Gönderi

inceleme1
Puan vermedi·413 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Eksiksiz bir roman. Kitabı en basit haliyle böyle tanımlayabilirim diye düşünüyorum. Aşktan bilim-kurgu, fantastik ögelere; nankörlüklerden vefa duygusuna; insanın kendi içindeki savaştan doğa tasvirlerine; efsanelerden düzene isyana kadar bu kitapta birçok duyguyla, birçok bakış açısıyla karşılaşıyoruz. Kitap ana hatları itibariyle başkarakter Yedigey’in, kadim dostu Kazangap’ın cenazesini geleneklere uygun olarak defnedebilme çabasını ve bu süreci ele alıyor. Bu süreçte geçmişe dönük birbirinden bağımlı ya da bağımsız anılarla, efsanelerle okuyana birçok duyguyu tatma olanağı sunuyor. Romanı sadece bir kitap halinde düşünecek olursak hissettiklerimiz de kısıtlanacaktır. Bu yüzden yazarın hayatına bir göz atmak bile romandan alınacak olan hazzı artıracaktır. En azından bu durum bende böyle işledi. Hayatına bakacak olursak eğer bir karakter ki dikkatleri üzerinde topluyor, bu karakter Cengiz Aytmatov’un babasının(Törekul Aytmatov) hayatından da izler taşıyan, mantığa uymayan sebeplerden dolayı hayatına son verilen, içindeki yazma bilinciyle düzgün mesajlar veren Abutalip Kuttubayev. Sadece Abutalip’le kalmayıp onun ailesine bakacak olursak da Zarife’nin kocasının ölümünden sonra dahi ona bağlılığını göstererek uygun görmediği olaylardan ötürü Sarı-Özek’i terk etmesinden dolayı yazarın annesiyle; çocukların babasının adının lekelenmesinden dolayı önlerindeki hayatları boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşacak olmasının da yazarla olan benzerliğinin, Aytmatov ailesinden izler taşıdığını söyleyebiliriz. Gerçekte bu zorlukları yaşayan yazar, Yedigey karakteri aracılığıyla Zarife’nin çocukları da benim yaşadıklarımı yaşamasın dercesine bir mücadele veriyor adeta. Ayrıca tren unsurunun bize her bölümde hatırlatılması yazarın babasını en son bir tren istasyonunda görmesinden kaynaklıdır diye düşünüyorum. Kitapta kendime göre eksik bulduğum yerler de olmadı değil. Orman-Göğsü’nde anlatılanlar ağza bir parmak bal çalma hissi verdi bana. Neticede bu bir bilim-kurgu romanı olmadığından çok fazla yer almadığı kanaatindeyim, bu hissin de o konuların beni kendine çekmiş olmasından dolayı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu gezegenin de yazarın dilediği dünya düzenini yansıttığı da söylenebilir çünkü o gezegende daha çok dünyada muzdarip olduğumuz ama orada güzel işleyen konular üzerinde duruluyor. Kitabın can alıcı noktalarından biri de dil ögesinin önemi üzerinde durulmasıdır. Yazar yer yer bunu bize hatırlatıyor, gerek Abutalip’in çocuklarına miras yazılar yazması gerekse Ana-Beyit’e girişi engelleyen askerin kendi yöresinin dilini kullanmaması bu hatırlatmaların zirve yaptığı bölümlerden. Mankurt kavramını yazına sokan yazar belki de dile sahip çıkılmamasının olası sonuçlarında bahsediyor. Dil ve millet arasındaki ilişkiyi de buna bakarak şöyle değerlendirebilirim. Dilini konuşmayan milletler, insanlar bilmezler geçmişlerini; eğer öyle bir gelecek varsa öngörülemez bir gelecek bekler onları. Bilinçsizlerdir, değerlerine yabancıdırlar, bambaşka bir sosyal kültürde bulurlar kendilerini. Kitapta da bir nevi mankurt olan Kazangap’ın oğlu Sabitcan’da da görüyoruz bunu. Kitabı okuyan çoğu insanın haz etmediği bu karakter; geldiği yeri tanımayan, gelenekleri umrunda olmayan sözde çok bilen ama bir işe yaramayan bir izlenim veriyor. Buna karşın kitabın başında gördüğümüz tilki ise insanın kendi kültür varlığından uzaklaşmaması gerektiğini, zor koşullara rağmen o milleti benimsemesi gerektiğini gösteriyor. Bir milletin ömrünün uzunluğu doğrudan dile bağlıdır. Kendi dillerine sahip çıkmayan milletler sömürülmeye mahkumdurlar. Mankurttan farksız bir yaşam bekler onları. Dil demek sadece toplumların gelişimi için tek etken değildir tabi ama birçok unsura zemin hazırlar, temeli ondan geçer. Bizler de dilimize sahip çıkıp paslanmasına izin vermeyelim ki bekamız daim olsun. Sözlerimi, Cengiz Aytmatov’un “İnsan onu hatırlayan son insan yaşayana kadar hayattadır.” sözünden esinlenerek; bir millet, dilini konuşan son insan yaşayana kadar hayattadır diyerek sonlandırmak istiyorum.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
·
7 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.