·156 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Aralık 2020 16:30 ✏Eserimizi incelemeye ana hatlarıyla başlayabiliriz. Şöyle ki eser 169-170 yılları arasında Stoacı veya Filozof İmparator olarakta bilinen Marcus Aurelius tarafından kaleme alınmıştır. Ve eser 12 kitaptan oluşmaktadır.
✏Peki bu eser konu olarak neden bahsediyor, hemen anlatayım. Kitapta yoğun bir şekilde "Stoacı Felsefe" işlenmiş durumdadır. Bilmeyenler için Stoacı Felsefe, insanın en temel amacının mutluluk olması, ve bu mutluluğa götüren yolun doğaya hizmet ve doğaya uyumla sağlanacağıdır.
✏İnsanın yaşamı, doğru ve yanlışın kimden geldiği, alçak gönüllü ve erdemli olmak, ölümden korkmamak hatta ölüme gitmek, yönetici ilke gibi kavramların da yazarın gerek kendine verdiği öğütleriyle gerekse topluma tavsiye niteliğinde kitapta yer aldığını görüyoruz.
Aslında "Nasıl Daha İyi İnsan Olunur" ya da "Doğaya En Uygun Nasıl Davranabiliriz" gibi başlıklarda da yazılabilirdi, çünkü bu konuların kendileri ve alt başlıkları kitabın içeriğini oluşturuyor.
✏Konuyu ele almışken birkaç eleştiriyi incelememe katacağım. İlk olarak kitap yoğun bir tekrardan oluşuyor, yani aynı cümle içeriğini 12 bölümde farklı farklı yerlerde görmemiz mümkün. İkincisi ise "akrabalar velinimettir onlara saygı duy" ya da "sana silah uzatana sen gül uzat" gibi bölümler bulunuyor. Bu bölümlerin kanımca günümüzde birçok kişiye ters düşücek nitelikte olduğuna inanıyorum.
✏Eserde övgüyü hakeden yerlerden birisi ise, Aurelius bir imparator olmasına rağmen halk dilini kullanmayı seçmiş ve üslubunun yalın, mümkün olduğu kadar okuyucuyu sıkmamaya yönelik olmasını sağlamıştır.
✏Kitabı okumaya başladığım ilk andan itibaren aklıma gelen bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. "Kendime Düşünceler" birçok yönüyle "kişisel gelişim kitaplarının" en ilkel hali dersek hata etmiş sayılmayız. Okuyanlardan bu düşünceme dair geri bildirim almak hoşuma gidecektir.
✏İncelememi şu satırlarla bitirmek isterim: Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil.
*Saygılarımla*