Görünüşte klasik bir araba olan Christine, geçmişteki sahibi ona o kadar bağlı olmuştur ki gözü arabadan başka bir şey göremiyordu. Hurdalık haldeyken yeni sahibinin onu almasıyla olaylar yavaş yavaş başlıyor. Stephen King sevenlerin bu kitabını da severek ve gönül rahatlığıyla okuyacağından şüphem yok. Kitabın aynı isimle filmi de var fakat film, kitaptaki olayları iyi yansıtamamış.
STEPHEN KING || CHRISTINE
Plymouth Fury model bir araba olan Christine'in geçmişinde pek çok gizemli olay vardır. Asıl sahibinin habis ruhunu taşıyan Christine; yeni sahibine kavusmasiyla birlikte önlenemez olaylar zinciri başlar. Christine'in taşıdığı kötü enerji; karanlık ruhudur.
Kitabın okuyucuda yoğun duygular, heyecan, merak, surukleyicilik gibi etkiler bıraktığını söyleyebilirim. Ustaca yazılmış harika bir kurgu olduğunu da belirteyim.
King; ana karakter başta olmak üzere yan karakterlerin de dahil olduğu psikolojik durumları, ruh hallerini, ebeveyn etkisini, yaşantıları, rüyaları ve gerçekleri bütün seffafligiyla yansıtmış.
Kitabın betimlemeleri harika. O yüzden okurken bir noktadan sonra olayların yanibasinizda yaşanıyor olduğu hissine kapilabilirsiniz. Gerilim dozunun yüksek bir kitap olduğunu düşünüyorum. King; inanılmaz derecede tüyler ürpertici olan bir konuyu anlaşılır ve akıcı bir dille anlatmış.
Christine bir çok yönden ele alınarak yazılmış bir kitap. Saplantı derecesindeki duygular, öfke nöbetleri, değişen koşullar, sonuçlar, sorumluluklar, baskılar ve haksızlıklar...
Kitabın hızlı temposuna ayak uydurmak da benim; son derece kaliteli bir okuma süreci geçirmeme neden oldu.
King'in bu kitabı yazarken tek amacının sadece okuyucuyu korkutmak olduğunu düşünmüyorum. Bence kitapta alt mesajlar da vardı. "Bir şeye, birine... Saplantılı duygular beslemek, takıntı haline getirmek, bazı duyguları kullanarak bahaneler uretmek; işleri çıkmaz sokağa surukleyebilir."
Christine doğaüstü, tüyler ürperten, korkunç, mezar kokan bir sırrı barindirmasiyla birlikte inanılmaz kararlılığı ve sonsuz ofkesiyle; harikaydi!
Okumanızı tavsiye ederim.
Sıradışı bir konu.Genel , kısa yorumum irade sahibi şeytani bir eski model arabanın bir genç arkadaşın ailesinin kendisinin ve arkadaşlarının başını psikolojik , fiziksel anlamda yıpratması.
Stephen KingChristine de klasik “şeytani nesne” temasını alıp yalnızca bir korku hikâyesi anlatmıyor; gençlik saplantıları, yalnızlık, öfke ve ergenliğin kırılganlığını da işliyor. Romanın merkezindeki 1958 Plymouth Fury, yalnızca lanetli bir araba değil Arnie Cunningham’ın içsel karanlığının bir yansıması gibi ilerliyor. Arnie’nin utangaç, ezilen bir gençlik hâlinden giderek soğuk, saldırgan ve neredeyse insanlıktan uzak birine dönüşmesi, romanın en güçlü yönlerinden biri.
King’in özellikle karakter dönüşümünü işleyişi çok sağlam. Arnie'nin Christine ’le kurduğu ilişki, bağımlılık metaforu gibi okunabiliyor: Ne kadar bağlanırsa o kadar tükeniyor, ama kopmayı da asla başaramıyor. Araba adeta kıskanç bir varlık
Arnie’nin hayatına kim girerse yok ediyor.
Roman aynı zamanda 1970’lerin sonundaki Amerikan gençliğinin arka planında geçiyor; arabaların kişilik simgesi oluşu, özgürlük arayışı, arkadaşlık ilişkileri oldukça gerçekçi işlenmiş. King’in atmosfer yaratmadaki ustalığı burada da var garajdaki sahneler, geceleri kendi kendine hareket eden araba, metalik kokular, farların “göz” gibi betimlenişi gerçekten tüy ürpertici.
