Ruhlar DükkanıStephen King

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.861
Gösterim
Adı:
Ruhlar Dükkanı
Baskı tarihi:
Nisan 1996
Sayfa sayısı:
524
ISBN:
9789754053173
Kitabın türü:
Çeviri:
Gönül Suveren
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Siz daha önce de buraya gelmiştiniz.

Tabii gelmiştiniz ya... tabii. Ben gördüğüm yüzü asla unutmam. Buraya gelin de elinizi sıkayım! Bir şey söyleyeyim mi? Sizin yüzünüzü bile görmeden, yürüyüşünüzden tanıdım. Castle Rock'a dönmek için bundan daha iyi bir gün seçemezdiniz. Ne harika değil mi? Av mevsimi yakında başladığında ormanlardaki ahmaklar turuncu giysileri olmayan ve kımıldayan her şeye ateş edecekler. Bunları sonra kar ve sulusepken izleyecek. Ama hepsine daha çok zaman var. Şimdi Ekim ayındayız ve biz Rock'a Ekimin istediği kadar kalmasına izin veririz.
(Kitab'tan)
Ruhlar Dükkânı, gerçek adıyla Gerekli Şeyler, Leland Gaunt adında bir adamın Castle Rock'ta açtığı bir dükkânı ve müşterilerini anlatıyor. Gaunt iyi bir pazarlamacı: insanların en çok istediği şeyleri çok uygun bir fiyata onlara satıyor, ama karşılığında kasabadaki bir kişiye bir şaka yapmalarını istiyor. Kitap, bu şakaların bir araya gelerek sebep olduğu "şeyleri" anlatıyor.

Tipik bir Stephen King kitabı olarak: bol karakter, bol detay, finale doğru yükselen gerilim, ve hiç fena olmayan bir son. Bol karakter demek bu karakterlerin derinleşememesi demek, evet, ama yine de yazar belirgin çizgilerle bu karakterleri dikkat çekici hâle getiriyor. Yine de diğer eserlerindeki karakterleri düşündüğümüzde acaba hangisi hangi kitaba ait ve birbirinden farkları nedir, diye sorsak bilemeyiz, ya da ben bilemem, en sevdiğim eseri olan Mahşer'den bile karakter hatırlamıyorum. Bunun sebebi King evreninde çok fazla insan olması. Belki bu çok sayıdaki karakter fazla derinliğe sahip değil, ama bu kalabalıklar kesinlikle keyif veriyor, okumaya da doyum olmuyor. Ruhlar Dükkânı'nı okurken yine iyiler ve kötüler arasındaki savaşa tanık oluyoruz. Mahşer'de anlatılan buydu. O'da anlatılan buydu. Kujo'da anlatılan buydu. Falcı'da anlatılan buydu. Tekrar tekrar okuduğumuz hikâyeyi bir kez daha okuyoruz: daha kalabalık, daha eğlenceli. Bu sefer kurgu daha da keyif verici, eğlendirici, düşündürücü.

Sonuç olarak; başarılı bir Stephen King kitabı Ruhlar Dükkânı. Yazarı seven herkese öneririm.
Bir "Oh" çekiyorum...
Neden mi? Çünkü, bu kitaptaki kötü, inanılmaz kötü, korkunç, ürkütücü bay görünümlü yaratık kimseyi rahat bırakmıyor, iște ben de okurken ele geçirilmiș gibi hissettiim durdum. Karakterlerin düșüncelerinin, en alt katmanlardan gelișini duyarak, onların can çekișlerini okumak resmen ișkence halini aldı. Öte yandan Maneviyatlarının, değerlerinin, birliklerinin ve en önemlisi huzurlarının; Karșılarına çıkan, daha önce hiç görmediklerini sandıkları, çesitli takılar, ya da onların zevkleri ve keyifleri için herhangi bir eșya, onları ele geçiriyor... Insanın küçücük bir olay karșısında takındığı nefret, sizde de tiksinti uyandırmakta. Insanların, insanoğlunun nasıl birbirine düșebileceklerinin, korkunç, ürkütücü ve gerilim yolu ile aktarımını okudum. Stephen King'e ve kıdemli kalemine, Medyum romanı ile tamamı ile güvenmekteydim, bu eseri ile de devam edeceğim. Inanilmaz bir yazar!

Karakterleri inceleyecek olursam: En hoșuma giden, kendimle özdeștirdiğim, olaylarda hop oturup, hop kalktığım 3 karakter vardı: Șerif Alan, yardımcısı Norris ve zarif, arteritli sevgilisi Polly... Küçük kentte Insanlığın elden gidișini seyrederken, dramı da soluyorsunuz, öyle ki așikarlığınız sizi sizden ediyor... Okuduğunuz için teșkkür ediyorum, minnettarım sizlere!

