Gönderi

Kendime bir hatırlatma!
10/10
·1724 syf.··
2019 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2019 19:38
Hepimizin hayatında sarıp sarmaladığı, kendine ait hissettiği bir kitabı vardır. İşte benimki de Sefiller!! Yollarımız ilk olarak bir köy okulundayken kesişti. Küçücük ellerimle okulun sobasını yakmaya çalışırken sefilliğin ne olduğunu o an anlamıştım. Kitabı okumaya başlayınca hayatta ne denli sefilliklerin olduğunu görmüş cosette'nın üşüyen ellerinin acısını ben de hissetmiştim. O küçük yaşıma rağmen kitaptan hayli etkilenip herkese anlatmaya başladım. İkinci karşılaşmamız bir pansiyon odasında soğuktan olmasa da açlıktan uyuyamadığım bir gecede oldu. Okurken o zaman Mabeuf Babanın açlığını düşünemeyecek kadar kendi sefilliğimle meşguldüm. Üçüncü karşılaşmamız bir evin sıcaklığında olduğu halde anlatılanlar daha önce hissettiklerimden daha çok canımı acıttı. Karakterlerin hayatları ve kendi yaşadığım hayatı karşılaştırdım. Hah işte hayat tam da böyle değil mi? Her zaman kendi acımızı, çaresizliğimizi sefilliğimizi bir başkasınınkiyle karşılaştırır ve vicdanımızı rahatlatmaya çalışırız. Kitabı tekrar okuyunca vicdanımın bu sefer daha yüksek sesle bağırdığını duydum. İçimdeki bu huzursuzluğun esas kaynağı o. Ben bugün sıcak yatağımda uyurken dışarıda biri soğuktan donmak üzere olabilir. Yediğim yemeği beğenmezken bir insan daha yemek bulamadığı için ölmüş olabilir. Ben bugün babamın bana aldığı elbiselerin güzel olmadığından yakınırken hayatı boyunca çocuklarına tek bir elbise bile alamamış babalar olabilir. Durup bir dakika bu ihtimalleri düşününce bile büyük bir acı duydum. Bu inceleyi okuyan okuyucu sen hiç mi bunları düşünmüyorsun? Hepimiz adına düşünen ve bunları dile getiren bir yazar var ve iyi ki de yazmış bunları. İçinde yaşadığı toplumu çok iyi gözlemlemiş, gerçek hayatta karşılaştığımız olayları kafamıza vura vura anlatmaya çalışmış. Kitap farklı karakterde insanların sefillikleri üzerinden birbirleriyle kesişen hayatlarını konu alıyor. Yazar karakterleri anlatırken o kadar güzel tasvirler ve tahliller yapıyor ki karakterlerin içinde bulundukları duygu durumunu siz de yaşıyorsunuz. Onlarla birlikte öfkeleniyor, kızıyor, üzülüyor, seviniyor, hüzünleniyor.. Bir kürek mahkumuna hayatı boyunca toplum tarafından hep bir suçlu gözle bakılmasına öfkeleniyor, bir annenin kızına bakmak için yaptığı fedakarlıkları (saçları,dişleri daha sonra bedeni) görünce hüzünleniyor, küçük bir çocuğa yapılan kötü muameleyi görünce üzülüyor, bir insanın düşüncesi yüzünden yargılanmasına kızıyor, parası olmadığı için kitaplarını satmak zorunda kalan adamın çaresizliği karşısında ağlıyor, annesine verdiği sözü tutup kimsesiz ve perişan haldeki çocuğu kurtarıp bir baba şefkatiyle büyüten adamı görünce seviniyor, birbirini seven iki insanın kavuşmasıyla mutlu oluyorsunuz. Bu kadar duyguyu bir arada veren bunu anlatırken de içinde yaşadığı dönemi anlatmaktan geri kalmayan bir yazar ile karşı karşıya kalacaksınız. Yeri geliyor kendinizi bir savaşın içinde buluyorsunuz. yeri geliyor direnişçilerle birlikte yaşasın cumhuriyet diye bağırıyorsunuz. Yeri geliyor bir lağımda yaralanan biri ile birlikte yol almaya çalışıyorsunuz. Yeri geliyor kendinizi bir manastırda dua ederken buluyorsunuz. Ve yeri geliyor adalet sistemini sorgulayan vicdanının sesini bastıramayınca intihar eden adamın bulunduğu yerde buluyorsunuz kendinizi. Bunların hepsine hazır değilseniz sefiller size göre bir kitap değil. Çünkü yazar olayları anlatırken sayfalar dolusu betimleme yapmaktan çekinmiyor. İçinde bulunulan dönemi ve yazarın bağlı olduğu akımı düşününce anlatılan şeylerin o zamanın koşulları için gerekli bir anlatım olduğunu düşünüyorum. Bir kürek mahkumunun hayatına dokunan bir piskopos olmasaydı o insan hayatına nasıl devam edecekti? Toplum tarafından etiketlenen, nereye giderse gitsin öteki olan ve bunu da aç kaldığı için ekmek çalmak zorunda kalan bu insanın suçu ne? Ona temel ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli koşulları sağlamayan sonra da onu öteki olarak gören toplum değil mi? Bir kadın çocuğuna bakmak için kendi bedeninden fedakarlık yapmak zorunda mı? Küçük yaşta okula gitmesi gerekirken çocuklar neden çalışmak zorunda bırakılır? Bir insan düşüncesi yüzünden yargılanabilir mi? Yiyecek bir lokma ekmekleri olmayan insanlar varken bir kara parçası için savaşmak doğru mu? Bize kötülük yapmış bir insana iyilik yapmak ne derece mümkün? Böyle sorular ve daha niceleriyle karşılaşacağınız, hayatın seslerini duymak için oturduğunuz yerden kalkıp harekete geçmenizi sağlayacak bir kitap. Açın kulaklarınızı ve bu sesi duymaya çalışın. Kitap hayatın sesleriyle dolu ve bu sesler farklı zamanlarda bizim duymamız için bağırıyorlar. Kimi sesini duyurmayı başarıyor kimi ise hala o karanlıkta sesini duyurma peşinde. Ben biliyorum ki bu kitabı okuduktan sonra hiçbir insan aynı kalamaz ve o seslerin peşine düşmeye başlar. Bugün kitabı okuduktan sonra evden çıktım ve sesleri aramaya başladım. Hemen ilk sokakta karşıma çıkan ses küçük bir çocuğun sesiydi. Soğuktan üşüdüğü her halinden belli olan çocuk beni görür görmez "mendil ister misin abla" dedi. İşte o sesi duyunca okuduğum bu kitabın ben de oluşturduğu acıyı bir kez daha hissettim.
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,3bin okunma
··
227 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Asıl sefilin bizler olduğunu tokat gibi çarpar. Ne zaman bir şamdan görsem hüzünlendirir.