Adı:
Kule
Alt başlık:
Kara Kule Serisi 7
Baskı tarihi:
Haziran 2005
Sayfa sayısı:
880
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752105799
Orijinal adı:
The Dark Tower - The Dark Tower 7
Çeviri:
Canan Kim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İlk romanı "Göz"den sonra King tüm dünyada en çok satan kitaplar listesine giren 40 roman daha yayımladı. Romanlarının büyük bir bölümü Türkçeye çevrilen ve Kara Kule Serisi'nin tamamı Altın Kitaplar tarafından yayımlanan yazar, bu kez, "Kule / Kara Kule 7" ile okurla buluşuyor. 

... Tüm güzel şeylerin bir sonu vardır. Ne devamlı okuyucular, ne de Stephen King bir öyküyü ebediyen devam ettiremez. Romanın kahramanlarından Roland Deschain'in durup dinlenmeden Kara Kule'yi araması, öykünün başından beri onu izleyen okuyucuların sabrını taşırdığını düşünüyor yazar ve serinin son kitabında -biraz da okuru düşünerek- Roland'ın ve arkadaşlarının macerasına devam ediyor... 

Herkes bir yana dağıldığı halde Roland'ın katet'i henüz bir bütün halindedir. Susannah-Mia (1999 yazında), Dixie Pig'den Fedic doğum odasına -aslında burası bir dehşetler odasıdır- taşınır.

Jake ve Peder Callahan, Oy ile birlikte ellerinde silahlarla Lexington Caddesi ile Altmış Birinci Sokak'ın köşesindeki restorana dalarlar. Düşmanlarının sayısını ve ne denli tehlikeli olduklarını bilmemektedirler. 

Bu arada Roland ve Eddie 1977'de Maine'de, John Cullum ile gaipten gelenlerin bölgesi olan Turtleback Yolu'nu aramaktadırlar. Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler. Ama sonunda yalnızca geçiş yapmak istedikleri dünyanın önemli olduğunu fark ederler.
Böylece, roman tıpkı Stephen King'in hayal dünyasının en üst sınırına açılan bir kapı gibi açılır. Bunca yol kat edip buraya geldiniz. Belki arkanızdan bir kapının çarparak kapandığını duyacaksınız. Kara Kule'ye hoş geldiniz.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
(Bu inceleme sadece Kule ile ilgili değil serinin tamamıyla ilgilidir.)
Kara Kule Serisini okumaya başlamadan önce seriyi uzunca bir süre araştırdım, hakkında onlarca olumlu, olumsuz yorum okudum (İlk göz ağrım Yüzüklerin Efendisi ile bile kıyaslayanlar vardı - tabi şimdi bu arkadaşlara sadece gülüyorum) seriyi çok beğenenler olduğu gibi, yarım bırakanların sayısı da az değildi ve nihayetinde türü ve Stephen King'i sevdiğim için seriyi temin edip okumaya başladım.
Açıkça söyleyebilirim ki, sonradan eklenen Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar (yazarın deyimiyle Kara Kule 4.5) ile 8 kitaba çıkan Kara Kule serisi bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Roland, Eddie, Susannah, Jack, en sevdiğim Oy hepsi birbirinden sağlam karakterlerdi ama hikaye bir türlü vadettiği seviyeye çıkamadı. Tabi bunda bazı abartılı olumlu yorumların yarattığı yüksek beklentinin etkisi de büyük.
Özellikle Stephen King'in trafik kazası geçirdikten sonra yaşadığı, serinin yarım kalabileceği endişesiyle bir an önce seriyi tamamlama isteği pek olumlu sonuç vermemiş. Özellikle kitabın sonu çok bilinen bir filmin sonuyla aynı olmuş (Okuyan herkes bu filmi anlamıştır ama okuyacaklar için büyük bir Spoiler olacağı için bu filmin adını burada yazmıyorum ancak tahmin yürütecekler için şunu söyleyebilirim Yüzüklerin Efendisi değil) bu nedenle de "vay bee" dedirten bir son olmadı.
Yinede herşeye rağmen seriyi okuduğum için kesinlikle pişman değilim. Hayal dünyama "Oy" gibi unutulmaz bir karakter hediye etti :)
Kısaca şunu söyleyebilirim beklentinizi çok yüksek tutmazsanız sağlam karakterlerin olduğu uzun bir yolculuk sizleri bekliyor.
İnsan, hayatında önemli yeri olan herhangi bir "şey" sona erdiğinde kendisine belli bir süre ayırmalı, ve düşünmeli, sindirmelidir. Bu, o "şey"e hak ettiği saygıyı göstermektir. Stephen King'in otuz yılı aşkın sürede kaleme aldığı Kara Kule destanının (evet, kesinlikle bir destan) görkemli bitiş kitabının kapağını kapattığım zaman, kitap keyfime eşlik eden müziğimin de (o an Dream Theater- Change of Seasons'ın Crimson Sunrise bölümü çalmaktaydı kulağımda) yardımıyla arkama yaslandım, gözlerimi kapattım ve Roland'a, Ka-Tet'ine, yolculuklarında onlara eşlik eden veya yalnızca yolları kesişen her kişiliğe, Kule'ye ve en önemlisi Stephen King'e saygılarımı sundum. Geç kaldım halbuki, serinin ilk cümlesi bu saygıyı hak ettiğinin sinyalini çoktan vermişti.

