağrıştırdı bana. Aynı Kızıl Veba öyküsündeki gibi insanlığın içerisine sıkıştığı paradoksa göz atıyoruz. Geçmişte yaptığımız hataları biliyoruz ama yapmaya devam ediyoruz. Tekrar doğup, tekrar batıyoruz, tekrar doğuyoruz. Tıpkı Ray Bradburry'nin de dediği gibi bir Anka gibi davranıyoruz. Tek bir farkla. Anka Kuşu geçmişini bilmez iken biz biliyoruz. Peki bir gün "yine aynısını yapacağız nasıl olsa" deyip doğmaktan vazgeçersek ne olur?
Son zamanlarda aşırı bir önyargıya kurban giden bu kitabın sanrılı, agresif dilini okumanızı, kütüphanenizde bulundurmanızı kesinlikle öneririm. Her bir karakterinde ayrı bir eleştiri göreceksiniz.
"Evet. Yıkmanın zamanı ve inşa etmenin zamanı vardır."