Sonlara doğru anlatıcı Dennis’in bakış açısından, Christine ’in hâlâ “yaşıyor” olabileceğine dair verilen küçük ipuçları da King’in tipik şekilde hikâyeyi asla tam kapatmama yaklaşımı.
Özetle:
“ Christine ”, yalnızca lanetli bir araba romanı değil; kontrol kaybı, saplantı ve dönüşüm üzerine oldukça karanlık bir karakter hikâyesi. King'in en atmosferik ve alegorik işlerinden biri.
King yine ustalığını dökmüş kelimelere... Sıradan bir konuyu ancak King böylesine güzel bir kurguyla birleştirip önümüze koyardı...Kitap hakkında çok iyi olması dışında söyleyecek hiçbir şeyim yok...Sadece şunu söyleyebilirim arabanıza sakın isim vermeyin ve fazla bağlanmayın Tedbiri elden bırakmamak lazım
.
ChristineStephen King · Altın Kitaplar · 20191,630 okunma
Sonsuz sayılabilecek kadar sınırsız bir öfkeyle ve hırsla mücadele edebilmek oldukça zordur. Fiziki varlığımıza işleyen bu şeytani duygular bir şekilde etkileşim kurduğumuz şeylere de bulaşır. Örneğin bir cisme dokunduğumuzda, bir arabaya bindiğimizde bazen hiç olmayacak duygulara kapılırız. Mesela bazı evlerde kendimizi huzursuz hissederiz. Her birinin bizim bilmediğimiz, fakat gerçekte var olan sır dolu bir hikayesi vardır. Bu duyguların tümü sahibinin O'nunla ne kadar sık etkileşime geçtiğinden ve ne kadar yoğun bir duyguyla bağlı olduğundan etkilenir. Ancak şunu söyleyebilirim ki; sizi rahatsız eden şeylerden mümkün olduğunca uzak durmanız önemlidir. Ve aynı şekilde sizi kendine çeken ve mantıklı düşünmenizi engelleyip sizi çılgına çeviren şeylerden de uzak durmak lehinizedir... Neden mi? Christine'i okurken tüm cevapları şaşkınlıkla kavrayacaksınız.
Christine yalnızca bir araba değil, hırslı bir kadın... Belki de hikayenin altında bir de mesaj vardır kim bilir. :) Ancak Stephen King bu kitabında yine okuyucuyu sürükleyen bir kurgu yaratmış. Özellikle Le Bay karakteri oldukça baskın ve insanın zihnine işleyen bir karakter olmuş. Bunun dışında sorgulanan arkadaşlık ilişkileri, ergenlik bunalımları konularına da ustalıkla değinmiş yazar. Kitabı okurken canımı sıkan, beni konudan uzaklaştıran hiçbir can sıkıcı engelle karşılaşmadım. Çevirisi oldukça başarılıydı. Bazı imla hataları vardı ancak tahammül edilemez değillerdi benim için... Diğer King kitaplarına göre ortalama bir standartta olsa da Christine'i de okumanızı tavsiye ederim. :)
Christine, Plymouth Fury model bir arabadır. Arnie bir gün arkadaşıyla gezerken bu arabaya karşı inanılmaz bir çekim hisseder ve o arabayı satın almak için her şeyi yapar. Arabayı yani Christine'i satın aldıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Christine'den önceki Arnie ve Christine'den sonraki Arnie diye keskin bir ayrım oluşacaktır. 'Fury' yani öfke adını taşıyan bu araba herkesin hayatını değiştirecektir.
Gerilim kitaplarını ara ara okumayı severim ancak Stephen King'deki fantastik ögeler -yaşın ilerlemesinden kaynaklı sanırım- beni o kadar çok etkilemiyor. Ama akıcılığı ve aksiyonu yüksek bir kitap; bu tarz kitapları sevenler bayılacaktır. Elimde birkaç tane daha King kitabı var, onları da nefes alma zamanlarında yine okumayı düşünüyorum.
