Çok sevdiğim bir yazar olan Dan Brown’un son kitabı “Başlangıç” Robert Langdon, daha önceki kitaplarından da tanıdığımız ana karekter bu kitapta da karşımıza çıkmaktadır. Edmond Kirsch ise Langdon’ın Harward’daki eski öğrencisidir. Genç, bilgisayar dahisi ve kodlara meraklı bir dahidir. Mezuniyetten itibaren Langdon ile yirmi yıl irtibat halinde kalmışlardır. Bir çok konuda Longdon’dan ilham alsa da, Longdon’un deyimiyle boynuz kulağı geçmiştir ve Edmond bir çok icatı olan fütürist bir bilim adamıdır ve sanat severdir.
Kitap ilk olarak Edmond Kirsch’ün VIP davetlilerin bulunduğu bir etkinlik düzenlemesiyle başlamaktadır. Tabi ki bu ektinliğe eski hocası Robert Langdon da davetlidir. Kirsch, herkesi bir araya getirerek Winston isimli önemli bir icadını duyurmak istemektedir. Makinelerin yepyeni yöntemlerle problem çözdüğü, kendi işleyişlerini düzenledikleri birkaç patentli bir teknoloji olan bu icat henüz devam eden ve her geçen gün geliştirilen bir yapay zekadır. Bununla birlikte esas duyurmak istediği bir icadı daha vardır.
Edmond’a göre tüm tarihimiz boyunca sorulan iki temel soru yanıtsız kalmıştır. Bunlar; “Her şey nasıl başladı, nereden geliyoruz?” ve “Nereye gidiyoruz?”. Bu iki gizem insanlık deneyiminin temelinde yer alan evrensel gizemlerdir. Edmond’un iddiasına göre, icadı bu iki önemli soruya cevap niteliğindedir. İnsanın yaradılışı ve kaderi geleneksel olarak dini alanlardır ve dini öğretilerle cevaplanmıştır. Fakat bu icatla birlikte bu sorulara bilimsel bir yaklaşım getirileceği için hiç bir dinin o akşam ilan edilecek icattan hoşlanmayacağı kanaatindedir Edmond. Daha da ileri giderek, din adamları tarafından fiziksel olarak zarar görebileceğini bile düşünür.
Büyük bir etkinlik düzenleyen Kirsch, bu etkinlikte icadını duyurmayı hedeflemektedir. Fakat işler istediği gibi gitmez ve Longdon yine kendini tehlikenin ve maceranın içinde bulur. Bu sefer İspanya’nın gelecekteki kraliçesi de işin içindedir. Zamanları azalırken bir yandan da bulaştıkları düğümü çözmeye çalışırlar. Keyifli okumalar.