Kara Kule yolculuğunun sonuna geldim ve nasıl hissettiğimi bilmiyorum. Bir çok duyguyu birden yaşadığım söylenebilir. Bir buçuk aydır beraber olduğum karakterlerden ve evrenden ayrılmak düşündüğüm kadar kolay olmadı.
King 'in zekasına ve yarattığı multi-evrenlerine hayran kalmamak elde değil. Kara Kule' nin neden kendisi için bu kadar önemli olduğuna şaşmamalı. Bir çok kitabı, karakteri kulenin ekseni etrafında dönüyor.
Şunu söylemeliyim ki sonunu okuduğum zaman bir süre hareketsiz kalıp sadece duvara baktım. Tam bir King sonuydu. Kendisinin de dediği gibi iyi bir son mu kötü son mu bilmiyorum ama en doğru son buydu.
Buralarda biraz spoiler verebilirim o yüzden aramızda seriyi okumak isteyenler varsa lütfen hiç aşağılara inmesin.
Roland'ın 7 kitap sonunda Kara Kule'nin en tepesine çıkıp tekrar başladığı noktaya, Walter'ı çölde kovaladığı ana dönmesi bende çok farklı duygular yarattı. Kapıyı açıp herşeyi anladığı anda o kadar üzüldüm ki... Aslında yüzlerce belki binlerce kez Kule'ye ulaşıp o kapıyı açmış ve tekrar başladığı yere dönmüş. Çok korkunç ama Roland içinde çok uygun bir son, değil mi? Ama bu sefer son seferi olabileceğine dair bir umut var, bir şansı var. Kule'yi görme takıntısını yenip sadece ışınları kurtarıp dünyayı eski güzel haline döndürüp hayatına devam etmesini o kadar çok isterim ki... Roland için böyle duygular besleyeceğimi asla düşünmezdim. İlk kitapta buz gibi kalbi olan bir çocuğu bile öldüren biriyken sıcak bir insana, sevgiyi anlayan seven birine dönüştü. Etrafındakileri amacı uğruna feda edebileceği varlıklar olarak değil de ailesi gibi görmeye başladı. Belkide bu duyguların bir kısmı yeni döngüsünü yaşarken içinde kalır. Tekrardan soğuk kalpli katil Roland'a dönüşeceğini düşünmek istemiyorum.
Susannah en doğru kararı vererek Kara Kule'ye
(Bu inceleme sadece Kule ile ilgili değil serinin tamamıyla ilgilidir.)
Kara Kule Serisini okumaya başlamadan önce seriyi uzunca bir süre araştırdım, hakkında onlarca olumlu, olumsuz yorum okudum (İlk göz ağrım Yüzüklerin Efendisi ile bile kıyaslayanlar vardı - tabi şimdi bu arkadaşlara sadece gülüyorum) seriyi çok beğenenler olduğu gibi, yarım bırakanların sayısı da az değildi ve nihayetinde türü ve Stephen King'i sevdiğim için seriyi temin edip okumaya başladım.
Açıkça söyleyebilirim ki, sonradan eklenen Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar (yazarın deyimiyle Kara Kule 4.5) ile 8 kitaba çıkan Kara Kule serisi bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Roland, Eddie, Susannah, Jack, en sevdiğim Oy hepsi birbirinden sağlam karakterlerdi ama hikaye bir türlü vadettiği seviyeye çıkamadı. Tabi bunda bazı abartılı olumlu yorumların yarattığı yüksek beklentinin etkisi de büyük.
Özellikle Stephen King'in trafik kazası geçirdikten sonra yaşadığı, serinin yarım kalabileceği endişesiyle bir an önce seriyi tamamlama isteği pek olumlu sonuç vermemiş. Özellikle kitabın sonu çok bilinen bir filmin sonuyla aynı olmuş (Okuyan herkes bu filmi anlamıştır ama okuyacaklar için büyük bir Spoiler olacağı için bu filmin adını burada yazmıyorum ancak tahmin yürütecekler için şunu söyleyebilirim Yüzüklerin Efendisi değil) bu nedenle de "vay bee" dedirten bir son olmadı.
Yinede herşeye rağmen seriyi okuduğum için kesinlikle pişman değilim. Hayal dünyama "Oy" gibi unutulmaz bir karakter hediye etti :)
Kısaca şunu söyleyebilirim beklentinizi çok yüksek tutmazsanız sağlam karakterlerin olduğu uzun bir yolculuk sizleri bekliyor.