ChristineStephen King · Altın Kitaplar · 20191,630 okunma
İlk görüşte aşka inanır mısınız? Peki neden inanırsınız sizi birden kendisine çektiği için mi? Aranızda bir enerji hissettiğiniz için mi? İlk görüşte aşk dediğimde bir insanın bir insana olan gönül düşürmesi değil de bir nesneye aşık olmasını ele alalım mesela. Biz okurlar raflarda göz göze geldiğimiz bir kitaptan etkilenmez miyiz hemen ona sahip olmak okumak, sindirmek ve kütüphanemizin en güzel köşesine koymak istemez miyiz? Arnie de böyle bir aşka vurgun ama onu böyle bitap düşüren nefesini kesen bir araba. Öyle sıradan bir araba değil elbette, Christine sonbahar kırmızısı "Plymputh Fury" 58 model bir araba.
"O arabayı görünce birden beni çektiğini hissettim... Bunu kendime bile doğru dürüst açıklayamıyorum ama onu çok daha iyi hale getireceğimi anladım." s.30
"Evet... Aslında onarmak kişiselliği olmayan bir şey. İnsan masaları, işlemleri, öyle şeyleri onarır. İşlemeyen çim makinesini onarırsın. Ve sıradan arabaları." (...) "Onun sıradan bir araba olmadığını düşünüyorum. Neden öyle düşündüğümü bilemiyorum... Yine de buna inanıyorum işte" s.31
Arnie bebeğim, Christine senin aklını başından almış, aşık olan bir insan artık farklıdır; aynı deli olmak gibi sen hariç çevrendeki herkes aklının uçtuğunun farkındadır. Peki bu aşk seni ve çevreni yavaş yavaş sömürüyor onların hayatlarından kısıp kendi hayatına katıyor ve güçleniyorsa? İşte bu aşk tehlikelidir, dikkatli ol Arnie uzak dur ondan!
ChristineStephen King · Altın Kitaplar · 20191,630 okunma
Lise yıllarında peşpeşe okumuş olduğum King'in kitaplarından birisiydi Christine. Canlanıp korku veren bir araç. Stephen King Doğaüstü olayları gerçekmiş gibi ustaca kelimelere dökerek hayran kitlesinin gitgide artmasına neden oluyor. İyi okumalar.
Stephen King, okuduğum diğer kitapları gibi bu kitabında da usta kalemini kağıda aktarmayı başarmış. Bitmesini istemediğim için yavaş yavaş okuduğum bu kitabı değerlendirmek istedim.
*Dikkat Spoiler İçerebilir*
Çevresindeki kişiler tarafından dışlanan ve hor görülen Arnie'nin tek bir dostu vardı, Dennis. İyi kötü her an birbirlerinin yanında olan Arnie ve Dennis'in dostluğu Arnie eski Plymouth Fury model araba olan Christine'i görene kadar gayet iyi bir şekilde ilerlemekteydi. Asıl sahibinin habis ruhunu taşıyan ve sonsuz bir öfkeye sahip olan Christine, Arnie'yi gözüne kestirerek kendisine takıntı derecesinde bağlanmasını sağlar. Zaten çevresindekiler tarafından dışlanmış olan Arnie hurda arabaya bir anda bağlanır. Çevresindekilerin tepkilerini umursamadan arabayı tamir edip kendine hem yeni bir uğraş bulmuş olur hem de Christine onun için en değerli varlık olur. Christine'i onarırken ergenlik sivilcelerinden ve çocuksu tavırlarından bir anda sıyrılıp daha olgun gözükmeye başlar. Ailesi başta olmak üzere çevresindeki herkes Christine'e karşı gelerek Arnie'nin aksine Christine'den hiç hoşlanmazlar. Zamanla Arnie'nin hayatına Leigh girince işin içinden çıkılmaz bir aşk üçgeni oluşur. Zaman ilerledikçe Christine kendini göstermeye , adeta bir suç makinesine dönüşmeye başlar..
Olay örgüsü öyle bir tempoya sahip ki ara vermek bir yana çabucak bitirip sonunu öğrenmek istiyorsunuz bir o kadar da kitabın dünyasından çıkmak istemiyorsunuz.
Kitabın konusu bana çok orijinal geldi. Cansız bir nesneye yüklenen özelliklerin bu denli ustalıkla yapılması kitabı okurken ister istemez insanı geriyor. Kitabın sonunun klişe biteceğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Yazarın yerinde olsaydım bu bölümleri değiştirirdim diyebileceğim tek bir yer bile yok, çünkü (bence) en eksiksiz King
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King