·382 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Aralık 2020 16:01 Stephen King, okuduğum diğer kitapları gibi bu kitabında da usta kalemini kağıda aktarmayı başarmış. Bitmesini istemediğim için yavaş yavaş okuduğum bu kitabı değerlendirmek istedim.
*Dikkat Spoiler İçerebilir*
Çevresindeki kişiler tarafından dışlanan ve hor görülen Arnie'nin tek bir dostu vardı, Dennis. İyi kötü her an birbirlerinin yanında olan Arnie ve Dennis'in dostluğu Arnie eski Plymouth Fury model araba olan Christine'i görene kadar gayet iyi bir şekilde ilerlemekteydi. Asıl sahibinin habis ruhunu taşıyan ve sonsuz bir öfkeye sahip olan Christine, Arnie'yi gözüne kestirerek kendisine takıntı derecesinde bağlanmasını sağlar. Zaten çevresindekiler tarafından dışlanmış olan Arnie hurda arabaya bir anda bağlanır. Çevresindekilerin tepkilerini umursamadan arabayı tamir edip kendine hem yeni bir uğraş bulmuş olur hem de Christine onun için en değerli varlık olur. Christine'i onarırken ergenlik sivilcelerinden ve çocuksu tavırlarından bir anda sıyrılıp daha olgun gözükmeye başlar. Ailesi başta olmak üzere çevresindeki herkes Christine'e karşı gelerek Arnie'nin aksine Christine'den hiç hoşlanmazlar. Zamanla Arnie'nin hayatına Leigh girince işin içinden çıkılmaz bir aşk üçgeni oluşur. Zaman ilerledikçe Christine kendini göstermeye , adeta bir suç makinesine dönüşmeye başlar..
Olay örgüsü öyle bir tempoya sahip ki ara vermek bir yana çabucak bitirip sonunu öğrenmek istiyorsunuz bir o kadar da kitabın dünyasından çıkmak istemiyorsunuz.
Kitabın konusu bana çok orijinal geldi. Cansız bir nesneye yüklenen özelliklerin bu denli ustalıkla yapılması kitabı okurken ister istemez insanı geriyor. Kitabın sonunun klişe biteceğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Yazarın yerinde olsaydım bu bölümleri değiştirirdim diyebileceğim tek bir yer bile yok, çünkü (bence) en eksiksiz King romanlarından biri. Daha önce King okumadıysanız başlangıç olarak okunabilecek sizi yormayan bir kitap.
Ah Arnie üzümlü kekim...