Kara Kule, okunması gereken bir kitap serisinden ibaret değil, çıkılması gereken bir yolculuktur. Ve ben bu yolculuğumla ilgili bir yazı yazarken korktuğumu hissediyorum. Çünkü biliyorum, yeteri kadar iyi olmayacak, belki de hissettiklerimi anlatamayacağım. Fakat şunu da biliyorum ki; tamamen dürüst olacak. Hatta belki fazla dürüst.

Bir yazarın yazdığı ile bütünleşmesi genellikle bahsedilen ve garipsenmeyen bir durum. Otuz seneyi aşkın bir destanın da yazarı ile bütünleşmesi bu duruma bakacak olursak gayet olağan. Kendim de bir şeyler yazmaya çalıştığım için biraz da olsa tahmin yürütebiliyorum bir hikayenin temelini atıp üzerine devam etmenin ne kadar zor olduğunu. Bu yüzden Kara Kule yolculuğunun detaylılığı ve inanılmaz derecede gerçekçi atmosferi karşısında Stephen King'e saygı duymamak elde değil. Şunu da düşünmek lazım, Kara Kule nasıl bizler için bir serüvense, bu serüvenin ilk yolcusu şüphesiz Stephen King'in kendisidir. Gerek kitapların sonlarına eklediği
notlar, gerekse satır aralarına gizlediği hisleriyle King, bu yolculuğun onun için neye benzediğini bizlere elinden geldiği kadar anlatmaya da çalışmış. Ve şunu da söylemeden geçmek istemiyorum; çoğu yazar kitaplarına notlar düşer, fakat ben Stephen King kadar hitabeti kuvvetli ve duygu yüklü bir yazara denk gelmedim.

Seriyi kısa bir sürede okudum. İlk yazıldığından itibaren takip eden ve her kitabı sabırsızlıkla bekleyen sadık King okurlarının bekleyişlerine kıyasla ben yalnızca son kitabın yeni baskısını bekledim. Keçi inadım sağ olsun, kısacık bir bekleyiş bile beni bu kadar sabırsız bir hale getirdiyse, bahsettiğim o okurları düşünemiyorum bile. Ve ben bu serüvenden hala kopamadıysam, onlar nasıl koptu ya da kopmayı başarabildiler mi, bilmiyorum. Stephen King'in kopmadığını sadık okuyucuları olarak zaten biliyoruz.

Serüvene başlamak kadar bitirmek de beni fazlasıyla korkuttu. Karakterlere ve yolculuğa o kadar bağlanmıştım ki, hayatımda ilk defa gerçekten bir kitap bitmesin istedim. Bu lafı belki daha öncesinden başka kitaplar için de kullanmışımdır, emin değilim. Emin olduğum, bu lafın gerçek anlamını şimdi idrak ettiğim ve belki de Kara Kule'ye olan yolculuğumdan benim de asla kopamayacağım gerçeğidir.

Bu belki de çok iddialı bir söz olacak fakat, ben hayatım boyunca bu kadar çarpıcı, bu kadar his yüklü, bu kadar mükemmel bir son görmedim. Sonlar zordur. Bunu herkes bilir. Önemli olan sonun layığı ile yerine gelmesidir. Son sayfaya kadar karşıma çıkacak sondan korktum. Gerçekten korktum. Göreceğim sonun beni yolculuğum hakkında hayal kırıklığına uğratacağından korktum. Fakat ben hiç böyle ters köşeye yatmamıştım. Şunu anladım ki "ağzı açık kalmak" deyimi fiziksel boyutta da kendini gösterebiliyormuş. Başka bir yazar olsa bu denli büyük bir destanın sonunu oluştururken, yükün ağırlığının altında ezilebilirdi. Stephen King, bu destansı hikayeyi sonlandırırken yalnızca iyi bir yazar olduğu için değil, cesur bir yazar olduğu için kurtuluyor sonun ağırlığından. Kurtuluyor demek yanlış olabilir, en azından ben yanlış olduğunu düşündüm. Stephen King bizlere hayal bile edemeyeceğimiz bir son sunuyor. Bazılarınız daha farklı bir son isteyebilir. Bazılarınız seneler süren serüvenlerinin son adımının böyle olmasına öfkelenebilir. Fakat Kule'ye olan yolculuk sona erdiğinde her birinizin gözlerinde birikmiş yaşlar ve göğsünüze kadar sarkmış bir çene olacak, bundan eminim.

