Büyümek insana yapılmış bir haksızlık. Oysa iyiliğe ve şeylerin büyüsüne inanmak istiyorum hâlâ. Masum bir öpücük bozabilsin yüzyıllık büyüyü. Fişi prize takınca lamba yansın yine ama bir matematik formülü olmasın bunun karşılığı, Tanrı’nın eli gibi düşünmek istiyorum. Bilgi ve gerçeklik duygusu var ettiği kadar yok da ediyor insanı.
Hâlâ bu pencerenin önünde neyi bekliyorum? Olmayacak olan neyi? Gelmeyecek olan kimi?
Gidebilecek bir yerimin olmaması ne acı. Biliyorum, başka bir yer yok. Aslında hiçbir zaman bir başkası olmayacağız, başka hiçbir yere gidemeyeceğiz, hiçbir yer başka bir yer olmayacak ve hiçbir şey yaşananları değiştiremeyecek.