·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Aralık 2020 20:56 Dünya ağrısı
Ayfer Tunç
Dünya ağrısı ne kadar basit ama ne kadar dolu bir isim olmuş bu kitaba ,kitap bitince içinizde kalan o yumruğu eni konu ve epey bir süre hissedeceksiniz. Yazarın kurgusu,diyalogları ve anlatımı o kadar sahici ki roman değil onlarca karakterin acısını okuyor ve size sirayet etmesini enğeleyemiyorsunuz . Sadece roman değil çünkü bu kitabı sadece bir roman olarak değerlendirmek pek mümkün değil bence. bir kere içinde alev alev maraş katliamı ve öldürülmüş çıplak kız çocuğunun bugün internette hala görülmesi mümkün olan cesedinin fotoğrafı var. Fotoğrafın gerçekliği, romanın sayfalarının yakanıza yapışan ellere dönüşmesine sebep oluyor. Ensest,linç ,cinayet sürüsü ile farklı insanların,otel müşterilerinin öyküleri ile yüklü bir kitaba sadece roman diyemedim.
" intiharın kendisi haber değildir diye düşündü". intiharın türü haberdir. biri intihar ettiğinde önce nasıl öldü diye sorulur. ... ne kadar vahşice öldürürse kendini insan, o kadar büyük haber olur." (s.228)
Kitap karakterlerinden Mürşit ve Madenci ile birlikte içmek ,uzun uzun susup ,uzun uzun konuşmak isterdim . İmrendiğim bölümlerdi . Gerçi başbaşa sohbetlerinde insanın ruhlarının karanlık yönlerini detaylıca ve öyle içtenlikle paylaşıyorlar ki okur iki yakın arkadaşı dinliyor gibi hissediyor. Depresifseniz ve melankoli size yapışıksa bu kitap size göre kesinlikle değil içsel acılarınızı çoğaltır. Taşra halleri, kış, hayat ağrısı. kayıplar ve niceleri ile kasvetli,karanlık bir kurgu fakat gerçekliği yadsınamaz . Yazar sizi alıyor on beş katlı binadan acımasızca atıyor. Herşeyin farkında olmak ve bilmek insana sıkıntı verir. Üç gün sürmemesi gereken kitap geç bitsin ve kelimelerin muhteşemliği ki acıda olsa anlatılanlar mümkün mertebe geç bitsin istedim diye okumamı ağırdan aldım.
istediği hayattan çok başka bir hayatı yaşamak zorunda kalan bir adamın tamamıyla anlamsız bulduğu bir hayatın içindeki yalnızlığını, yabancılığını, sırlarını ve sır haline getirdiği yaşanmış acıların mı diyelim yoksa bir büyük günahın mı, tüm hayatını kuşatacak şekilde nasıl bir karartmaya neden olduğunu basit bir dille anlatıyor. yani yazgısının bu şehri çevreleyen dağların arasında sonunu beklemek olduğunu anlayan, anlayınca da her şeye boşveren, hayata uzaktan bakan birinin iç bunaltıları, sorgulamaları ve gözlemleri.
“dünya ağrısı” adını “weltschmerz” teriminden alıyor. “weltschmerz” almanca bir terim. sözlük anlamı zamane hastalığıdır. kitabın, ismiyle çok müsemma olduğunu söyleyebilirim. ancak bu kadar iyi isimlendirilebilirdi. dünya ağrısı, hepimizin içimizdeki şeye verebileceği bir isim. Ayrıca tek mekanlı kitapların sıkıntısından kaynaklı yazar Zebercet ve Kibar karakterlerinin ,otel olgusunun kıyaslanmaması için ki akla bazen Anayurt oteli ve Yusuf Atılgan geliyor ,bir Anayurt oteli etkisi olduğu açık olmasına rağmen Ayfer Tunç bunu; Mürşit'e sinemada Anayurt oteli filmini izletip izlediği filmle kendi hayatının çok farklı olduğunu söyleterek bertaraf etmeye çalışıyor. Ve kitapta normal, işinde gücünde tek insan yok. Otele adam geliyor, ha o mu, kızı intihar etmişti. bu kadın mı, babası ona tecavüz etmiş. meyhaneci mi, deli o, arada hastaneye kaldırıyorlar.. gibi olumsuz yönleri var çok fazla karakter ve çok fazla sorun olunca bir yerde iç acıtmaktan çok bari birisi normal olsun isteminiz oluyor ve hayata umut ile bakmak için kitap aracılığıyla sebep arıyorsunuz.
Okunur,okutulur gönül rahatlığıyla tavsiye edilir.
Dostlukla ve esenlikle kalın