Aslında yukarıda kurduğum cümle bu yazım için güzel bir son niteliğinde olabilirdi. Fakat benim Kule hakkında söyleyeceklerim bitmedi. Hoş, muhtemelen Kule hakkında söyleyeceğim sözler asla tükenmeyecek, tıpkı Stephen King'in Kule hakkında olan sözleri gibi.

Stephen King'i körü körüne savunuyorum. Elbette yüzde yüz beğenmediğim kitapları oldu, daha da olacak. Denk geldiğim hataları da olacak, kendisi de hatalarını kabul eden biri olduğunu son kitapta bizlere açık açık söylüyor. (Gerçekten açık açık, okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.) Kitaba başlamadan önce, yorumlarına göz atarken gerçekten saygısızca ve iğrenç diyebileceğim bir yoruma denk geldim. Elimden geldiğince saygı çerçevesinde cevap vermeye çalıştım ve bunu başardığıma inanıyorum. Fakat o saygısız kelimeleri kullanan kişiyi (okur diyemiyorum, "üzgünüm derim") karşıma koysanız, şu anki gazla kendisine pek de iyi davranamayacağımı dürüst bir şekilde ifade edebilirim.

Eğer, benden başka birinin de Kara Kule'ye olan sürekli yolculuğa (evet, bunu da anlayacaksınız) çıkmaya ikna edebildiysem, mutluyum. Çok mutluyum. Çünkü bu tek yönlü bir serüven değil. Bu serüvende, korkacaksınız, adrenalin patlamaları yaşayacaksınız, duygulanacaksınız, dahası ağlayacaksınız, sinirleneceksiniz, gülecek ve kahkaha atacaksınız. Kule'ye olan yolculuk, sizlere hayatın gerçeklerini benzersiz bir fantastik pencereden gösterecek. Bunu yaparken acımasız olacak, çünkü 'ka' acımasızdır. Anlatılması gereken hikaye anlatıldı ve ben nihayet dinledim. Beni bu kadar derinden etkileyecek bir hikaye daha olacak mı bilmiyorum. Fakat şunu biliyorum; her yolculuğumda gözlerim Kule'yi arayacak.

Ve son olarak: Stephen King, teşekkürler derim sai, uzun günler ve hoş geceler dilerim.
Kara Kule, Stephan Edwin King’in yazdığı orta dünya‘da büyük kıyametten sonra, Kara Kule’ye ulaşmaya çalışan  Roland Deschain adlı silahşörun başından geçen olayların anlatıldığı bir seridir

Bu uzun mu uzun kah ilgi çekici kah merak uyandıran serinin benim hayatımda ki yeri oldukça önemlidir. Kitaplarla geç tanışan bir kişiyim ve bu serinin ilk kitabıyla karşılaşmasam belki de çok uzun süre böyle devam edecektim. Bir merak ile başladığım seriye tutku ile bağlanmış, derslerde bile okur olmuştum.. Lise yıllarımda ergenliğinde verdiği o heyecan ve aksiyon tutkumu bu kitapta bulmuştum :)

Şuan tekrar okurmusun diye sorsanız, okumam daha doğrusu okuyamam malesef. Kitap güzel olduğu kadar bazı noktaları abartılı uzatılmış. Gereksiz diyaloglar, kurgusunda bozulmalar vs.. Lise zamanında göklere çıkarttığım kitabın şimdilerde benim için sadece anısı var diyebilirim.

