9/10
·648 syf.··
2020 67. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2020 00:05
1984 okuduğum distopyalar arasında en sarsıcı olanı,bu kitabı ruh halinizin iyi,her şeyin yolunda olduğu bir dönemde okumanızı ve elinize aldığınızda üslûba alışana kadar bırakmamanızı öneririm ayrıca kitabı okurken bazı bağlantıları kaçırmamak adına not alabilirsiniz.Mini kitapta sonda olan çevirmenin eklemesi olan yazarla,eserle ilgili olan ek bölümü ve yenisöylem kurallarını romana başlamadan okumanızı tavsiye ediyorum,romanı genel çerçeveden küçük çerçeveye özetlemeye çalışacağım. 1984'te dünyada üç büyük devlet hüküm sürüyor.Bu devletler Okyanusya,Avrasya ve Doğu Asya.Hepsi aynı ideoloji ile yönetiliyor.İngilteredeki "İngsos" (İngiliz sosyalizmi),Avrasyadaki "Neobolşevizm",Doğu Asyadakinin adı ise "Ölüme Tapınma".Bu üç büyük devlet sürekli birbiriyle savaş halinde,sürekli bir yenişememe devam etmekte,güç olarakta birbirlerine eşler ve bu ülkelerdeki insanlar birbirlerinden nefret ediyor.Barış istenen bir şey değil sebebi de şu toplumdaki ayrıcalıklı kesimin durumunu koruması için savaş haline her zaman ihtiyaç var.Üretim mallarının fazlasını eritmenin bir yolu savaş.Bu üretim malları toplumda eşit olarak dağıtılmış olsa,toplumda bir refah durumu gözlemlense toplumdaki her tabaka bundan etkilenir ve alt tabaka özgürleşmeye,bilinçlenmeye başlar ve kendisini yönetenlere ihtiyaç duymamaya başlar,buna karşın üretimin azaltılması da istenen bir durum değil,çünkü toplumun her kısmı gereksiz bir yoksulluk çekmek zorunda kalabilir,askeri ve ekonomik olarak rekabette diğerlerinden geride kalabilir.Savaş psikolojik olarakta istenen bir durum,savaşın olduğu bir toplumda halk,kendisini yönetecek bir kesime ihtiyaç duyacaktır.Romanda "SAVAŞ BARIŞTIR."sözünü de sık sık görürüz.Savaşla barış durumunun bu üç ülkede dış politika açısından bir farkının olmadığı sadece her ülkenin kendi toplumuna açtığı bir savaş olduğunu görürüz esasen. İngsos,İngiliz sosyalizminin Okyanusyadaki yenisöylemdeki adı.Yenisöylem Okyanusya'nın yeni anadili Eskisöylem( İngilzce)ise eski dili.Yenisöylemde ihtiyaç duyulmadığını düşündükleri birçok kelimeyi atıyorlar amaç düşüncenin daraltılması,insanlar daha az kelimeyle konuşmaya başladıklarında bilinçlerinde de daralma oluşuyor.Toplumsal tabakaya bakacak olursak en üstte Büyük Birader denilen tanrılaştırılmış bir lider var,her yerde resimleri var,teleekran varlığını da es geçmemeliyiz.Teleekrandan sürekli olarak insanların düşünceleri,mimikleri,hal hareketleri,söylemleri gözetim altında,bu teleekranlardan Büyük Birader çıkıp söylemlerde de bulunuyor.Büyük Birader'in altında iç parti üyeleri var.En ayrıcalıklı sınıf,diğer kesimlerden daha iyi yaşayabiliyorlar,daha kaliteli evlerde oturuyor ve diğer üyelerin ulaşamadığı kaliteli şeker,kahvealkol ve sigaradan yararlanabiliyorlar.Zaman zaman teleekranları kapatıp kendilerine özgürlük alanı sağlayabiliyorlar.İç Parti üyelerinin altında da Dış Parti üyeleri yer alıyor bunlar "Bakanlık"çalışanları vs.Onlar da daha düşük kaliteli şeylerden yararlanma haklarına sahip.Ve her şeyin adı "ZAFER"le başlıyor.Zafer cini,sigarası,kahvesi,konutu vs.Dış Partinin atında da proleterler yer alıyor.Proleterler kendi geçim derdinde olan kimseler.Onlara devlet için çalışan,çocuk üreten kesim olarak bakılıyor,teleekranlarla izlenmiyorlar.Yaşam kaygısında oldukları için düşünmeye zamanları yok.Bu da onlara aslında bir özgürlük sağlıyor ve romanda "hayvanlar ve proleterler özgürdür"diye bir söylem de yer alıyor. Devlet geçmişe dair olan tüm bilgileri değiştirebiliyor,buna da çiftdüşün deniyor.