Benzer kitaplar

Bilenler bilir; dünya üzerinde gerilim- korku edebiyatı denildiğinde en popüler yazarlardan biri olan King'in kitaplarında gerilim ve korku unsuru düşük dozdadır ve genellikle konu ağır ve geniş bir şekilde ilerler. Konuyu anlatırken yazarın kalemi yavaş oynar. 11 22 63 bunun en iyi örneklerindendir bence... Yaratık gibi kitaplarında ise, gerçekle harmanlanmış fantastik öğeler biraz daha ön plana çıkar. 50'nin üzerinde eseri olan yazara her ne kadar edebi yönünün zayıf olduğu ve popüler unsurlara ağırlık verdiği eleştirileri getirilse de ben bunları acımasızca buluyorum. Gelelim Ruhlar Dükkanı'na;
Yazar ile tanışma kitabı arıyorsanız fantastik ve korku öğelerini ustaca harmanladığı son derece akıcı olan ve oldukça merak uyandıran, sade anlatım dili ile bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Elde etmek istediklerimiz için neleri feda edebileceğimizi ve bunun sonuçlarında ortaya neler çıkabileceğini abarta abarta kurgulanmış yazar, ama nasıl ustaca bir abartı ve kurgu... Ayrıntı vermeyim de, kitabın büyüsü bozulmasın. Bence yazarın orta uzunluktaki eserleri arasında en iyisi. Keyifle okuyun:))
sayfa 300 den sonra beynim fena karıştı çünkü olay ve kişiler sürekli değişti e tabi daha heyecanlı oldu . kendini vererek okuduğunda anlamaman imkansız olaylar bağlantılar dehşet güzel sadece böyle harika başlayan bir kitabın sonunun daha etkileyici olmasını isterdim süpriz bir son mesela.
En çok beğendiğim ve heyecanla okuduğum King romanlarından biri Ruhlar Dükkanı. Bir dükkandan hayatınızda en çok istediğiniz şeyi alabileceğinizi düşünün, ödeyeceğiniz bedelin ise haddi hesabı yok....
Zaaflarımız bizim için bir kelepçeden farksız. Kimi zaman karakterimizin bile önüne geçebiliyor. Bir nesneye duyduğumuz bağlılık ve kaybetme korkusu ruhlarımızı satın alıyor.
Sahip olmak istediği şeyler için insan nelerden vazgeçebilir? Neler yapabilir? Ruhunu satar mı? Herşeyin bir bedeli vardı.
İntikam duygusunun nelere neden olabileceğini, bir olayın nasıl diğer olayları tetiklediğini çok güel kurgulamış yazar.
Gerçekten sürükleyici ve güzel bir kitaptı
Kitabı okurken sanki siz de o kasabada o olayların içinde gibiymişsiniz hissi uyandırıyor .
Tavsiyemdir
Kitap için puanım 100 üzerinden 100 :)
Ne zaman King okusam ilk okuduğum kitabi O da aldığım tadı beklemekle hata yapıyorum. Sonuçta her kitap ayrı tat verir. Bunu beklentilerime de yansıtsam daha çok beğenirdim eminim. Heyecanlı ve güzeldi her şeye rağmen. Özellikle bazı kısımlar vardı ki nefesimi tuttum ve sanki bir tenis maçı gibi hızlı bir akıcılıkla sayfaları okudum.
Castle Rock gibi küçük ve sakin bir kasabaya bir gün yeni bir dükkan açılıyor. Adı ise "Gerekli Şeyler". Adının garipliğinden öte böyle sakin bir kasabaya yeni bir dükkanın açılacak olması ve o önündeki onu caddedeki diğer dükkanlardan ayıran iyi kalite yeşil tente bu kasabanın sakinlerini meraklandırmaya yetiyor. Dükkan açılmadan evvel 'Gözlerinize İnanamayacaksınız' yazılı bir tabela asılıyor. Ki öyle de oluyor. Kendimce özetleyecek olursam: "Arayan belasını da bulur,devasını da." Ama burada bulduklarını zannettikleri 'deva' aslında tam bir 'bela'. Bu illet tüm kasabayı sarıyor, herkesi etkisi altına alıyor.

  Bu mağazada yani Gerekli Şeyler'de her şeyi bulabiliyorsunuz. HER ŞEYİ. Tabi bunun için bedelini ödemeniz gerekiyor. Bu şey bazun bir olta, güzel bir tilki kuyruğu, karnaval camından yapılmış bir süs eşyası, Elvis Presley'e ait bir gözlük veyahut bir beyzbol kartı olabilir. Hatta sizin bile bilmediğiniz geçmişte kalmış bir olayın cevapsız kalmış soruları... Tabi ki karşılığında küçük bir meblağ ve birisine yapılacak küçük bir şaka karşılığında istediğiniz her neyse ona sahip olabilirsiniz.

  Dükkan açılıyor, müşteriler teker teker ziyaret ediyor. İhtiyaçlarını alıyorlar. Karşılığında şaka yapmayı da kabul ediyorlar. Ama bu küçük ve sakin kasabamızda bu şakalar nasıl sonuçlara yol açabilir acaba? Ne kadar ileriye gidebilir? İşin içinde King varsa her şeye hazır olun...