Stephen abimizin 30 senelik emeği olan 7 kitap ve 4187 sayfa ile taçlandıran Kara Kule serisini bugün itibarıyla bitirdim. Kolay değil 5 ay boyunca hemen hemen her gün okudum.
Bu sürede Roland ve arkadaşlarıyla yattım kalktım neredeyse ailemden çok onlarla vakit geçirdim, bir gece abartmıyorum rüyalarıma bile girdiler Calla’nın Kurtlarını beraber avladık . Kitaba gelince Stephen King ile Mahşer romanıyla (bu kitapın yeri bende her zaman baş köşede olucaktır) tanıştım aslında Stephen King okumaya pek istekli değildim ama İş Kültür’deki görevli arkadaş ısrarla Kara Kule serisini okumamı isteyince bende o sayede 7 kitabı birden aldım. (8. Kitabı yani Anahtar Deliğinden Esen Rüzgarı daha almadım ne zaman alırım bilmem çünkü kapıyı tamamen kapatmak istemiyorum!) iyi kide almışım çünkü yazarın hayal gücünün tüm limitlerini bu kitapla bilmiş oldum zaten kendisininde dediği gibi bu eser kendisinin ustalık eseri. Lafı çok uzatmak istemiyorum okumak isteyen kitapları seven ve zamanı bol olan alsın okusun, okumazsanız bişey kaybedermisiniz? bence kaybetmezsiniz çünkü yazarın bu eserde hitap ettiği grup farklı bi grup o yüzden beğenende çok beğenmeyende az sayılmaz. Herkese keyifli okumalar diler incelememi okuduğunuz için teşekkürler derim.
KuleStephen King · Altın Kitaplar · 20111,216 okunma
İnsan, hayatında önemli yeri olan herhangi bir "şey" sona erdiğinde kendisine belli bir süre ayırmalı, ve düşünmeli, sindirmelidir. Bu, o "şey"e hak ettiği saygıyı göstermektir. Stephen King'in otuz yılı aşkın sürede kaleme aldığı Kara Kule destanının (evet, kesinlikle bir destan) görkemli bitiş kitabının kapağını kapattığım zaman, kitap keyfime eşlik eden müziğimin de (o an Dream Theater- Change of Seasons'ın Crimson Sunrise bölümü çalmaktaydı kulağımda) yardımıyla arkama yaslandım, gözlerimi kapattım ve Roland'a, Ka-Tet'ine, yolculuklarında onlara eşlik eden veya yalnızca yolları kesişen her kişiliğe, Kule'ye ve en önemlisi Stephen King'e saygılarımı sundum. Geç kaldım halbuki, serinin ilk cümlesi bu saygıyı hak ettiğinin sinyalini çoktan vermişti.
Kara Kule, okunması gereken bir kitap serisinden ibaret değil, çıkılması gereken bir yolculuktur. Ve ben bu yolculuğumla ilgili bir yazı yazarken korktuğumu hissediyorum. Çünkü biliyorum, yeteri kadar iyi olmayacak, belki de hissettiklerimi anlatamayacağım. Fakat şunu da biliyorum ki; tamamen dürüst olacak. Hatta belki fazla dürüst.
Bir yazarın yazdığı ile bütünleşmesi genellikle bahsedilen ve garipsenmeyen bir durum. Otuz seneyi aşkın bir destanın da yazarı ile bütünleşmesi bu duruma bakacak olursak gayet olağan. Kendim de bir şeyler yazmaya çalıştığım için biraz da olsa tahmin yürütebiliyorum bir hikayenin temelini atıp üzerine devam etmenin ne kadar zor olduğunu. Bu yüzden Kara Kule yolculuğunun detaylılığı ve inanılmaz derecede gerçekçi atmosferi karşısında Stephen King'e saygı duymamak elde değil. Şunu da düşünmek lazım, Kara Kule nasıl bizler için bir serüvense, bu serüvenin ilk yolcusu şüphesiz Stephen King'in kendisidir. Gerek kitapların sonlarına eklediği
notlar, gerekse satır aralarına gizlediği hisleriyle
Uzun uzun inceleme yazmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Maceranın sonuna geldik arkadaşlar.
Boşluğa düştüm , tatmin edici bir şeyler arıyorum daha önce bunu aşmış arkadaşlar tavsiye verirse sevinirim.
KuleStephen King · Altın Kitaplar · 20111,216 okunma