Gayet hoş ve akıcı bir kitap. Özellikle beni etkileyen kısmı ise hiçbir insan olmasın ki zorda kaldığında kendi sınırlarını aşarak yapamam dediği veya imkansız görünen şeyleri yapamasın. İnsanoğlu tabiatı gereği eşsiz bir canlıdır. Kitaptaki kahramanımızda da gördüğümüz üzere bir odaya hapis olan bir insanın hiçbir ilgisi veya bilgisi olmadığı halde satranç konusunda ustalaştığını hayranlıkla görmekteyiz. Sosyal hayattan uzak sadece dört duvar arasında hapis kalan bu kahramanımız, sadece bir kitap sayesinde efsane bir satranç bilgisine erişiyor ve dünya şampiyonunu yenecek kıvama geliyor. Burada dikkat çekmek istediğim nokta ise acaba yine aynı kişi kendine bütün şartlar sunulsaydı satrançta bu denli ustalaşabilecek miydi ? Yoksa gerek toplum baskısı gerek maddi manevi şartlarımız bizi Weber'in demir kafesine aldığında mecbur kaldığımızda mı imkansızı başarabiliyoruz...