Fazıl Şengül profil resmi
Görünen görenin körlüğüyle müttefik

#43724263

http://www.instagram.com/kifayetsiz.sozler
ODÜ: İlahiyat AÖF: Felsefe
Kocaeli - Ordu - Trabzon
26 Mart 1996
Erkek
355 okur puanı
28 Tem 2017 tarihinde katıldı.
  • 208 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
    İsmini çokça duyduğum bu kitabı geçenlerde sık sık gittiğim bir kitap evinde görmüştüm. Aslında oraya giderken ya Cemil Meriç'in ya da İsmet Özel' in kitabını almaktı niyetim. Bir an düşündüm ve içimde oluşan merak hissi beni tehditkar bir tavırla Fahrenheit 451'e yöneltti. Aslında birçok kitap bende bu hissiyatı uyandırır, kitabı elime alıp incelediğimde o (bazen hayran olduğum) ön yargıma başvurup vazgeçerdim almaktan, ama o gün böyle olmadı. Kitabı elime alıp kapağına, isminin anlamına ve yapılan yorumlara baktığımda anlamıştım, sanırım kitabın cazibesine çoktan kapılmıştım. Böyle anlarda inatçılık etmem, arzumun peşinden gitmek en iyisi, çünkü aksi takdirde hep zihnimin bir köşesinde beni tehdit edecek fikirlerim olur. Bu konuda biraz pinpirikliyimdir..

    Velhasıl kelam, kitapla tanışma hikayem böyleydi. Kitabın konusunu, yazarın ihtişamını veya kaç bin baskı yapıldığını anlatmak istemiyorum size. Tüm bunları zaten diğer arkadaşlar 754 tane inceleme yaparak özetlemişler.. Canı gönülden paylaşmak istediğim konu; kitapta da tam olarak anlatılmaya çalışılan geçmişimiz ve geleceğimiz.. Kitap distopik bir eser olduğu için gelecek kurgusuyla oluşmakta. Yani olağan bir durum; kitabı okuduğunuzda geleceğe yolculuk yapmış olursunuz ama bende bu hissiyatın yanında geçmişimede dönmemi sağladı. ( Ergenliğimin doruklarında olduğum, bir kızın bana baktığı anda aşık olduğunu düşündüğüm yıllara değil :) daha eskiye telefonların sadece zenginlerin ellerinde olduğu dahası android'in Türkiye'ye gelmediği, gelse de bizim gibi orta halli ailelerin tuşlu telefonlar kullandığı zamanlardan bahsediyorum. Evet, evet bunlar sanki milattan önce yaşanmış bir hayal gibi gelebilir birçoğunuza, ama sadece "10" sene öncesiydi.. Şayet içimden geçenleri belki de ilk defa bu kadar sade yazdığım, yer yer saçmaladığım bu iletiyi okuyan varsa şayet direk on sene öncesini düşünüp, harbiden böyleymiş, ne hızlı gelişmiş.. 'diye düşünüyor olabilir veya saçmala bende o zaman telefon vardı diyenlere cevabım ise "sanırım biz senin kadar zengin/şanssız değildik dostum".. Neyse fazla abartıp olayı dramatikleştirmeye gerek yok sanırım, fakirim ama ruhum zengin misali :) Kaldığım yerden devam edecek olursam; çokta uzak olmayan o döneme gittiğimizde neler görüyoruz, bir hayal edin? Birazcık olsun kölesi olduğumuz hayattan sıyrılıp hayal kurmaya çalışın.. Ben gördüklerimi söyleyeyim size; sokakta top oynayan çocuklar, cebindeki son 50 kuruşuyla sakız alıp ondan çıkan kartları akşam ezanı okunana dek o pis kaldırımların üstünde özgürce oturup, (hatta bazen yatarak) oynayabilmek. Veya misket.. Sokaklarda birisi beni öldürecek, kaçıracak veya (kızlar için taciz edecek) korkusu olmadan dolaşabilmek. Bayramlarda apartmanlara gidip, yaşlı ninelerin sırf bir lira versinde gidip sakız alalım diye ellerini öptüğümüz veya canımız sıkıldığı için zillere basıp kaçtığımız zamanlar.. Ah o eski ramazanlar.. 'gibi bir klişeden bahsetmek değil, şu aciz 23 senelik yaşamımda en mutlu anlarımı paylaşmaktı niyetim. Tutkunu, bağımlısı, kölesi olduğunuz teknolojiyi bir kenara bırakıp bunları düşünmek baya zor olsa gerek, en azından benim açımdan böyle..

