10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 20:52
“Şimdi Can halkı uyuyordur diye düşündü Nazar Çagatayev, uyusun ve hiç değilse rüyasında açlık ve eziyet çekmesin. “ Bu sene içersinde değil, bugüne değin okuduğum en iyi kitaplar arasında yerini aldı Andrey Platonov’un Can’ı. Sade, özgün anlatım diliyle ve sıcak hüzünlü hikâyesiyle. Bir an önce tüm kelimeler aksın, tümüyle soluyayım, içime çekeyim istedim. Yeryüzünden silinmeye yüz tutmuş bir halkın hikâyesi, açlığın, çölün, ıssızlığın ortasında ruhlarını yitirmiş, kim olduklarını unutmuş Can halkının hikâyesi, dilerim daha çok kişiye ulaşır, dilerim bu kıymetli yazarın anlatmak istediklerini daha çok kişi duyar. Yeryüzünde haksızlığa uğramış, tüm halklara selam olsun. SPOİLER- Küçük bir çocukken onu kendi kaderine bırakmak zorunda kalan annesinin yüzüne haykıracaktı. “ Ben de unutacağım seni, ben de seni sevmiyorum. Küçücük bir insanı doyurmayı beceremiyorsunuz, öldüğünüzde de kimseniz olmayacak işte. “ Annesi Türkmen Gülçatay, başka bir yol bilmediğinden, belki oğlunun gidecek iyi bir yolu olur diye düşündüğünden yapıyordu bunu ama küçük Nazar çocuk bedeninde, çölün ıssızlığında, bilmediği yolların izinde yapayalnız ne yapacaktı? “Kendisini anımsayan ve seven kimsecikler yokken o halen mevcut muydu sanki ?” Çöldeki tek tutunacak dalı Perekati-pole, sürüklenip, yuvarlanan bir çalı. Nazar gibi kimsesi yoktu üstelik, ne bir akrabası, ne yakını, her daim bir yerden bir yere gidiyor. Yürüdü Nazar, peşi sıra Perekati-pole’nin ardından, geleceğine ve gün gelipte Can halkı ve annesi için döneceği güne kadar. Kökleri geri çağırıyordu onu, silinip gitmesini istemiyordu yeryüzünden halkının, acı çekmesini, açlıktan yitip gitmesini, insanca yaşamalarını istiyordu İNSANCA.
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,318 okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.