·152 syf.····Okunma: 18 Aralık 2020 01:44 SPOİLER!
Merhabalar! Postmodern roman deyince, sanki okuması zor metinler akla geliyor. En azından genel algı bu yönde. Beyaz Kale de postmodern bir roman ve okuması asla zor değil. Bence bu tür için iyi bir başlangıç bile olabilir. Bu türün olmazsa olmazlarından pastiş ve metinlerarasılık kavramlarına da bakmak gerekir. Bu kavramların özü bazı eserlerden anıştırma(dönüştürme) yaparak yazılan esere bunları sindirmektir. Bu konu uzun ben romana geçeyim.
17. Yy Osmanlı’sını okumak romana başlamadan çok yararlı olur diye düşünüyorum. Keza anlatılmak istenen her şey tarih altyapısında verilmiş. Özellikle Kösem Sultan ve IV. Mehmet dönemlerine bakılmalı. Çok küçük yaşta tahta geçen bu padişah romanda fazlasıyla yer ediyor.
Beyaz kale, Venedikli bir köle ve hoca diyalektiği üzerine kurulu bir roman. Birbirlerine ikiz kadar benzeyen bu ikili romanın aslında ana teması. Çünkü kölelik, efendilik kavramı ile Doğu ve Batı ikilemi romana yedirilmiş. Belki de her kölenin içinde bir efendi, her efendinin içinde de bir köle vardır anlayışla olsa gerek roman bitiminde karakterler fiziksel olarak yer değiştiriyorlar. Aslında ruhsal olarak çok daha öncesinden dönüşme gerçekleşiyor. Bunu Batı’nın Doğu’ yu sindirmesi şeklinde de yorumlayabiliriz. Aslında bu yer değiştirme çok eski zamanlardan bu yana edebiyatımızda var. Masallarda don değiştirme motifi buna karşılık gelir. Ayrıca bilindik hikayelerden Leyla ve Mecnun’da tek taraflı da olsa dönüştürme söz konusu.
Ayna metaforuna özellikle değinmek gerekir diye düşünüyorum. Ayna insanın kendini sorgulaması için en önemli araçlardandır. Medeniyet bağlamından hareketle, köle ve hocanın ayna sahneleri çok etkileyiciydi. Kitabı okumayanlar okuyorsa bu yazıyı heyecanı öldürecek kadar spoiler yok merak etmeyin:)
Genel olarak çok iyi olan bu eseri şiddetle tavsiye ederim. İyi okumalar!!