    Tüm bunları neden mi anlattım, geleceğimizin tozlu raflarında geçmişimizin izleri bulunsun istedim. Şimdi hangimiz özgürce veya korkusuzca sokakta yürüyebiliyor. Rastgele bir evin kapısını çalıp gördüğünüz kişilerin bayramını kutluyor, saygıdan ellerini öpebiliyor? Hangimiz yolda gördüğümüz simit satan amcanın veya mendil satan 6 yaşındaki çocuğun gözlerinin içine korkusuzca bakabiliyor.. Korkuyoruz çünkü bu dünyayı biz inşa ettik.. Yazarda hep beraber yaptığımız bu çirkinliğin eserini kısa bir roman eşliğinde gözler önüne seriyor. Geleceğimizde olacakları kurgu bağlamında konu alan kitabımız, 1953 tarihinde yazılmış olmasına rağmen gayet başarılı. Buraya kadar okuyan olduysa şayet "tüm samimiyetimle seni kucaklıyor ve yazıma değer kattığın için teşekkür ediyorum :) "
  • 208 syf.
    ·7 günde·İnceledi·Puan vermedi
  • Dünyadaki herhangi bir insan grubuna sadık olmak istemiyordum. Kendi öfkeme sadık olmak istiyordum. Gruplara ait olmaktan hep korkmuşumdur. Demokrat, cumhuriyetçi, komünist, faşist veya.. sadece tam bir Amerikalı olmak istemiyordum..
  • Önümüzdeki hafta, önümüzdeki ay ve önümüzdeki yıl içinde birçok yalnız insanla tanışacağız. Ne yaptığımızı sorduklarında şöyle diyebilirsiniz: Hatırlıyoruz. Uzun vadede bu sayede kazanacağız. Günün birinde de öyle çok şey hatırlayacağız ki gelmiş geçmiş en büyük lanet olası buharlı kazıcıyı inşa edip gelmiş geçmiş en büyük mezarı kazacağız ve savaşı içine atıp üstünü örteceğiz.
Görünen görenin körlüğüyle müttefik

#43724263

http://www.instagram.com/kifayetsiz.sozler
ODÜ: İlahiyat AÖF: Felsefe
Kocaeli - Ordu - Trabzon
26 Mart 1996
Erkek
355 okur puanı
28 Tem 2017 tarihinde katıldı.
2019
41/100
41%
41 kitap
9.360 sayfa
14 inceleme
647 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 490. sırada.

Şu anda okudukları 6 kitap

  • Dil Belası
  • Anahatlarıyla Yahudilik
  • Budala
  • Feyzü'l Furkan Tefsirli Kur'an-ı Kerim Meali
  • Safahat
  • Kuran-ı Kerim Türkçe Meali

Okuduğu kitaplar 108 kitap

  • Fahrenheit 451
  • Pulbiber Mahallesi
  • Büyük Fetih
  • Başarının Sırları Yazar: Ahmet Kapusuz
  • Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens
  • Hikem-i Ataiyye
  • Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
  • Jurnal
  • Taşları Yemek Yasak
  • Leylim Leylim

Kütüphanesindekiler 1 kitap

  • Çile

Beğendiği kitaplar 7 kitap

  • Ufuk çizgisi
  • El Munkız Mined Dalal
  • Güzel İnsan Modeli
  • 21. Yüzyılda Kulluk Sanatı
  • Hırçın Kız
  • Bir Adam Yaratmak
  • Çile

Beğendiği yazarlar 2 kitap

  • Dostoyevski
  • Necip Fazıl Kısakürek
Okur takip önerileri
Daha fazla