Herşey zamanında güzel.
Serinin ilk 2 kitabini bitirme sabrini gosterirseniz (çeviri bir facia), Kara Kule sizi bekliyor tavsiye ederim :)
Stephen King'in en iyi roman serisi. 1977 yılında yazmaya başladığı seriyi 2005 de tamamladı, bu arada çok ciddi bir trafik kazası da geçirdi ve dünyada Kara Kule okuyucularında son kitap yazılamayacakmı korkusu oluşmuştu. Yazarın Tolkin'den etkilenerek başladığı seri Dünya'da büyük başarı sağladı. Roland ile başlayan yolculuk kulede sona eriyor. Yazarın hayal gücünün ne kadar kuvvetli olduğu ayrıca dehası kitaptaki olay ve boyut örgüsünde ortaya çıkıyor. İlk kitap "silahşör" den başlanarak sıradan okunmalıdır.
Uzun soluklu bir seri okurken etkilenmemek ve karakterleri sevmemek mümkün değildir. Bende karakterleri severek ve kitabı okurken romanın içinde yaşayarak takip ettim kurguyu. 7 seri kitap ve birde geçmiş olay kitabı mevcut. Bağlantılı kitaplar da cabası. Ama ana seriyi bitirmek insanda garip duygular bırakıyor. Yer yer sai King'e kızdım yer yer büyülendim. Kitapları okurken bazen uçurum hissi geldi bunlar da 30 yılı aşan bir sürede yazilmalarından kaynaklanıyor. Sadece biz değil yazar da kitaptan koptu bazı zamanlarda. Kuleye başlayanlar hep sonu merak ederek bekledi. Bu son bazılarını tatmin etmedi fakat böyle bir sonu ben bekliyordum. Roland'ın savaş borusuyla tekrar başlaması sonu değiştirilebilir ve bu ucu açık son insanı etkiliyor. Bu sefer olabilir diye düşündürüyor. Jake, Susannah, Eddie, Roland , Oy vs. derken bir çok karakter giriyor hayatımıza. Genel olarak iyi bulduğum serinin son kitabı kuşkusuz en iyisiydi. Bu seriye başlayacak olanlara tavsiyem heyecan kadar öfke ve üzüntüye de açık olmaları olur. Uzun günler ve hoş geceler dilerim.
sanırım hayatımda bu kadar kötü bir seri okumadım. Okumayın!!! Adam 7 kitap yazmış - güya yazmış - resmen her birinde ayrı sıvamış. Bu kitap için harcadığım zamanda kim bilir kaç kitap okurdum... Yazar, burda kendini basit bir pazarlamacı gibi göstermiş ve diğer kitaplarımıda okuyun; bakın bu karakter şurdan; şu karakter diğer taraftan gibi abuk subuk şeylerler yazmıştır. Vesselam tekrarlayım -OKUMAYIN-
Ben niye okudum peki; para verdim 7 sini birden aldım ve sırf verdiğim paranın hatırına okudum.
Yolculuk uzun, bedeli yüksek oldu... ama hiçbir büyük hedefe kolay varılmamıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kule
Alt başlık:
Kara Kule Serisi 7
Baskı tarihi:
Haziran 2005
Sayfa sayısı:
880
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752105799
Orijinal adı:
The Dark Tower - The Dark Tower 7
Çeviri:
Canan Kim
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
İlk romanı "Göz"den sonra King tüm dünyada en çok satan kitaplar listesine giren 40 roman daha yayımladı. Romanlarının büyük bir bölümü Türkçeye çevrilen ve Kara Kule Serisi'nin tamamı Altın Kitaplar tarafından yayımlanan yazar, bu kez, "Kule / Kara Kule 7" ile okurla buluşuyor. 

... Tüm güzel şeylerin bir sonu vardır. Ne devamlı okuyucular, ne de Stephen King bir öyküyü ebediyen devam ettiremez. Romanın kahramanlarından Roland Deschain'in durup dinlenmeden Kara Kule'yi araması, öykünün başından beri onu izleyen okuyucuların sabrını taşırdığını düşünüyor yazar ve serinin son kitabında -biraz da okuru düşünerek- Roland'ın ve arkadaşlarının macerasına devam ediyor... 

Herkes bir yana dağıldığı halde Roland'ın katet'i henüz bir bütün halindedir. Susannah-Mia (1999 yazında), Dixie Pig'den Fedic doğum odasına -aslında burası bir dehşetler odasıdır- taşınır.

Jake ve Peder Callahan, Oy ile birlikte ellerinde silahlarla Lexington Caddesi ile Altmış Birinci Sokak'ın köşesindeki restorana dalarlar. Düşmanlarının sayısını ve ne denli tehlikeli olduklarını bilmemektedirler. 

Bu arada Roland ve Eddie 1977'de Maine'de, John Cullum ile gaipten gelenlerin bölgesi olan Turtleback Yolu'nu aramaktadırlar. Ümitsizce diğerlerinin, özellikle Susannah'nın yanına ulaşmak istemektedirler. Ama sonunda yalnızca geçiş yapmak istedikleri dünyanın önemli olduğunu fark ederler.
Böylece, roman tıpkı Stephen King'in hayal dünyasının en üst sınırına açılan bir kapı gibi açılır. Bunca yol kat edip buraya geldiniz. Belki arkanızdan bir kapının çarparak kapandığını duyacaksınız. Kara Kule'ye hoş geldiniz.
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 172 okur

  • sadocan
  • Gülşah Cansever
  • Semih Önal
  • Mehmet Özdoğan
  • Jake Epping
  • Onno muratyan
  • Elifnur Kocaoğlu
  • Sinem
  • May
  • Selen Kahraman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.9
14-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%19.1
35-44 Yaş
%41.2
45-54 Yaş
%13.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%28.2
Erkek
%71.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50.8 (32)
9
%22.2 (14)
8
%11.1 (7)
7
%9.5 (6)
6
%3.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%1.6 (1)
1
%1.6 (1)