  Gerekli Şeyler'in sahibi Leland Gaunt, karanlık ve gizemli bir yabancı. Ama insanların gizli arzularına ulaşmak için ödemeye hazır oldukları bedel konusunda ise tam bir uzman...

  Yazarın kurgusunun gücüne mi, olayları ve onca kişiyi yapboz gibi bir araya getirmesine, düğümlerle birbirine bağlamasına mı, yoksa insanların ihtiyaç duydukları şey uğruna kendilerinden ne gibi ödünler verebiliceklerini mükemmel bir şekilde anlatmasına mı hayran kalayım bilemedim. Sen mükemmelsin Stephen!

Son olarak dikkat edin. Sandy Koufax kartı için Wilma Jerzyck'in bembeyaz çarşaflarına çamur, evinin camlarına da koca koca taşlar atan, sonrasında da intihar eden Brian Rusk'ın da dediği gibi "Bay Gaunt aslında bir insan değil." Ve o dükkana asla gitmeyin. Eminim Gaunt'un dükkanında size de verecek bir şeyi, karşılığında yapmanız gereken bir "şaka" mutlaka vardır...
Çok güzel dersler çıkartabileceginiz mükemmel bir kurgu :) filmini de izleyin kitabı kadar olmasa da o da çok güzel kitabı da tüm çevrenize okutturun muhakkak inanılmaz akıcı zaten yazarına bayılıyorum :)
Beni hikaye ve kurgulardan çok yazarın kullandığı dilin etkilediğini söyleyebilirim (Şimdiye kadarki ktaplarında da hep öyle oldu). "kapının zili çaldı" yerine "kapı yine o bildik şarkısını söyledi" gibi bir ifade kullanması beni etkileyen ve aklıma ilk gelen örneklerden biridir kitap içinden...
"Suç sayılacak kadar aptalca bir șey bu! Sana bir șey söyleyeyim mi, Hugh? Bu dünya her șeyin... Her șeyin satılık olduğunu bilmeyen ve ihtiyaç içinde kavranan insanlarla dolu... Bedelini ödemeye hazırsan, her șeyi alabilirsin. Paradan söz ediyorlar, hepsi o kadar. Sağlıklı kușkuları olduğu için gururlanıyorlar. Bu sahte sözler saçma. Tümüyle... saçma! "
'Ama' Aslında bu sözcükten nefret ettiğimi söylemek yanlıș olmaz! Güzel bir dünyada böyle kusturucu bir kelimeye gerek yoktur! Bana bașka bir șey söylemeni istiyorum, Nettie. Hoșlandıgım bazı sözleri. Onlara bayılıyorum!"
"Hangi sözleri?"
"Bay Gaunt en iyisini bilir. Bunu tekrarla"
Nettie, "Bay Gaunt en iyisini bilir," dedi ve bu sözler ağzından çıkar çıkmaz ne kadar doğru olduğunu anladı.
"Bay Gaunt her zaman her șeyin en iyisini bilir."
"Bay Gaunt her zaman her șeyin en iyisini bilir."
Bay Gaunt "Tamam!" dedi. "Tıpkı babalar gibi gibi!" Sonra korkunç kahkahalar atmaya bașladı. Ancak kayalar toprakların altında kayarlarken böyle ses çıkardı. Dükkanın sahibinin gözleri maviden yeșile, sonra kahveye ve sonunda siyaha dönüștü.
Clut, Hugh'ın yılların yumușatamadığı kötü ve ayyaș bir adam olduğunu biliyordu. Öyle bir insan her șey yapabilirdi... Özellikle içtiği zaman.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhlar Dükkanı
Baskı tarihi:
Nisan 1996
Sayfa sayısı:
524
ISBN:
9789754053173
Kitabın türü:
Çeviri:
Gönül Suveren
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Siz daha önce de buraya gelmiştiniz.

Tabii gelmiştiniz ya... tabii. Ben gördüğüm yüzü asla unutmam. Buraya gelin de elinizi sıkayım! Bir şey söyleyeyim mi? Sizin yüzünüzü bile görmeden, yürüyüşünüzden tanıdım. Castle Rock'a dönmek için bundan daha iyi bir gün seçemezdiniz. Ne harika değil mi? Av mevsimi yakında başladığında ormanlardaki ahmaklar turuncu giysileri olmayan ve kımıldayan her şeye ateş edecekler. Bunları sonra kar ve sulusepken izleyecek. Ama hepsine daha çok zaman var. Şimdi Ekim ayındayız ve biz Rock'a Ekimin istediği kadar kalmasına izin veririz.
(Kitab'tan)

Kitabı okuyanlar 284 okur

  • SihirliFlut
  • Ehu Ehe
  • Mustafa altun
  • Yasin Demir
  • Ali Kahraman
  • Rogojin
  • Onur Sümer
  • NERGİS ALTAN
  • Uzaklardaki Dost
  • Ş. Serda KAYMAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%3.7
18-24 Yaş
%20.1
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%33.6
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.8
Erkek
%33.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.4 (32)
9
%20.4 (19)
8
%34.4 (32)
7
%7.5 (7)
6
%2.2 (2)
5
%1.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları