YENİ FOBİ KİLİDİ AÇILDI: KLOZET
Neler diyebilirim bilmiyorum.Sırf bu inceleme için hesap açtım. Kitabın yüz küsür sayfasına kadar bayılarak okuduğum bir korku/gerilim kitabıydı.Karakterlerin hepsi ile bir bağ kurdum. Yarı psikopat Henry'mle, kalbi çokça kırılmış olan yaralı Peter'imle, kelimelerin yetersiz kalacağı biricik Beaver'ımla ve de Jonessy'imle. Ama onu yapmayacaktın Stephan King.
İnceleme: Yazarın dili gayet akıcı ve de hoş.İlk başlarda biraz karışık geliyor fakat ilk 15-20 sayfada olaylar oturuyor. Bize önce karakterli, kendi iç dünyalarını tanıtıyor sonraysa o lanet kamp başlıyor.Ve karakterimiz bir YARATIKLA ölüm kalım mücadelesine girişiyor(Ama ilk olarak Beaver ve Jonessy)Sonrası biraz spoiler olur ama neyse,
SPOİLER:
Bizim McCarthy yani kamplarına gelen yabancı adam bir gece tuvalete kalkıyor. Ve balığımsı, dev, iğrenç,pislik, arsız bir YARATIK sevgili Rick'in iç organlarını kemirerek dışarı çıkıyor.Neresinden mi? Boşverin. Sonra biricik Beaver'ım o yaratık dışarı çıkmasın diye klozet kapağının üstüne oturuyor. Jonassyden bant alıp gelecek. Sonra Beaver yere düşürdüğü kürdanlardan birini almak için(kürdan çiğneme takıntısı var ver annesi bir gün bu yüzden öleceğini söylüyor:) eğildiğinde yaratık dışarı çıkıyor ve sonrası... Allah belanı versin Stephan King...
Neyse iki arkadaşımız daha var aslında bunlar dörtlü ama neyse. Henry ve Pete 30 kilometre uzaktaki bir marketten alışveriş yapmak için şehre iniyorlar dönüş yolunda tipiye yakalanıyorlar fakat her şey güzel giderken karşılarına bir kadın çıkıyor ve bu yüzden kaza yapıyorlar. Ama sen kurtuluyorlar kızın komada sanıp kadını alıyorlar ama aslında kadının içinde de bir yaratık var.Henry bizimkilerin yanına gidip yardım çağırmak için holl in the wala geri dönüyor. Pete de alkolik ve arabada
Uzun vaktimi aldıktan sonra sonunda bitirebildim. Stephan King'in daha önce hiç bir kitabını okumamıştım. It 1 ve 2 yi izlemiştim tabi ama okumakla kıyaslanamaz. Bilmiyorum bu kitap beni bazı bölümlerde çok heyecanlandırdı sayfalarca durmadan okudum, bazı bölümlerde sıkıldım ve okumak için kendimi zorladım. Dedim ki kendime "Evet okumaya devam et, değeceğini anlayacağın zaman bunun için kendine teşekkür edeceksin, yapabilirsin."
Eğer kitabı akıcı okumayı sürdüremediğim yerlerde bıraksaydım pişman olurdum. İlk başlarda hafif sıkıldım, karakterleri tanıyınca daha çok sevmeye başladım ve kitaba bağlandım. Yeni karakterler geldiği bölümde biraz bocaladım, onları kabul etmek istemedim. Ortalardaki askeri kısımlar ilgimi çekmediği için hemen bitsin istedim. Son 150 sayfa çok aksiyon içinde geçiyordu, en çok onları okurken keyif aldım. Bana hayatta kullanacağım ya da ders çıkaracağım pek fazla şey bırakmadı. Tabi dostluk, yardımlaşma gibi temaları vardı. Ana karakterlerden birinin Down sendromlu olmasının ve arkadaşlarıyla ilişkisinin insanın yüreğini burkan bir yönü vardı.
Alıntı yapacağım cümleler bulmak kolay değildi. Fakat beni kahramanlarla beraber uzun bir maceraya dahil etti. Beraber umut ettik, beraber kaybettik, beraber yaşamak için mücadele ettik. Kazananlar oldu kaybedenler oldu.
Kitabın bana hissettirdikleri şeyler bunlardı. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum. Sanırım filmini de izleyeceğim.
Çok fazla Stephen King kitabı okumadım ama okuduklarım arasında şu ana kadar en sevdiğim, beni en çok merak içerisinde bırakan kitabı bu oldu.
Kitabımızın ana karakterleri çocukken çok yakın olan dört arkadaş ve onları çocukluklarından itibaren birbirine bağlayan down sendromlu bir çocuk (Duddits). Çocukken hep birlikte olan bu dört arkadaşın yıllar geçince birbirleriyle geçirdikleri zaman azalmış ancak her yıl av partisi yapmaktan vazgeçmemişler. Başlarına gelen sıradışı ve garip olaylar da bu av partisine denk gelir. Dünya dışı bir gezegenden gelen canlılar ve onların yaymış oldukları virüslerle bir mücadeleye başlarlar.
Kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcı. Konuların geçmiş ve şimdiki zaman açısından birbiriyle bağlantısı güzel. Dudditsle olan bölümler ise kocaman bir kalbi hakediyor, beni çok etkileyen ve hüzünlendiren sahnelerdi. Özetle sevdiğim bir kitap oldu.
Stephan Kingin okuduğum ilk kitabıydı. İyi ve kötü yanları var kitabın.
Konusu: Uzaylılar yaşamak için yeni bir yer arıyorlar ve o yer bizim planetimiz. Buna karşı savaşan 5 arkadaştan bahsediliyor.
İyi yanları:Konusu çok iyi, sarıyor baya. Kitabın sonuna kadar merakta tutacak bir kitap. Arkadaşlık ilişkileri çok güzel verilmiş.
Kötü yanları: Çevirisi çok kötüydü ve ya yazarın dilini ben pek anlamadım diye bilirim. Bazı kısımları çok karışık yazılmış. Bunun çeviridenmi yoksa yazardanmı kaynaklandığını anlayamadım. Şrift çok küçük biraz daha okunması için büyük ola bilirdi.
Bu özelliklerine göre kitaba tam adapte olamadım ama bunlara takmayanlar olursa korku, gerilim okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Okuduğum King kitapları içinde en sürükleyici olanıydı. Şaşırtıcı bir şekilde kadro az karakterden oluşmuş. Bu ve yalın anlatımı takibi kolaylaştırdı.
Ne çok yerde irkildim ve ürperdim sayamadım. Kaç gün oldu hala etkisi sürüyor. Bırrrrr.
Okuduktan sonra dayak yemiş gibi olsam da bir başka kitabını okumadan yapamayacağım.
Bir grip oldum kafam samanla doldu sanki ve üstadın kanserle savaştığı bir dönemde böyle bir eseri yaratması ona olan saygımı ve hayranlığımı kanatlandırıyor.
Kaç kere filmini izlemeyi düşündüm ama iyi ki önce kitabı okumak kısmet oldu.
Gerilim ve korku tarzından hoşlananlara öneririm.
Rüya AvcısıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,094 okunma
Yirmi beş yıl önce Down sendromlu bir çocuğu zorbaların ellerinden kurtaran ve artık farklı yaşamları ve sorunları olan Beavy, Henry, Pete ve Jonesy her yıl düzenledikleri geleneksel bir av partisinde buluşur. Sessiz sakin bir tatilin hayalini kuran arkadaşların kampına gelen bir yabancı, gökyüzündeki ışıklar hakkında anlamsız sözler mırıldanmaya başlayınca kamptaki huzur bir anda yok olur.Zoraki misafirden kurtulmanın yollarını ararken kendilerini başka bir dünyadan gelen korkunç bir yaratıkla giriştikleri ölüm kalım savaşının içinde bulurlar. Hayatta kalmalarının yolu ortak geçmişlerindedir.Stephen King' in hayal dünyasına bayılıyorum. Kitaplarını okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum.
Stephen King kitaplarının birbirine atıf'ta bulunmasına alışıktır sadık okuyucuları. Bu güzel eser'de de (it) O'dan ufak bi parça gördük, vay canına burdada karşımıza çıktı dedirtti. Rüya avcısı konusu yönünden güzel, fakat akıcılığı tartışılacak bir kitap. Ben sevdim ve öneririm. King okuyorsaniz çokta pişman olmazsınız zaten.
Rüya AvcısıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,094 okunma
İlk defa bir stephen King kitabını hem sevmedım hem hıc bır şey anlamadım. Çok zor bitirdim son sayfalara doğru artık atlaya atlaya gıttım boşa zaman kaybı oldu.
Rüya AvcısıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,094 okunma
Artık bir Stephen King romanı okumalıyım diyerek başladığım Rüya Avcısı anlatım olarak başta bana çok yabancı geldi.Anlamlı cümlelerden uzak,duyguların yavan ama çarpıcı olduğu romanlara ilk geçişim olduğundan biraz zorlandım. Yer yer gözlerimi kısarak, midemin ağzıma geldiği, kasılarak okuduğum yerler oldu. Bu anlamda bazen sizi gerim gerim geren bir gerilim romanı olmakla beraber uzaylılar,bir salgın hastalık, telepati ve dostluk gibi kavramların olduğu iyi bir kurguyu da içinde barındırıyor. Ancak ben gerçekten bağlanarak sadece son yüz elli sayfasını okuyabildim. Ondan öncesinde bana göre biraz yavaş ilerledi, merak unsuru yüksek olmasa çok daha zorlanarak bitirirdim.