Örneğin bir açıklamada şort üretiminde yüzde seksenden fazla üretim gerçekleştirdik diyor halbuki bu doğru değil geriye doğru tüm arşivler,haberler,gazeteler taranıyor ve yeni söylenilenle değiştiriliyor.İngsosun temeli işte bu çiftdüşüne dayanıyor.Bu hem bir bilinç hem bilinçsizlik doğruyu yanlışla değiştirip kendinizde o yanlışa inanır oluyorsunuz. Romanda savaş halleri de sürekli değişir durumda bir bakıyoruz Okaynusya Avrasya ile bir bakıyorsunuz Doğu Asya ile...Değişmeyen tek şey savaşın varlığı. Kitapta iki ana karakter var Winston ve Julia.Winston bir bakanlık çalışanı bu tarihe geçecek olan belgelerdeki değişiklikleri yapan bir çalışan,ancak bir yerden sonra sorgulamaya başlıyor kurulu düzeni ve yasak olmasına rağmen kendisine bir günlük alıyor.Ve düşüncelerini gizli gizli yazıyor.Bir süre sonra bakanlıkta çalışan Julia adında bir kızla ilişki yaşamaya başlıyor.Julia da partiden hoşlanmayan birisi ancak o daha bencilce yaklaşıyor olaylara,kendi işlerine karıştığı noktada partiyle uyuşamıyor,yoksa yanlış işleyen bu toplumsal düzen Julia'nın hiç mi hiç umrunda değil. Teleekranlardan insanların izlendiğinden yukarıda bahsetmiştim,eğer parti karşıtı düşünceniz olduğu anlaşılırsa gece yarısı düşüncepolisi tarafından alınıp götürülüyorsunuz.Orada sorgulamalar,işkenceler yapılıyor ve bu insanlar "buharlaştırılıyor"sanki daha önce hiç böyle biri olmamış gibi onunla ilgili olan her şey ama her şey yok ediliyor.Aile kavramı da yok ediliyor,evlilik ise bir kurul onayıyla gerçekleşiyor.Evlilikte aslolan duygusal ilişki değil partiye hizmet edecek bireyler yetiştirmek.Tamamıyla kin ve nefret üzerine olan bu kurulu düzenden hiçbir insani duygu istenen bir şey değil.Dış Parti üyelerinin evlatlarıyla ilişkisinde bile bir sıcaklık yok,bu üyelerin çocukaları anne babaları yanlış bir şey yaptıklarında,partiye dair olumsuz bir düşünceye kapıldıklarında polise şikayet edebiliyor. Parti insanların zihinlerini okuyabiliyor,yakalanan bu kimselere başlarına gelmesini en istemedikleri yöntemlerle eziyet edip,acı çektiriyor.Burada asıl amaç insanı yok etmek değil çeşitli yollarla ,hayattaki en büyük travması ne ise onunla tehdit ederek düşüncesini değiştirmek,partiye inandırmak.Ve bu şekilde insanı kendi isteğiyle partiye tapınır hale getiriyorlar.Bu aşamadan sonra kimisi serbest bırakılıyor kimisi öldürülüyor.Winston ve Julia da yakalanıp Sevgi Bakanlığına götürülen kimselerden oluyor.Burada çeşitli işkencelere maruz kalıyorlar.Öyle şeyler yapılıyor ki birbirlerine ihanet eder duruma düşüyorlar,Julia'ya ya ne yaparsanız yapın bana yapmayın diye haykırıyor Winston.Oysaki yakalanmadan önce asla birbirlerine ihanet etmeyeceklerine dair söz vermişlerdi.Bu noktadan sonra koşulsuz partiye inanma,tapınma aşaması gerçekleşmiş oluyor ve serbest bırakılıyor.Büyük Birader'i seviyorum romanın son cümlesi.
1000Kitap Gerçek Okurlar
1984George Orwell · Can Yayınları · 2018200,1bin okunma
·
47 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık 👏🏻👏🏻