Rüya AvcısıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,094 okunma
Ruhlar Dükkanı kitabını okuduktan sonra sıradaki kitaba bakarken Rüyalar Gerçek Olsa şarkısı çalıyordu ve sıradaki kitabın da Rüya Avcısı olduğunu görmek biraz manidar oldu benim için. Gerçi planlarım arasında son Stephen King kitabını okuduğumda kıymetli sanatçımız Selçuk Ural’dan Güle Güle Sana şarkısını çalmak vardı ama o da biraz zamansız oldu. Zaten her son, her gidiş biraz zamansız ama Erbatur Ergenekon gibi de duygusala bağlamayalım durduk yere.
Kitap ise geniş bir hayal dünyasının ürünü. Şöyle ki, yok yok şarkı yok daha, 25 yıl evvel Down Sendromlu bir kardeşimizi zorbaların ellerinden kurtaran ve farklı hayatlara sahip Beavy, Henry, Pete ve Jones adlı arkadaşlar her yıl buluşuyorlar. Evet, kadro bu sefer oldukça az ve o kafa uyuşturan karmaşık 1500 kişilik karakterlerin arasından bize en yakınları ayırt etme savaşı vermiyoruz.
Son buluşmada kampa bir yabancı gelecek, garip şekilde konuşacak ve gökyüzünden sıkça bahsedecek. Bizimkilerin huzuru kaçınca da bu davetsiz misafirden kaçmanın yollarını arayacaklar. Bu sefer de bir yaratıkla (aslında bu her insanın mutlaka olduğuna inandığımız bir korkusunu temsil ediyor) kendilerini savaş halinde buluyorlar. Hayatta kalmalarının tek yolu da ortak geçmişleri oluyor tabi. THE IT romanına benzer bir durum var ama çok alakası yok. Geçmiş meselesi.
Her kitap gibi sıkıcı yerleri de mutlaka var hem de aşırı sıkıcı yerler ama önemli olan bu kısımlarda kendimizi bırakmak yerine, devamlılık önemli. Devam ettiğinizde pişman olmuyorsunuz. Bu akıcılıkta yaşanan dalgalanmalar ise acaba yazardan mı yoksa çeviriden mi, tüm kalbimle söylüyorum hala bilmiyorum bunu.
Son olarak şu bilgiyi de vermemiz gerek. Aktarılan psikoloji ve benim yaratığı parantez içinde farklı şekilde tanımlamamın nedeni kısmına geldik. Stephen King, bu
Rüya AvcısıStephen King · Altın Kitaplar · 20201,094 okunma
Stephen Edwin King (d. 21 Eylül 1947, Portland, Maine), korku, doğaüstü kurgu, gerilim, suç, bilimkurgu ve fantazya türlerinde eserler üreten Amerikalı yazar ve senarist. Kitapları toplam 350 milyon kopyadan fazla sattı ve çoğunun film, televizyon dizisi, mini dizi ve çizgi roman uyarlamaları yapıldı. Yedi tanesi Richard Bachman müstear ismiyle olmak üzere, 62 roman ve 5 kurgu dışı eser yayınladı. Ayrıca çoğu, kitap koleksiyonlarında yayınlanan 200 kadar öykü yazmıştır.
İlki 1987 yılında Sadist (Misery) romanı başta olmak üzere toplam 15 kez Bram Stoker Ödülü'ne layık görüldü. 2003 yılında Ulusal Kitap Vakfı (National Book Foundation) tarafından "Amerikan Edebiyatına Üstün Katkı Ulusal Madalyası" ile onurlandırıldı. 2004 yılında Dünya Fantazya Konvansiyonu (World Fantasy Convention) tarafından "Yaşam Boyu Başarı" ödülüne layık görüldü. 2007 yılında Amerikan Gizem Yazarları Organizasyonu (Mystery Writers of America) tarafından "Grand Master" ödülüne layık görüldü. Amerikan edebiyatına yaptığı katkılar nedeniyle, 2015 yılında Ulusal Sanat Vakfı (National Endowment for the Arts) tarafından "Ulusal Sanat Madalyası" ile onurlandırıldı.
İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayımlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (the Man Who Loved Rita Hayworth aka the Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. İlk profesyonel kısa öykü satışını The Glass Floor adlı öyküsüyle Starling Mystery Stories'e yapmıştır (1967). Kitaplarının çoğu memleketi Maine'de geçer.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_King